Elbette her zaman böyle olmaz. Bazen bir kişinin ve ailesinin günahı –bu örnekte Akan– tüm inanan topluluğa yenilgi getirmez (Yeşu 7). Örneğin, Hananya ve Safira’nın günahı sadece kendilerine ölüm getirdi (Elçilerin İşleri 5) ve çektikleri ceza topluluğun geri kalanında tanrısal bir korku uyandırdı. Öte yandan Davut’un günahı tüm ulus üzerinde trajik sonuçlar doğurmuştur. Belki de en korkutucu durumlar, sayısız günahın birçok insan tarafından işlendiği ve Tanrı’nın bu konuda kesinlikle hiçbir şey yapmadığı durumlardır. Çünkü en kötü yargı, Tanrı insanlara sırtını dönüp kararlılıkla günah işlenmesine izin verdiğinde gerçekleşir. İşler kontrolden çıkmadan önce sert bir şekilde uyarılmak çok daha iyidir. Bu nedenle önceki kırk yıllık çöl yolculuğunun büyük bir kısmı Tanrı’nın terbiye edici eline teslim edilmişti: amaç ıslah edici olduğu kadar eğiticiydi de.
Kutsal Yazılar’ın başka yerlerinde durum ne olursa olsun, burada Akan ve ailesinin günahı küçük Ay kentini ele geçirmek için gönderilen birliğin utanç verici bir yenilgiye uğramasına neden olur. Daha da kötüsü, yaklaşık otuz altı İsraillinin ölümüne neden oldu (7:5). Bir anlamda Akan bir katildi. Yeşu şaşkınlık içinde Tanrı’ya yöneldiğinde, Tanrı aniden, “Ayağa kalk!” (7:10-12) der ve ordugâhtaki günahla ilgilenmesini ister. Önemli olan, Tanrı’nın açık ve tekrarlanan talimatlar vermiş olmasıdır. Bunlar ihlal edilmişti. Tanrı ve İsrailliler arasındaki antlaşma esasen toplumsaldı ve bu nedenle Tanrı tüm topluluğa, antlaşmanın gerektirdiği disiplini kendi üyeleri arasında uygulamayı öğretmeye kararlıdır.
Kuşkusuz yeni antlaşmaya dönüldüğünde akılda tutulması gereken bazı önemli farklılıklar vardır. Bununla birlikte, burada da Tanrı bazı açık şeyler söyler ve antlaşma topluluğunun disiplinli olmasını bekler (örneğin, 1 Kor. 5; krş. 2 Kor. 11:4; 13:2-3). Pavlus, açık bir ihlal söz konusu olduğunda kilisede disipline uyulmamasının tüm topluluğu tehlikeye attığı konusunda bizi uyarır (1Ko. 5:6). Bu bakış açısını görmezden gelen kilise pastörleri ve diğer Hristiyan kuruluşlarının liderleri, önderlik etmeye çağrıldıkları tüm insanlar arasında felakete davetiye çıkarmaktadırlar. Barış adına, gerçek motivasyon sadece korkaklık ya da daha kötüsü, Tanrı’nın sözlerini ciddiye almama olabilir. Bu tarih için belirlenen ikinci okumada bu nokta pekiştirilmektedir: “Adına şükrederim, sevgin, sadakatin için. Çünkü adını ve sözünü her şeyden üstün tuttun” (Mezm. 138:2-3).