Yeşu 5’te üç unsur göze çarpmaktadır.
(1) Çölde dolaşılan yıllarda doğan tüm erkekler sünnet edilir. Bir açıdan bakıldığında bu oldukça şaşırtıcıdır: Nasıl olur da sünnetler erkek çocuklar doğduğunda yapılmaz? Birçok örnekte kalabalık uzun süreler boyunca tek bir yerde kalmış, kuşkusuz topluluk yaşamını geliştirmiştir. Onları bu açık antlaşma hükmüne uymaktan alıkoyan neydi?
Birçok tahminde bulunulmuştur, ancak kısa cevap şu ki, bilmiyoruz. Bu bağlamda daha önemli olan, ayinin artık evrensel olarak gerçekleştiriliyor olmasıdır. Bu nedenle, halk Vaat Edilmiş Topraklar’a girmenin eşiğinde dururken, belirleyici bir dönüm noktası, antlaşmanın toplum çapında sembollerle yüklü bir şekilde onaylanması anlamına gelir. Mısır artık geride kalmıştır; vaat edilen huzur onu beklemektedir. “Mısır’da uğradığınız utancı bugün üzerinizden kaldırdım” (5:9). (2) Man kesilir (5:10-12). Bundan böyle halk “Kenan topraklarının ürünüyle” beslenecektir. Bu da gezginlik günlerinin sona erdiğine ve yeni bir ülke vaadinin yerine getirilmesinin gözlerinin önünde gerçekleşmeye başladığına dair dramatik bir işaretti. Bu değişim, özellikle de man güvencesi olmadan yaşamayı hiç bilmeyen bir kuşak için hem korkutucu hem de heyecan verici olmalıydı.
(3) Bu kitabın ilk bölümlerinde Yeşu, hem kendi zihninde hem de halkın zihninde onu Musa’nın meşru halefi olarak işaretleyen bir dizi şey yaşar. Bu bölüm böyle bir işaretle sona erer. Kuşkusuz bu bölümden önceki en dramatik olay Şeria Nehri’nin geçilmesiydi –Kızıl Deniz’in geçilmesinin mucizevi bir canlandırması (Yeşu 3-4). Kalabalıkları nehirden geçirmek için etkili bir yol sağlamanın yanı sıra, kişisel boyut açıkça ortaya konur: “RAB o gün Yeşu’yu bütün İsrail halkının gözünde yüceltti. Musa’ya yaşamı boyunca nasıl saygı gösterdilerse, Yeşu’ya da öyle saygı göstermeye başladılar.” (4:14 –ancak son cümlenin biraz ironik söylendiği düşünülmelidir).
Ama şimdi başka bir adım daha vardır: Yeşu bir tür melek gibi görünen bir “adamla” karşılaşır. Bu adam bir savaşçıdır, “RAB’bin ordusunun komutanıdır” (5:14). Bu bir yandan Yeşu’nun, önündeki askeri mücadelelerde Rab’bin kendisinin onun önünde gideceğine olan inancını güçlendirmeye hizmet eder. Ama daha da önemlisi, bu sahne bazı açılardan Musa’nın yanan çalıdaki halini anımsatmaktadır (Çık.3:5): “Bastığın yer kutsaldır.” Bu koşullar ne kadar benzersiz olursa olsun, biz de kutsallığın huzurunda durmaya alışkın önderlere sahip olmalıyız.