Ezici belalar, belirlenmiş sıralarını takip etti. Firavun defalarca inat etti; fakat ne kadar suçlu olursa olsun, Tanrı egemen bir şekilde perde arkasından hareket ederek Firavun’u aslında uyardı ve dolaylı yoldan tövbeye davet etti. Örneğin, Tanrı Musa aracılığıyla Firavun’a şöyle seslendi: “Gücümü sana göstermek, adımı bütün dünyaya tanıtmak için seni ayakta tuttum. Hâlâ halkımı salıvermiyor, onlara üstünlük taslıyorsun” (Çık. 9:16-17). Ancak Firavun’un sabrı sonunda tamamen tükenir ve Musa’yı bir daha saraya gelmemesi konusunda uyarır: “Yüzümü gördüğün gün ölürsün” (Çık. 10:28).

Bu sözlerle, en büyük ve en yıkıcı son bela için sahne hazırlanır. Önceki dokuz felaketten sonra, Musa’nın olacakları tarif etmesinin (Çık. 11), Firavun’u tereddüde sevk edeceği düşünülebilir. Ancak Firavun dinlemez (Çık. 11:9); ve tüm bu olaylar Tanrı’nın dediği gibi, “Mısır’da şaşılası işlerim çoğalsın diye” gerçekleşir (Çık. 11:9).

Mısır’dan Çıkış 11-12’de, Tanrı’nın egemen sağlayışının neredeyse rastlantısal bir açıklaması daha vardır. Çıkış 11’de, adeta parantez içinde şu ifade yer alır: “RAB İsrail halkının Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağladı” (Çık. 11:3). Ardından Çıkış 12’de, Mısırlılar İsrailliler’i ülkeyi terk etmeye çağırır (Çık. 12:33). Bu mantıklı bir gelişmedir: Bu son bela gibi daha kaç felakete dayanabilirlerdi? Aynı zamanda İsrailliler, Mısırlılardan giysi, gümüş ve altın isterler. Metin şöyle devam eder: “RAB İsraillilerin Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağladı. Mısırlılar onlara istediklerini verdiler. Böylece İsrailliler onları soydular” (Çık. 12:36).

Psikolojik olarak, olaydan sonra bu gelişmeleri açıklamak kolaydır. İsraillilerin Mısırlılarda uyandırdığı korkunun yanı sıra, belki bir suçluluk duygusu da devreye girmiştir: Kim bilir? “Onlara bir şey borçluyuz,” diye düşünmüş olabilirler. Ancak farklı bir senaryo da pekâlâ mümkün olabilirdi: Mısırlılar, liderleri ve Tanrıları yüzünden böylesine yıkıcı bir katliama uğratan bu halkı öfkeyle katledebilirdi.

Fakat işlerin bu şekilde sonuçlanmasının nihai sebebi, Tanrı’nın güçlü elidir. Rab, Mısırlıları İsrail halkına karşı olumlu bir tutum takınmaya yönlendirmiştir. Bu tür bir müdahale, genellikle tüm kültürleri kapalı bir sistem gibi ele alan sosyologlar ve düşünürler tarafından göz ardı edilen bir unsurdur. Onlar, Tanrı’nın müdahale edebileceğini ve insanların kalplerini ve zihinlerini değiştirebileceğini unutur. Batı dünyasının değer sistemlerini dönüştüren büyük uyanışlar, kapalı sistemlere inananlar için artık neredeyse imkânsız gibi görünür. Ancak, Tanrı lütfeder ve insanları Müjde’nin vaazına “olumlu yaklaşır” hâle getirirse…