Kanonik İncilleri dikkatle okumak isteyenlerin karşılaştığı önemli görevlerden biri, farklı birimlerin birbiriyle nasıl bağlantılı olduğunu fark etmektir. Çoğu sıradan okuyucu, Pazar Okulu günlerinden İsa ile ilgili bireysel öyküleri hatırlar, ancak bu öykülerin bir bütün olarak Müjde’nin anlatısına nasıl katkıda bulunduğunu pek düşünmez. Dahası, dört müjdeciden her biri, metinlerini farklı şekillerde düzenlemiştir. Bu nedenle, her bir Müjde’nin kendine özgü bağlantıları dikkatle incelenmedikçe, onların benzersizliği ve lezzeti genellikle gözden kaçar.
Bu durumun öğretici bir örneği, Luka 9:49-50’de bulunabilir. Önceki ayetlerde (9:46-48), İsa’nın öğrencilerinin aralarında kimin en büyük olduğunu tartıştığı görülür (muhtemelen tamamlanmış krallıkta). Onların düşüncelerini bilen İsa, küçük bir çocuğu örnek alarak onları utandırıcı bir dersle eğitir. Önemli insanlar, daha da önemli kişilere nezaketle yaklaşabilirler. Ancak İsa’nın talebi farklıdır: O’nu izleyenlerin, toplumun en zayıf üyelerini –küçük çocukları– kabul etmeleri gerektiğini vurgular. İsa’nın çağrısı, dünyanın bakış açısıyla temelden çelişir: “Aranızda en küçük kim ise, işte en büyük odur” (9:48).
Bu bağlamda, Luka 9:49-50 devreye girer. Yuhanna, kendisinin ve diğer öğrencilerin İsa’nın adıyla cinleri kovan bir adam gördüklerini ve “ama bizimle birlikte seni izlemediği için ona engel olmaya çalıştıklarını” söyler. İsa, bu davranışı yasaklayarak, “Size karşı olmayan, sizden yanadır” der. İlk bakışta bu, önceki ayetlerden bağımsız bir konu gibi görünebilir. Ancak daha derin bir bağlantı vardır. Yuhanna’nın şikâyeti, bir gelenekçilik kaygısından çok, misyonun ilerlemesinden ziyade vaaz ve şifa hizmeti verenlerin “doğru gruba” ait olmasına odaklanmış bir güce açlık olarak görünmektedir. Bu da, kimin en büyük olduğu konusundaki tartışmanın doğal bir uzantısıdır. Kişisel yücelme arzusu, başkalarının hizmetini bilgece değerlendirmek için istikrarsız bir temel oluşturur.
Sonraki ayetler (9:51-56) İsa’yı Samiriye’de bulur. Samiriyeliler, İsa ve öğrencilerine konuksever davranmadığında, öğrenciler üzerlerine ateş yağdırmak istemiştir. İsa ise onları azarlamıştır. Bu ayetler, önceki temaları sürdürerek öğrencilerin burada sergiledikleri tutumun sorunlarını açıklığa kavuşturur. Samiriyelilere karşı yargılama arzuları, Mesih İsa’ya olan gerçek bir kavrayış ve bağlılıktan çok, güce aç bir öz odaklanmanın sonucudur.
Bölümün kapanış ayetleri (9:57-62) de aynı zıtlığı vurgular. İsa’yı hevesle takip etmeye niyetli üç kişinin durumu ele alınır. Ancak İsa, onların öğrenciliğin bedelini hesaplamadıklarını açıkça belirtir. Bu dindar iddialar, aslında öz sevginin bir maskesidir.