Pavlus’un mektuplarının açılış satırları genellikle büyük bir özenle hazırlanmıştır. Eski Yunan dünyasında mektupların en basit biçimi şöyleydi: “Benden sana, selamlar” –genellikle bunu bir teşekkür ifadesi izler ve ardından mektubun devamı gelirdi. Ancak Pavlus’un alışılagelmiş uygulaması, mektubunun geri kalanında neyin geleceğini öngörmek için her bileşeni “değiştirmek” olmuştur. Dolayısıyla, mektubunun bir bütün olarak incelenmesi, açılış satırlarını daha iyi anlamamızı sağlar –ve tersi de geçerlidir (Gal. 1:1-5).
(1) Pavlus kendisini her zaman “elçi” olarak tanıtmaz. Bazen hiçbir tanımlama kullanmaz (örneğin, 1. ve 2. Selanikliler); bazen de kendisinden bir “kul” olarak söz eder (Romalılar 1:1). Burada kendisini “elçi Pavlus” olarak tanıtır, çünkü bazı kişiler Galatyalı Hristiyanları “değişik bir müjdeyle” (1:6-7) rahatsız ediyorlardı ve bunu yapmak için Pavlus’un otoritesini sarsmaları ve onu en iyi ihtimalle taklitçi bir elçi olarak reddetmek zorundaydılar.
(2) Pavlus, “Hayır” der: sadece bir elçi değil, aynı zamanda “İnsanlarca ya da insan aracılığıyla değil, İsa Mesih ve O’nu ölümden dirilten Baba aracılığıyla” atanmış bir elçidir (1:1). Onun elçiliği, sanki Yeruşalim kilisesi ya da oradaki birinci sınıf bir elçi tarafından görevlendirilmiş gibi, aracılı değildir. Aksine, Şam Yolu’nda, dirilmiş ve yüceltilmiş İsa’nın kendisini görme deneyimine dayanarak “İsa Mesih” ve Baba tarafından gönderilmiştir.
(3) Pavlus ayrıca Baba Tanrı’yı İsa’yı ölümden dirilten kişi olarak tanımlar. Pavlus dirilmiş olan İsa’yı görmüştü. Dindar bir Ferisi olarak geçirdiği yıllarda, İsa’yı kötü bir sahtekâr, ölüm şeklinden de anlaşılacağı gibi Tanrı tarafından lanetlenmiş bir cani olarak reddetmişti. Dirilen İsa’yı bizzat görmek Pavlus’un her şeyi yeniden düşünmesini sağladı. İsa bizzat Tanrı tarafından aklanmıştı ve Pavlus’un elçisi olduğu iyi haber, İsa’nın çarmıha gerilişi ve dirilişiyle temellendirilmişti.
(4) Elçisel statüsü ve yetkisi konusunda ne kadar ısrar etse de Pavlus akıllıca bir şekilde kendisini ve öğretisini kendisiyle birlikte olan “bütün kardeşlerle” ilişkilendirir (1:2). Galatyalılar bu “değişik müjdeye” doğru yönelirlerse, sadece Pavlus’tan değil, Pavlus’la aynı fikirde olan sayısız inanlıdan da uzaklaştıklarını bilmelidirler.
(5) Pavlus geleneksel selamlama olan Chairein yerine, Hristiyan lütfu (charis) ve Yahudi selamlaşmasını (İbranice Şalom) kullanır ve bu kutsamaları Musa’nın Yasası’yla herhangi bir özel ilişkiye değil, Rab İsa’nın ikame edici ölümüne dayandırır (1:3-5).
(6) Şaşırtıcı bir şekilde, Pavlus “teşekkür” bölümünü atlar ve hemen okuyucularının yaklaşmakta olan sapkınlıklarını şaşkınlıkla azarlamaya yönelir (1:6- 10). Nadiren de olsa, azarlamanın beklemeyeceği zamanlar vardır.