Pilatus zayıf ve kötü bir adamdı. Bu nedenle Luka 13:1-5’teki anlatım güvenilirdir. Ayrıntılar belirsiz olabilir, ancak genel tablo oldukça açıktır. Bazı Celileliler kurban sunmuşlardı: Eğer Yahudi iseler, bunu Yeruşalim’deki tapınakta yapmış olmalılar. Belki de milliyetçi Yurtsever hareketin bir kanadına dahildiler ya da öyle oldukları düşünülüyordu. Pilatus onları bir tehdit olarak gördü, katletti ve kanlarını, kendi getirdikleri kurbanlık hayvanların kanına karıştırdı. Eğer bu “kan karışması” gerçek anlamdaysa, Pilatus’un onları tapınak avlusunda öldürttüğü anlamına gelir—katliamla birleşen büyük bir günah.
Bu olay İsa’ya yorumlaması için getirildiğinde, İsa’nın muhataplarını şaşırtan bir yöne doğru ilerlediği görülür. Belki bazıları, İsa’nın Pilatus’u kınamasını bekliyordu; belki de bazıları, Yurtsever hareket hakkında bir yorum yapmasını istiyordu. Hatta bir kısmı, bu isyancıların hak ettiklerini bulduklarına dair alaycı bir eleştiri yapmasını ummuş olabilir. Ancak İsa, bu yolların hiçbirini seçmez. Şöyle der: “Böyle acı çeken bu Celilelilerin, diğer bütün Celilelilerden daha günahlı olduğunu mu sanıyorsunuz? Size hayır diyorum. Ama tövbe etmezseniz, hepiniz böyle mahvolacaksınız” (13:2-3).
Bu trajedinin siyasi hassasiyetleri arasında kaybolmasını engellemek için İsa, hemen başka bir felaketten söz eder. Bu kez olay, Celilelilerden, Pilatus’tan, tapınaktan, kurbanlardan ve birbirine karışmış kanlardan arındırılmıştır. Bir kule çökmüş ve on sekiz kişi ölmüştür. İsa, bu kişilerin Yeruşalim’deki diğer insanlardan daha kötü olmadıklarını ısrarla vurgular. Aksine, çıkarılması gereken ders aynıdır: “Ama tövbe etmezseniz, hepiniz böyle mahvolacaksınız” (13:5).
İsa’nın bu şaşırtıcı analizi ancak üç şey doğruysa anlamlıdır:
(a) Hepimiz mahvolmayı hak ediyoruz. Eğer bağışlanıyorsak, bu bir lütuf eylemidir. Şaşırtıcı olan, çoğumuzun bu kadar uzun süre bağışlanmış olmasıdır.
(b) Ölüm hepimizin başına gelecektir. Dünyamız, en büyük felaketin birinin genç yaşta ölmesi olduğunu iddia eder. Oysa asıl felaket, hepimizin ölüm hükmü altında olması ve sonunda ölmesidir. Ölümün geldiği yaş sadece göreceli olarak daha iyi ya da daha kötü olabilir.
(c) Ölüm hepimiz için son sözü söyler—tövbe etmediğimiz sürece. Tövbe ise bizi ölümün ötesine, tamamlanmış krallığın yaşamına götürür.
Pol Pot dönemindeki katledilen milyonları duydunuz mu? Güney Sudan’daki vahşi katliamları? Bosna’daki toplu mezarları gördünüz mü? Ya da Valujet 592 sefer sayılı uçağın Florida bataklığına düşüşünü? Size gerçeği söylüyorum: Tövbe etmezseniz, hepiniz yok olacaksınız.