Eyn-Dor’daki cinci kadın (1 Sam. 28) hakkında yanıtlayamadığımız birçok soru vardır. Peygamber Samuel gerçekten onun cincilik faaliyeti aracılığıyla mı çağrıldı, yoksa bu bir tür şeytani aldatmaca mıydı? Eğer Samuel çağrıldıysa, bu Tanrı’nın normalde izin verdiği ya da yaptırım uyguladığı bir istisna mıydı? Ve eğer gerçekten Samuel ise, neden Saul’a cevap verme zahmetine giriyor, böylece Saul’un gelecekle ilgili bilgi arzusunu, her ne şekilde olursa olsun, hatta İsrail’de özellikle kınanan yollarla bile tatmin ediyor?
Bu sorulardan bazılarına kesin yanıtlar vermek zor olsa da bazı noktalar öne çıkmaktadır.
(1) Ruhçulukta kötü olan şey asla işe yaramaması değil (bazıları manipülatif hokus pokus olabilir; bazıları gerçekten yanıtlar sağlayabilir), şeytanın eline oynamasıdır. Hepsinden önemlisi, insanları hem bugünü hem de geleceği tek başına kontrol eden Tanrı’dan uzaklaştırır. Kişinin yaşamı için bu tür yollarla rehberlik bulması sadece kişiyi er ya da geç yoldan çıkarmakla kalmaz, bu zaten bir isyan nişanıdır –Tanrı’ya korkunç bir burun kıvırma.
(2) Saul ikiyüzlü bir rol oynamaktadır. Bir yandan cincileri ve ruh çağıranları ülkeden kovarken (28:3), diğer yandan kendisi de umutsuzca onlardan birini istemektedir. Saul daha uzun yaşasaydı, bu ikiyüzlülüğün halktan uzun süre gizli kalmasına imkân yoktu. Bir toplumdaki düzen ve adaletin temelleri, iktidar sahiplerinin yalnızca düşmüş bir ırkı etkileyen kişisel ikiyüzlülüklere değil, aynı zamanda yemin ettikleri yasaları alenen çiğnemeye de dâhil olduklarında çözülmeye başlar.
(3) Tanrı kendi belirlediği yollardan herhangi biriyle yanıt vermediğinde (28:6, 15), bu Tanrı’ya karşı gelmek için değil, tövbe etmek, sebat etmek ve sabretmek için bir gerekçe oluşturur. Tanrı’nın öğüdünü ararken, Tanrı’nın kendisinin yasakladığı bir eylemi seve seve yapmanın acınacak bir yanı vardır.
(4) Saul’un günahının özü uzun zamandan beri aynıdır. Evcilleştirilmiş bir tanrı ister, lambayı elinde tuttuğu sürece onun için harika şeyler yapmaya söz vermiş bir tanrı, tıpkı Alaaddin’in lambasındaki gibi. Bir şekilde lambanın artık Davut’un elinde olduğunu hisseder ve gücü geri alabilmeyi diler, ancak gerçek Tanrı’ya tapınılması, saygı duyulması, itaat edilmesi, korkulması ve koşulsuz sevilmesi gerektiğini algılamaz. İşte kendini evrenin merkezinde gören bir adam; var olan her tanrı ona hizmet etmelidir. Eğer İsrail’in antlaşma Tanrısı ona istediği gibi yardım etmezse, Saul başka tanrılar bulmaya hazırdır. Bu, tüm putperestliğin kara kalbidir.