1. ve 2. Krallar kitapları hem Yahuda’nın hem de İsrail’in (Süleyman’ın ölümünü izleyen bölünmeden sonra sırasıyla güney ve kuzey krallıkları) kaderlerini takip etmelerine rağmen, kuzeydeki on kabile olan İsrail’e daha fazla vurgu yapar. İsrail’in krallarına Yahuda’nınkilerden daha fazla yer ayrılmıştır. Sonunda elbette kuzey krallığı yıkılır (bkz. yarınki bölüm) ve tüm dikkatler güneye odaklanır. Karşılaştırmak gerekirse, 1. ve 2. Tarihler aşağı yukarı aynı tarihi anlatır, ancak dikkatleri öncelikle güneydeki Yahuda krallığına çevirir.
Ancak 2. Krallar’da bile bazen Yahuda krallarından birine büyük bir ilgi gösterilir. 2. Krallar 16. bölümde de böyledir. Genel olarak kuzeydeki krallar güneydekilerden daha çabuk yozlaşmışlardır. Güneyde birçok kralın Davut’un yaptığı gibi değil, Rab’bin izinden gittiği anlatılır; kuzeyde ise birçok kralın İsrail’in günah işlemesine neden olan Nebat oğlu Yarovam’ın izinden gittiği anlatılır. Ancak arada bir güneyde gerçekten kötü ya da aptal bir kral ortaya çıkar. Tam da Ahaz gibi.
Ahaz dinsel ve teolojik açıdan tam bir felaketti. “Tanrısı RAB’bin gözünde doğru olanı yapan atası Davut gibi davranmadı. İsrail krallarının yolunu izledi; hatta RAB’bin İsrail halkının önünden kovmuş olduğu ulusların iğrenç törelerine uyarak oğlunu ateşte kurban etti.” (16:2-3). Siyasi açıdan da daha iyi durumda değildi. Kuzeyindeki İsrail ve Suriye tarafından sıkıştırılan Yahuda Kralı Ahaz, tapınağın tüm servetini alıp Asur Kralı Tiglat-Pileser’e göndermeye karar verdi. Asur yükselen bir süper güçtü. Yahuda üzerindeki baskıyı azaltmak için Suriye ve İsrail’e baskı yapmasını sağlamak amacıyla ona bir tür haraç olarak para göndermek, timsaha bir parça et atmaya benziyordu: timsahın daha fazlasını isteyeceğinden emin olabilirdiniz. Daha da kötüsü, Kral Ahaz Asur’a o kadar hayran oldu ki, Asur’un bazı pagan adetlerini tapınak hizmetine soktu. Korku Ahaz’ı putperest güce yöneltti ve “Asur Kralı’na duyulan hoşnutluk” (16:18) yeni tavizleri beraberinde getirdi.
İki bölüm sonra, Ahaz’ın aptallığı ve inançsızlığı yüzünden Asurlular’dan gelen çok daha ciddi bir tehditle karşı karşıya kalan Hizkiya’nın taviz vermeyip özenle Tanrı’nın yüzünü aramasını karşılaştırın. Orada, Musa’nın ve İsrail’in atalarının deneyimlerine uygun olarak, Tanrı’nın kendi halkını –ister az ister çok kişiye karşı olsun– koruyabileceğini keşfeder.