İnsanların Tanrı hakkındaki düşüncelerinde öyle bir sapkınlık var ki, eğer bu kadar trajik olmasaydı gülünç olurdu. Onu küçültmenin yollarını buluyoruz.

Mezmur 139 muhteşem bir panzehirdir. Tanrı’nın yüce bir resmini çizer, ancak bunu bir mezmura yakışır şekilde şaşırtıcı derecede kişisel yollarla yapar. Özellikle de:

(1) Tanrı her şeyi görür ve bilir (139:1-6). Mezmur yazarı bu noktayı az önce benim yaptığım gibi soyut olarak da ifade edebilirdi. Bunun yerine, formuna sadık kalarak, Tanrı’ya hitap eder ve bu Tanrı’nın bilgisinin pasif ve sadece kapsamlı olmadığını kabul eder: aktif ve kişiseldir. Bu Tanrı mezmur yazarını o kadar iyi tanır ki, bedeninin yaptığı her hareketi ve yaşamının her alışkanlığını, aynı zamanda düşündüğü her düşünceyi ve konuştuğu her kelimeyi –henüz meydana gelmeden önce bile– bilir. İbraniler 4:13 bunu söyler.

(2) Tanrı her yerdedir ve bu nedenle kaçınılmazdır (139:7-12). Yine de metindeki düşünce soyut değildir. Davut şöyle sorar: “Nereye gidebilirim senin Ruhun’dan, nereye kaçabilirim huzurundan?” (139:7) diye sorduğunda, Tanrı’dan uzaklaşmak isteyen bir parçasının olduğu oldukça açıktır. Bu mümkün değildir. Davut göklere uçsa ya da Şeol’e inse, hayal edebileceği kadar doğuya ya da batıya gitse, karanlıkta saklansa, hiçbir şey onu Tanrı’nın arayan bakışlarından saklayamaz. Mezmurun sonunda, Davut’un bu Tanrı’dan kaçmak istemediği açıktır (bkz. Rom. 8:38-39).

(3) Tanrı Yaratıcı ve İlahi Hükümdar’dır (139:13-18). Davut burada ilk yaratılışa değil, annesinin rahmindeki kendi oluşumuna işaret eder –ki bu oluşum, tüm dehşet verici karmaşıklığına rağmen, nihayetinde Tanrı’nın bir eserinden başka bir şey değildir. Bu Tanrı, yaratık oluştuktan sonra kontrolü bırakmaz: “Bana ayrılan günlerin hiçbiri gelmeden, hepsi senin kitabına yazılmıştı.” (139:16). Kutsal Yazılar’da bu gerçek insan sorumluluğunu azaltmaz, aksine imanımızı artırır. Belki de Davut’u bu bölümün son iki ayetini kaleme almaya iten bu bilginin genişliğidir: Tanrı’nın düşünceleri sayılamaz, çünkü kum tanelerinden fazladır –ki bu hiç de abartı değildir.

(4) Tanrı tamamen kutsaldır (139:19-24). Davut’un kötü insanlara karşı tepkisi sadece Tanrı’ya olan sadakatinin bir işlevidir (139:19-22). Bunu yalnız kinci bir kendini beğenmişlikten kurtaran şey, Tanrı’nın kutsallığının ışığında, Davut’un kendi yaşamındaki kötülüklerle başa çıkmaya daha az kararlı olmadığı gerçeğidir (139:23-24).