Tanrı’nın gelecek hakkında konuşma yollarından biri basitçe gelecek hakkında konuşmaktır. Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın ne olacağını kelimelerle önceden bildirdiği yerler vardır: Gelecekten bahseder. Ama aynı zamanda resimler, desenler, tipler ve modeller de sunar. Bu durumlarda bir kurum, bir ayin ya da bir ilişki modeli oluşturur. Daha sonra bu resimlerin, kalıpların, tiplerin ya da modellerin kendi başlarına bir amaç olmadığına, daha da iyi bir şeyi öngörmenin yolları olduğuna dair ipuçları verir. O halde bu durumlarda Tanrı gelecek hakkında resimlerle konuşur.

İncil’i çok okuyan Hristiyanlar, Davut’un krallığı ile İsa’nın krallığı, Fısıh kuzusu ile İsa’nın “Fısıh Kuzusu” olması, Melkisedek ile İsa, Şabat günü istirahati ile İsa’nın verdiği istirahat, başkâhinin rolü ile İsa’nın kâhinlik rolü, eski ahit kâhininin girdiği tapınak ile İsa’nın girdiği göksel “en kutsal yer” ve daha birçok şey arasındaki bağlantıları düşünürler. Elbette, eski antlaşma hükümleri altında yaşayanlar için antlaşmaya sadakat, Tanrı’nın koyduğu kurumlara ve törenlere bağlılık anlamına gelirken, aynı kurumlar ve törenler, daha geniş kanonik ölçekte, daha da iyi bir şeyi dört gözle bekliyordu. Tanrı bu resimler aracılığıyla gelecekten bahsetmiştir. Bir Hristiyan bu noktayı kavradığında, Kutsal Kitap’ın bazı bölümleri yeni şekillerde canlanır.

Bu modellerden biri, bazen Siyon (tarihi kale) olarak da anılan Kudüs’ün kendisidir. Yeruşalim sadece Davut’tan itibaren başkent olmasıyla değil (İsrail ve Yahuda olarak bölündükten sonra bile güney krallığının başkentiydi), aynı zamanda Süleyman’dan itibaren tapınağın bulunduğu yer olmasıyla ve dolayısıyla Tanrı’nın kendini ifşa etmesinin odak noktası olmasıyla da bağlantılıdır.

Mezmur yazarı için “Tanrımız’ın kenti, kutsal dağı” sadece “zarafetli” değil, aynı zamanda “bütün yeryüzünün sevincidir” (Mez. 48:1-2). Yalnızca silahlı güvenliğin merkezi değil (48:4-8), aynı zamanda Tanrı’nın halkının O’nun şaşmaz vefası üzerinde derin düşündüğü yer (48:9), övgünün merkezidir (48:10). Yine de mezmur yazarı kentin ötesine, Tanrı’nın kendisine bakar: “onu sonsuza dek güvenlik içinde tutacak” (48:8), övgüsü sonsuza dek dünyanın sonuna ulaşan (48:10, 14) O’dur.

Tarihi Yeruşalim’de kök salmış olsalar da yeni antlaşmanın yazarları “göksel Yeruşalim’e” (Gal. 4:26), “Siyon Dağı’na”, “yaşayan Tanrı’nın kentine, göksel Yeruşalim’e” (İbr. 12:22), “yeni Yeruşalim’e” (Va. 21:2) bakarlar. Bağlantılar üzerinde uzun uzun ve sık sık düşünün.