Luka 8:19-21’e göre, “İsa’nın annesiyle kardeşleri O’na geldiler, ama kalabalıktan ötürü kendisine yaklaşamadılar. İsa’ya, ‘Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar’ diye haber verildi.” –Belli ki İsa’nın, kendisinin onlara gideceği ya da yetkisini kullanarak onlar için bir yol açılmasını sağlayacağı varsayılmıştı. Ne de olsa, bu kültür bizimkinden çok daha az bireyci, çok daha fazla aile ve akraba odaklı bir kültürdü.

İsa’nın yanıtını şaşırtıcı kılan da budur: “Annemle kardeşlerim, Tanrı’nın sözünü duyup yerine getirenlerdir” (8:21). Bu pasaj hakkında dört noktaya dikkat çekmek gerekir:

Birincisi, bu alışılmadık bir pasaj değildir. İsa, halka hizmet etmeye başladıktan çarmıha gerilinceye kadar, annesi de dahil olmak üzere, kendi aile üyelerine karşı hiçbir ayrıcalık göstermez. Her durumda ya onlardan sessizce uzaklaşır (burada ve 11:27-28’de olduğu gibi) ya da onlara sitem eder (örneğin, Yuhanna 2:1-11). Bunun bir istisnası yoktur. Meryem’in yalnızca İsa’nın bahşedebileceği sevgi ve kutsamalara özel bir imtiyaza sahip olduğunu iddia edenler, bu metinlere dayalı sorumlu bir kanıt sunamazlar.

İkincisi, İsa’nın bu davranışının nedenlerini anlamak zor değildir. Bu pasajdan bağımsız olarak, İnciller İsa’nın eşsizliğini sürekli olarak vurgular. Luka bağlamında, İsa’nın ailevi bağlantısı, onun bakire olarak doğmasıyla gölgelenir; bu, İsa’nın misyonu ve kimliğiyle doğrudan ilişkilidir. Elçilerin İşleri’ne bakıldığında, İsa’nın doğal ailesi bile dirilişten sonra bu oğullarının ve kardeşlerinin gerçekte kim olduğunu kabul etmek zorunda kalmış ve ona ibadet eden Hristiyan topluluğunun bir parçası olmuştur.

Üçüncüsü, bu durum, İsa’nın ailesinin duygularına karşı duyarsız olduğunu asla göstermez. Yuhanna İncili’nde yer alan en dokunaklı anlardan biri, İsa’nın çarmıhta, neredeyse son nefesindeyken, perişan haldeki annesine ihtiyaç duyduğu bakımı ve istikrarı sağladığını resmeder (Yuhanna 19:26-27).

Dördüncüsü, bu pasajın gücü gözden kaçırılmamalıdır: İsa, kendisine en yakın olanların, kendisine ait gibi görünenlerin ya da kolayca erişebilenlerin gerçek ailesinin bir parçası olmadığını vurgular. İsa’ya göre gerçek aile, doğal akrabalar değil, “Tanrı’nın sözünü duyup yerine getirenlerdir” (8:21). Pek çok yöneticinin aksine, İsa doğal bir hanedanlığa ilgi göstermemiştir. Onun nihai odak noktası kendi kabilesi, klanı ya da çekirdek ailesi değil, Tanrı’nın ailesini kalıcı olmaya çağırmaktı. Bu aile, Tanrı’nın sözünü itaatle işitenlerle tanımlanır.