1. Korintliler 10, üzerinde uzun uzun düşünmeye değer birçok pasaj içerir. Ancak bugün, yüzeysel olarak bakıldığında en kolaylarından biri olan bir pasaj üzerinde düşüneceğiz.

Pavlus Korintlilere, “atalarımızın” (10:1) başına gelen ve Kutsal Yazılar’da kaydedilen olayların, “onlar gibi kötü şeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye” olduğunu söyler (10:6). Elçi bazı örnekler verdikten sonra tekrar şöyle der: “Bu olaylar başkalarına ders olsun diye onların başına geldi; çağların sonuna ulaşmış olan bizleri uyarmak için yazıya geçirildi” (10:11).

(1) Kutsal Yazıların sahip olduğu amaçların çeşitliliğini gözlemlemek önemlidir. Örneğin, başka bir yerde Eski Antlaşma Kutsal Yazıları’nın ya da bazı bölümlerinin günahın ne kadar korkunç bir şey olduğunu sadece peygamberlik sözleriyle değil, aynı zamanda Mesih’in nasıl olacağını öngören modeller, kalıplar ve “tipler” ile Mesih’e giden yolu hazırlamak; Tanrı’nın halkı adına kesin olarak harekete geçeceği zamanı duyurmak; günaha ve yargıya karşı uyarmak ve çok daha fazlasını göstermek için verildiğini öğreniyoruz. Yani Eski Ahit anlatıları şüphesiz “salt” ahlaki derslerden daha fazlasını sunsa da, daha azını da sunmaz. Kanonik iç bağlantıların karmaşık katmanlarını araştırırken, metnin yüzeyinde yatan ahlaki öğretiyi göz ardı etmemeliyiz.

(2) Pavlus’un örnek olarak sıraladığı büyük günahlar –putperestlik, fuhuş, RAB’bi “denemek” (yani, Mısır’dan Çıkış 17:2’de olduğu gibi iyiliğinden ya da yeteneğinden şüphe etmek) ve homurdanmak (10:7-10) –çağdaş imanlılar arasında bilinmeyen şeyler değildir.

(3) Pavlus’a göre Tanrı’nın niyeti, bu materyallerin Kutsal Yazılar’da yer almasının sebebi “bizim” bundan faydalanmamız içindi. “Biz” derken, “çağların sonuna ulaşmış olan” kişilerden bahsediyordu (10:11). Kuşkusuz bu, Tanrı’nın niyetinin eksiksiz bir ifadesi olarak ele alınmamalıdır, ancak kesinlikle temel bir ifade olması amaçlanmıştır. Dolayısıyla Tanrı’nın bakış açısına göre, Eski Antlaşma kitapları sadece ilk yazıldıklarında onları okuyanlar için değil, çağların vaatlerinin ilk bölümünün yaşandığı dünya tarihinin bu zorlu anında yaşayan “bizler” içindir.

(4) Dolaylı olarak, geçmiş çağlardan bu kadar çok öğreti ve uyarı almış olan bizlerin sahip olduğumuz ayrıcalık zenginliğini görmezden gelmemiz daha da şok edicidir. Körlüğümüzle bazen Eski Ahit’teki bazı kişilerin ya da grupların aldıkları tanrısal mirası ve antlaşmayı nasıl bu kadar çabuk terk edebildiklerine hayret ederiz. Biz de böyle yaparsak ne kötü olur!