İlk okumada, kurnaz kâhya benzetmesi ve beklenmedik sonucu, İsa’nın anlattığı en tuhaf öykülerden biridir (Luka 16:1-9).

Verimsiz ve savurgan bir kâhya, zengin mal sahibi tarafından çağrılır ve işten çıkarılacağı söylenir. Hesapları kapatması ve ihtarnamesini alması gerekmektedir. Geleceği hakkında son derece endişeli olan kâhya, ne yapması gerektiğini merak eder. Ağır iş yapabilecek kadar sağlam bir fiziğe sahip değildir ve gerçekten de işsizlik maaşı almak istememektedir.

Böylece tamamen vicdansız bir plan yapar. Hâlâ mal sahibinin malları ve hesapları üzerinde meşru yetkiye sahipken, efendisinin borçlularıyla anlaşmalar yapmaya başlar. Bu büyük bir operasyondur ve meblağlar muazzamdır. Borçludan borçluya, borç miktarını, bazı durumlarda yüzde elliye varan oranlarda düşürür. Gerekçesi çok basittir: Bir hediyenin bir yükümlülük yarattığı bir kültürde, tüm bu insanların kendisini işsiz ve gelirsiz bulduğunda onu ağırlamak zorunda hissedeceklerini düşünür. Bu gibi meblağlarla çok uzun bir süre onların misafirperverliğine güvenebilecektir. Şüphesiz efendi, hesaplarıyla oynanmasından hoşlanmıyordu ama kâhyasının gösterdiği kurnazlığı fark edecek kadar da zekiydi.

Ardından şaşırtıcı uygulama gelir: “Gerçekten bu çağın insanları, kendilerine benzer kişilerle ilişkilerinde, ışıkta yürüyenlerden daha akıllı oluyorlar. Size şunu söyleyeyim, dünyanın aldatıcı servetini kendinize dost edinmek için kullanın ki, bu servet yok olunca sizi sonsuza dek kalacak konutlara kabul etsinler.” (16:8-9). Bu ne anlama gelmektedir?

Bu, İsa’nın ahlâksız iş uygulamalarını savunduğu anlamına gelemez. Önemli olan, kâhyanın kendi kontrolündeki kaynakları (tam olarak kendisine ait olmasa da) kendi geleceğine hazırlamak için kullanmış olmasıdır. “Işıkta yürüyenler” kendi geleceklerine hazırlanmak için kontrolleri altındaki kaynakları kullanıyorlar mı? Bu gelecek nedir? Kurnaz kâhya, bu borçluların evlerine buyur edilmek istiyordu; ışıkta yürüyenler ise “sonsuza dek” kalabilecekleri konutlara kabul edilsinler (16:9). Öyleyse cennete büyük yatırımlar yapmamız, orada hazineler biriktirmemiz gerekmez mi? Bu doğru şeylere para harcamayı içeriyorsa, öyle olsun: hepsi bittiğinde, önümüzde hala sonsuz bir konut var. Buradaki fikir, cenneti satın alabileceğimiz değil, bu dünyadaki insanların bile gelecekteki evleri için hazırlık yapmayı bilirken, evimiz için plan yapmamanın hayal edilemeyecek kadar sorumsuzca olduğudur. Anlaşılır bir şekilde, sonraki ayetler (16:10- 15) Tanrı’nın çok değer verdiği şeyler lehine mal ve mülkün cazibesini ortadan kaldırır.