Galatyalılar 3 bizi bu kitap kadar uzun bir süre meşgul edebilir ama burada kendimi iki gözlemle sınırlayacağım.
İlk olarak, ilk beş ayette Pavlus deneyime başvurur. Galatyalılar’a din değiştirmelerinin, Tanrı’nın lütfu ve Ruh’un gücüyle ilgili tüm deneyimlerinin Musa’nın Yasası’na uymalarının bir sonucu olarak mı yoksa imanlarının bir işlevi olarak mı geldiğini sorar. Ne de olsa İsa Mesih çarmıha gerilmiş olarak gözlerinin önünde tasvir edilmişti (3:1). Duyduklarına inandılar (3:2) ve Kutsal Ruh’u kabul ettiler. Bu duruşları onlara pahalıya mal olmuştu: acı çekmişlerdi (3:4). Dahası, Tanrı vergisi imanları sayesinde Ruh’un mucizevi, dönüştürücü işlerine tanık olmuşlardı (3:5). O halde neden Ruh’la, imanla başladıktan sonra, şimdi “hedeflerine” – muhtemelen olgunlaşmanın ve Tanrı bilgisinin daha ileri aşamalarına– yasayı dikkatle uygulayarak ulaşmaya çalışmaları gerektiğini düşünsünler? Pavlus’un ima ettiğine göre, bu yaklaşım onların din değiştirmeleriyle çelişir, çektikleri acılara bir hakarettir ve Tanrı’nın Ruhu’nun gücüyle ilgili kendi deneyimlerine antitezdir.
Bunun anlamı şudur: Hristiyan’ın “hedefine” giden yol iman ve Ruh’un yaşamı ve gücüdür, katmerli yasaya uymak değil. Aksini düşünmek “akılsız” olmak, bizi çarmıha gerilmiş İsa’dan uzaklaştıran sahte ruhanilik kavramlarıyla “büyüleyenleri” dinlemektir (bkz. 3:1).
İkinci olarak, bölümün geri kalanındaki argüman bireysel Hristiyan deneyimine değil, Tanrı’nın kurtarıcı amacının tarihine odaklanır. Başka bir deyişle, Pavlus her inanmayanın Mesih’e gelmesi için Tanrı’nın yasasının vicdanında işlemesi gerektiğini söylememektedir. Bu doğru olabilir ya da olmayabilir, ama Pavlus’un ele aldığı konu bu değildir. Pavlus daha ziyade, aklanmamız için imanın önceliğini İbrahim’e kadar geri götürmeye çalışmaktadır (3:6-9). Bu da hemen Musa’nın Yasası’nın neden “eklendiği” sorusunu gündeme getirir. Pavlus burada Yasa’nın hizmet ettiği çeşitli amaçların tam bir analizini sunmaz, ancak bazı noktaları vurgular: Yasa, İbrahim’in zamanında zaten belirlenmiş olan ilkeleri tersine çevirmek ya da kurtuluşa alternatif bir yol sunmak için eklenmemiştir. Aksine, insan günahını açık ve inkâr edilemez hale getirerek, onu ihlal olarak ortaya çıkarmıştır; böylece insanları kurtarıcı-tarihsel zaman çizgisi boyunca İsa Mesih’e yönlendirmiştir. Pavlus’un Eski Ahit anlayışının Yahudi meslektaşlarınınkinden farklı olduğu yönlerinden biri, onun zamansal ekseninde okunmasında ısrar etmesidir: Pavlus, İncil’in birbirine nasıl uyduğunu açıklamaktadır.