Hristiyanlara sık sık Efesliler 2:8-9’u ezberlemeleri öğretilir: “İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir” Bu satırlarda kesinlikle harika gerçekler ifade edilmektedir. Ancak ben Pavlus’un sonraki ayetlerde söylediği bazı şeylere odaklanacağım.

(1) İman etmeden önce, Efesliler gibi bizler de “suçlardan ve günahlardan” ötürü ölüydük (2:1). Günaha olan bağımlılığımız, dünyanın gidişine olan alışkanlığımız (2:2), aynı anda Şeytan tarafından aldatıldığımız (2:2) ve günahkâr doğamızın arzu ve düşüncelerini tatmin etmeye kendimizi adadığımız (2:3) için, Müjde’ye olumlu yanıt vermemiz mümkün değildi. Daha da kötüsü, trajik yetersizliğimiz ahlaki bir yetersizlikti: “Doğal olarak ötekiler gibi biz de gazap çocuklarıydık” (2:3). Tanrı’nın kendisi müdahale edip sadece ölümün olduğu yere yaşam getirmedikçe ve kendi adaletinin gazap gerektirdiği yere merhamet göstermedikçe bizim için hiçbir umut yoktu.

(2) Tanrı’nın yaptığı budur: Biz daha ölüyken, bize olan büyük sevgisinden ötürü, “merhameti bol olan Tanrı bizi çok sevdiği için, suçlarımızdan ötürü ölü olduğumuz halde, bizi Mesih’le birlikte yaşama kavuşturdu” (2:4-5). Bu O’nun katıksız lütfuydu: “Ölü olduğumuz halde” (2:5) kendimize kesinlikle yardım edemezdik.

(3) Gerçekten de Tanrı bizi Mesih’le öyle birleştirir ki, O’nun gözünde zaten O’nunla birlikte yükseltilmiş ve “Mesih’le birlikte diriltip göksel yerlerde” oturtulmuşuzdur (2:6). Tanrı bu adımları “Mesih İsa’da bize gösterdiği iyilikle, lütfunun sonsuz zenginliğini gelecek çağlarda sergilemek için” atmıştır (2:7). Dolayısıyla nihai umudumuz ve beklentimiz bizi hala bekleyen şeydir. Bu geleceğe yönelik bakış açısını görmeyen ve buna değer vermeyen hiçbir Hristiyan sağlam değildir.

(4) Bu noktada Pavlus, kurtuluş armağanının tamamen lütufkârlığını vurgular. Bu armağan, Tanrı’nın bir hediyesi olan ve tamamen bizim yapabileceğimiz herhangi bir işten bağımsız olarak imanla alınan bir armağandır. Çünkü eğer yapabilseydik, bu işlerle övünürdük.

(5) Ancak bu, artık eskisi gibi yaşamaya devam edeceğimiz anlamına gelmez –günahlarda ölü, kendi arzularımızı ve düşüncelerimizi takip eden bir şekilde. Tam tersine: Tanrı’nın lütfunu ve onu anlamak için imanını alan bizler, “Tanrı’nın yapıtıyız, O’nun önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere Mesih İsa’da yaratıldık” (2:10). Nasıl ki bir kişi, gelecekteki çağda bizi bekleyen eşsiz zenginlikleri hiç bilmeden kurtarıcı lütfunu deneyimleyemezse, iyi işler yapmadan da kurtarıcı lütfun tadını çıkaramaz. Bu büyük kurtuluş, mükemmel bir pakettir!