Herhangi bir alanda, sorunun doğası konusunda hemfikir olmadığımız sürece, bir sorunun çözümünün ne olduğu konusunda hemfikir olmamız pek olası değildir.

Dünya dinleri insan sorunlarına çok çeşitli çözümler sunmaktadır. Bazıları ruhsal kendi kendine yardım egzersizlerinin çeşitli biçimlerini teşvik eder; bazıları bir tür inançlı kaderciliği savunur; diğerleri evrendeki kişisel olmayan bir enerji veya güçten yararlanmayı teşvik eder; diğerleri ise mistik deneyimlerin, tüm kötülükleri göreceleştiren deneyimlerin peşinden gidenler için mevcut olduğunu iddia eder. Sorulması gereken kritik sorulardan biri şudur: İnsan sorunlarının indirgenemez temelini oluşturan şey nedir?

Kutsal Kitap, tüm insan sorunlarının temelinde, Yaratıcımız olan, suretini taşıdığımız ve egemenliğini yıkmaya çalıştığımız Tanrı’ya karşı isyan içinde olduğumuz konusunda ısrar eder. İstisnasız tüm sorunlarımız bu temel kaynağa dayandırılabilir: İsyanımız ve isyanımız nedeniyle çektiğimiz Tanrı’nın adil laneti.

Bu basit bir anlamda (yanlış) anlaşılmamalıdır. Bu dünyadaki en büyük isyancıların, basit bir kısasa kısas planıyla bu dünyadaki en büyük acıyı çekmesi gerekmez. Ancak ister fail (nefret, kıskançlık, şehvet ya da hırsızlıkta olduğu gibi) ister mağdur (tecavüz, darp ya da ayrım gözetmeyen bombalamada olduğu gibi) olalım, durumumuz günahla bağlantılıdır –kendimizin ya da başkalarının günahıyla. Dahası, sefaletimiz ister açık bir insan kötülüğünün sonucu olsun, ister “doğal” bir felaketin meyvesi olsun, Yaratılış 3 bu dünyanın düzensiz, bozuk bir dünya olduğunda ve bu durumun insan isyanı nedeniyle ortaya çıktığı konusunda ısrar eder.

Tanrı’nın insan çifti üzerindeki lanetleri çarpıcıdır. İlki, çocuk doğurmada acı ve düzensiz evliliklere sebep olan (Yar. 3:16), Düşüş’ten önce insana verilen ilk görevin bozulmasıdır: Erkek ve kadın, Tanrı’nın kutsamasında, verimli olmak ve sayıca artması (1:27-28). Acı verici zahmet, düzensiz bir ekoloji ve kesin ölüm vaat eden ikincisi (Yar. 3:17-19), Düşüş’ten önce insanlara verilen ikinci görevin bozulmasıdır: Tanrı’nın suret taşıyıcıları olarak yaratılmış düzene hükmetmek ve onunla uyum içinde yaşamak (1:28-30).

Kusursuz bir adaletle Tanrı bu asi ırkı anında yok edebilirdi. Kendi Tanrısallığını inkâr edemeyeceği gibi, böyle bir isyanı da görmezden gelemez. Yine de merhamet ederek onları giydirir, cezanın bir kısmını (ölümün kendisini) askıya alır –ve kadının soyunun ilk çiftini yoldan çıkaran yılanı ezeceği zamanı önceden bildirir. İnsan Vahiy 12’yi rahatlayarak okur ve Yaratılış 3’ün yalnızca Mesih’in karşılayabileceği sorunu tanımladığını kavrar.