Pavlus’un Rab’bin Sofrası’nı ele alışından (1Ko. 11:17-34) çıkarılabilecek birçok sonuçtan Rab’bin Sofrası hakkında üç gözlem: Birincisi, bu geçici bir emirdir. Sadece “Rab’bin gelişine dek” (11:26) uygulanmalıdır. Bunun nedeni kısmen “anma” işlevidir (“Beni anmak için böyle yapın”, 11:24). Yeni cennette ve yeni dünyada, dönüşmüş imanlılar İsa’yı “anmak” için buna benzer bir ayine ihtiyaç duymayacaklardır, çünkü İsa sürekli olarak odak noktalarının ve tapınmalarının merkezi olacaktır. Bunu bilerek, Rab’bin Sofrası’na her katıldığımızda, sadece geriye, İsa’nın parçalanmış bedenine değil, aynı zamanda ileriye, tamamlanışa da bakmamıza yardım edilir.

İkinci olarak, doğru bir şekilde uygulandığında, Rab’bin Sofrası kerigmatik bir işleve sahip olmalıdır. Kerigmatik sözcüğü kerisso, “ilan etmek” fiilinden gelir: Pavlus bu Akşam Yemeği’yle Rab’bin ölümünü O gelene dek ilan ettiğimizi söyler (11:26) –ancak burada farklı bir fiil kullanır. Normalde bu fiil müjdeleme bağlamında kullanılır: Müjde’yi henüz iman etmemiş olan insanlara duyururuz ya da ilan ederiz. Eğer Pavlus’un kastettiği buysa, o zaman Rab’bin Sofrası’nın işlevlerinden biri –kerigmatik işlevi– müjdeciliktir. Kesinlikle bunun böyle olduğu kiliselerde bulundum. İnançsızlar ayinin bir parçasıdır. Katılmamaları konusunda uyarılırlar, ancak gördüklerini ve duyduklarını gözlemlemeleri ve yansıtmaları için teşvik edilirler. Törenin öneminin bir kısmı açıklanır, belki de bu, dünyanın yaşamı uğruna hayatını veren diri ekmek olan İsa’nın tanıklığı olarak işlevini ifade eder (Yuhanna 6:51). Tören ve söz birlikte Rab’bin ölümünü ilan eder.

Üçüncüsü, Rab’bin Sofrası yaklaşımı her Hristiyan’ın ekmeği yemeden ve kâseyi içmeden önce kendini sınaması için bir fırsat sağlar (11:27-28). Yorumcular Rab’bin bedenini tanımamanın ne anlama geldiği konusunda anlaşmazlığa düşerler (11:29). Seçenekleri değerlendirmek bu bağlamda mümkün değildir. Ben sadece vardığım sonucu kaydedebilirim: Pavlus, “bedeni farketmeden yiyip içen” herkesin “kendini mahkûm” ettiği konusunda uyarır. Başka türlü nasıl olabilir? “Anımsıyoruz” ve “İlan ediyoruz” derken günahı beslemek, bu sofraya layık olmayan bir şekilde yaklaşmaktır; “Rab’bin bedenine ve kanına karşı” suç işlemektir (11:27). Ancak bu özel yorumun doğru olup olmadığına bakılmaksızın, uyarının kendisi son derece ciddiyetle ele alınmalıdır. Burada söz konusu olan yeterince iyi olmak değildir, çünkü hiç kimse yeterince iyi değildir. Bu Akşam Yemeği’ne yaklaşmanın tek “layık yolu” pişmanlık ve imandır.