Pavlus’un 1. Korintliler 3:5-15’te kullandığı iki büyük metafor, her biri diğerinde bulunmayan özel bir nüans taşımasına rağmen, aşağı yukarı aynı noktaya işaret eder.

Tarım metaforunda (3:5-9), Rab çiftçidir, Pavlus toprağı hazırlar ve tohumu eker, Apollos filizlenen bitkileri sular ve Korintliler “Tanrı’nın tarlasıdır” (3:9). Çekişmeye yatkınlık gösteren ve kendilerini belirli “kahramanlara” bağlamaya eğilimli olan Korintlilere karşı koymak amacıyla tasarlanan bağlamda (3:3-4), Pavlus, kendisi ve Apollos’un rakip olmadıklarını, aksine “emektaş” olduklarını (3:9) göstermekle ilgilenir –aslında, “Tanrı’nın emektaşlarıdırlar” (yani, Tanrı ile birlikte bir üçlü oluşturuyorlarmış gibi değil, Tanrı’ya ait emektaşlardırlar). Sadece bu da değil, ne Pavlus ne de Apollos meyve verebilir: Yalnızca Tanrı tohumu büyütür (3:6-7). O halde neden Pavlus veya Apollos’a karşı kutsal bir tavır takınalım?

Mimari metafor başlangıçta aynı noktaya işaret eder: Çeşitli inşaatçıların hepsi tek bir binaya katkıda bulunur ve bu nedenle hiçbiri ilahlaştırılmamalıdır. Şimdi Korintliler tarla değil, binanın kendisidir (3:9-10). Pavlus bu binanın temelini atmıştır; başka bir deyişle, Korint’teki kiliseyi o kurmuştur. Pavlus’un attığı temel İsa Mesih’in kendisidir (3:11). Onun bu bina projesinden ayrılmasından bu yana, başkaları gelip bu temel üzerine bina inşa etmişlerdir. Böylece, şu ana kadar mimari metafor, tarım metaforunun açıkça belirttiği aynı noktayı dolaylı olarak belirtmektedir.

Ancak şimdi mimari metafor biraz farklı bir yöne dönmektedir. Pavlus sonraki inşaatçıların bu binaya koyacakları malzemeyi özenle seçmekle sorumlu olduklarında ısrar eder (3:10-15). Tanrı’nın gözünde değerli olmayan her şeyin yok olacağı bir “gün” (3:13), yargı günü yaklaşmaktadır. Bir inşaatçının o kadar kalitesiz malzeme kullanması mümkündür ki, sonunda kendisi alevlerden kaçsa bile, inşa ettiği her şey yanıp kül olur.

İki gözlem: (1) Pavlus’un “Kendisi kurtulacak, ama ateşten geçmiş gibi olacaktır.” (3:15) diye tanımladığı kişi, davranışları herhangi bir putperestinkinden farksız olan, tamamen göstermelik bir Hristiyan değildir. Böyleleri krallığa giremezler (6:9-10). Bu bir “mimardır”, “binayı” oluşturan Hristiyan kitlesi değildir (3:10). Asıl soru, bu müjdecilerin ve pastörlerin doğru malzemeleri kullanıp kullanmadıklarıdır. (2) 3:16-17’de bina, yani Tanrı’nın kilisesi bir tapınak haline gelir. Daha sonra Tanrı’nın tapınağı bireysel olarak Hristiyan’ın bedenidir (6:1920), ama burada yerel kilisedir. Tanrı bu binayı o kadar çok sever ki, Tanrı’nın tapınağını tahrip edenleri açıkça yok etmekle tehdit eder. Kiliseye zarar verirseniz, Tanrı’nın tapınağına saygısızlık etmiş olursunuz ve Tanrı da sizi yok eder.