İsyanın birçok yüzü vardır.

Çölde Sayım 12-13 oldukça farklı ve karmaşık iki isyan biçiminden söz eder. İlkinde Harun ve Miryam kardeşleri Musa hakkında kötü konuşurlar. Ortaya çıkan sorun şudur: Rab Musa aracılığıyla olduğu kadar onlar aracılığıyla da konuştuğu için, Musa’nın sahip olduğu yetkiyi paylaşma hakkına sahip olduklarını düşünmektedirler. Ancak başka katmanlar gizlidir: Musa’nın bir Kûşlu ile evlenmesinden dolayı ona kızgındırlar. İnsan güdüleri genellikle karmaşıktır.

Kaçınılmaz olarak, protesto makul ve mantıklı, hatta (bizim kulağımıza) demokratik geliyor. Dahası, Musa’yı korkunç bir duruma sokmayı amaçlıyor. Eğer Tanrı’nın bu görev için özel olarak çağırdığı liderin yalnızca kendisi olduğunda ısrar ederse, kıskanç ve şüpheci kişiler tarafından kendi çıkarını korumakla suçlanabilir. Onu kısmen kurtaran şey, kendisinden sonra gelen Kurtarıcı gibi Musa’nın da olağanüstü alçakgönüllü bir insan olmasıdır (12:3; krş. Mat. 11:29).

Tanrı’nın kendisi müdahale eder ve liderin kim olacağını belirler. Musa eşsizdir, çünkü aldığı ve ilettiği vahiy, diğer tüm peygamberlerinkinden ötedir; dahası, Musa Tanrı’nın evinde sadık olduğunu kanıtlamıştır (12:6-8). Miryam korkunç bir yargıyla karşı karşıyadır. Neden Harun’un değil de Miryam’ın bu kadar acı çektiği belirsizdir: belki de bu isyanda lider oydu ya da belki de Tanrı Harun’un başkâhin olarak sahip olduğu meşru otoriteyi zayıflatmak istemedi. Açık olan şudur ki, Musa’nın aracılığı sayesinde Miryam affedilse bile hem kendisine hem de ulusa güç arzusuyla kendini gösteren isyanın yaşayan Tanrı’nın yargısını hak ettiğini öğretmek için ordugâhın dışında bir hafta boyunca utanç ve hastalıkla karşı karşıya kalır.

Çölde Sayım 13’te anlatılan ikinci isyan, Vaat Edilmiş Topraklar’ı keşfetmekle görevlendirilen on iki casustan onunun korkularıyla başlar. Toprağın bereketini rapor etmekte başarısız olamazlardı, ama engellere odaklanmışlardı. Bunu yaparken Tanrı’nın mucizevi bir şekilde onları buraya kadar getirdiğini unutmuşlar ya da bile bile görmezden gelmişlerdi. Ama isyanları daha da kötüydü. Önderler olarak sadece doğru haber vermekle değil, aynı zamanda halkın görüşünü oluşturmakla da görevlendirilmişlerdi. Tanrı’nın halkının önderleri olarak, ülkenin niteliklerini buldukları gibi sunmalı ve daha sonra halka belaları, Fısıh’ı, Mısır’dan Çıkış’ı, çölde yiyecek ve güvenlik sağlanmasını ve Tanrı’nın Sina’da kendini açıklamasını hatırlatarak dikkati sadık, antlaşmacı Tanrı’ya odaklamalıydılar. Ama aslında, öncelikle korku ve inançsızlığı körükleyerek büyük bir isyan çıkarmayı başarırlar (bkz. bölüm 14).

Bugün Tanrı’nın halkı arasında isyan hangi şekillerde kendini gösteriyor?