İbraniler 1’in açılış ayetlerindeki zıtlıkların hepsi aynı yöne doğrudur.

“Eski zamanlarda” ifadesi, “bu son çağda” ifadesiyle tezat oluşturur. Tanrı’nın “atalarımıza” konuşmuş olması, bu son günlerde “bizlere” konuştuğu gerçeğiyle karşıtlık içindedir. Eski zamanlarda Tanrı “peygamberler aracılığıyla birçok kez çeşitli yollardan” atalarımıza seslenmiştir. Ama bu son günlerde Tanrı bize “Oğlu’yla” seslenmiştir (1:1-2).

Gerçekten de orijinal metindeki “Oğlu’yla” ifadesi, İbraniler’in yazarının Oğul’u bir başka peygamber, hatta en yüce peygamber olarak düşünmediğini oldukça güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır. Buradaki düşünce, geçmişte Tanrı’nın sözüne peygamberler aracılık ederken, bu son günlerde söze Oğul’un aracılık ettiği ve böylece peygamberlerin sonuncusu haline geldiği değildir. Söz konusu olan daha temel bir şeydir. Grekçe ifade, aşırı tercüme edilirse, “Oğulda” anlamına gelir. Bu ifadenin “peygamberler aracılığıyla” ve “peygamberler aracılığıyla birçok kez ve çeşitli yollarla” zıtlığı önemlidir.

Asıl mesele, Tanrı’nın bu son günlerde kendisini Oğul vahyiyle açıklamış olmasıdır. Geçmişte, Tanrı peygamberleri kullandığında onlara bazen doğrudan sözler verdi (kehanetlerde veya görümlerde), bazen onları kaydettikleri deneyimlere yönlendirdi, bazen de yanan çalı gibi olağanüstü olaylar aracılığıyla “seslendi”; “birçok kez” ve “çeşitli yollardan” (1:1). Ancak şimdi, Tanrı “Oğul’da” konuşmuştur –biz bunu “Oğul vahyi” olarak ifade edebiliriz. İsa sadece vahyi getirmez; O, vahyin kendisidir. İsa sadece Tanrı’nın sözünü getirmez; O, adeta Tanrı’nın kendisi, doruk noktası olan Söz’dür. Bu fikir, Yuhanna İncil’inin başlangıcında okunanlarla çok benzerdir. Oğul, bunu yapabilme kapasitesine sahiptir çünkü O, “Tanrı yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür” (1:3).

Bu durumda, Hristiyanlar Yeni Ahit kitaplarını sadece Eski Ahit kitapları gibi, Tanrı’nın kurtuluş planının bir sonraki aşamasını getiren kitaplar olarak düşünmemelidir. Mormonlar bunun böyle olduğunu iddia ederler ve ardından Joseph Smith’in, kendisinin de bir peygamber olarak tanındığı için, bize daha sonra gelen bir vahiy daha getirdiğini söylerler. Ancak İbraniler’in yazarına göre, peygamberler aracılığıyla ve kitaplarda depolanan tüm Eski Ahit vahyinin zirvesi, kesin olarak söylemek gerekirse, daha fazla kitap değil, bizzat İsa Mesih’tir.

Yeni Ahit kitapları, İsa’nın etrafında toplanır ve vahyin doruk noktası olan O’na tanıklık ederler. Bu doruk vahye tanıklık edemeyen sonraki kitaplar otomatik olarak diskalifiye edilir.