2. Korintliler 9, Pavlus’un bağış konusuna ayırdığı birbirini izleyen iki bölümden ikincisidir.
(1) Hoş bir incelikle devam eder (9:1-5). Bir yandan Korintliler’e gerçekten hatırlatılmaya ihtiyaçları olmadığına dair güvence verirken, diğer yandan ne kendisinin ne de onların utanmaması için nazikçe hatırlatır. Ne de olsa, tıpkı Makedonyalılar’ın ağır denemelerin ortasında bile bağışta bulunma örneğini Korintliler’e örnek olarak kullandığı gibi (8:1-3), Korintliler’in cömertliğini ve coşkusunu da Makedonyalılar’a örnek olarak kullanmaktadır! Onların yetersiz kalmasını istemez.
(2) Her çiftçinin bildiği bir ilke bu bağış konusuyla ilgilidir: “Az eken az biçer, çok eken çok biçer.” (9:6). Bazıları bunun maddi bağış ve maddi refah arasında kısasa kısas bir karşılıklılık vaat ettiğini ileri sürmektedir. Benim hizmetime üç yüz dolar verirseniz, Tanrı da size en az beş yüz (ya da bin ya da her neyse) verecektir. Tabii ki, bu tür şeyleri söyleyen vaizler ya buna inanmıyor ya da bunun kendileri için geçerli olduğuna inanmıyorlar, çünkü aksi takdirde tüm paralarını hızla dağıtıyor olurlardı. Ancak Pavlus’un sunumundaki odak noktası iki başka noktadır:
(a) Verdiğimiz miktar, para biriminin mutlak değerinden çok, neşe ve yürekten cömertlikle verdiğimizle ölçülür (9:7).
(b) Geri dönüş sadece maddi refahtan daha kapsamlı ve çok daha faydalıdır: Tanrı bizi her iyi işte bolluğa kavuşturabilir (9:8) ve tohum depomuzu tedarik edip artıracak (tarımsal metaforu devam ettirerek) ve “[doğruluğumuzun] ürünlerini” artıracaktır (9:10). Tanrı bizi “her bakımdan zengin” kılacak, böylece “her durumda cömert” olabileceğiz (9:11). Bu vaatlerin verildiği “sizin” toplu olarak Tanrı halkı olduğu gerçeği üzerinde düşünmek gerekir. Kilisedeki her bireyin “her bakımdan zengin” olacağı ve örneğin kanserden erken ölmeyeceği vaat edilmiş değildir. (3) Son olarak Pavlus’un odak noktası hiç de armağan verenler değildir. Pavlus armağanlarda sadece Tanrı’nın halkının ihtiyaçlarını karşılayan bir hizmet değil, aynı zamanda “birçoklarının Tanrı’ya şükretmesiyle de” zenginleşen bir hizmet görür (9:12), imanlılar Korintliler’in itaati için onu överler ve onlar için şefaat ederler çünkü onlarda Tanrı’nın “olağanüstü lütfunu” fark ederler (9:13-14). Çünkü son tahlilde hepimiz Tanrı’nın “sözle anlatılmayan armağanına” borçluyuz (9:15).