Hristiyanlar bazen, Süleyman bu kadar bilgeyse, neden birçok kadınla evlendiğini, saltanatının oldukça kötü bir şekilde sona erdiğini ve sonunda Tanrı’ya olan sadakatinden ödün verdiğini sorarlar.

Bu sorunun yanıtı kısmen bizim bilgelikten ne anladığımız ile Kutsal Kitap’ın bilgelikten kastettiği çeşitli şeyler arasındaki farkta yatmaktadır. Genellikle “nasıl iyi yaşanacağını bilmek ve akıllıca seçimler yapmak” gibi oldukça genel bir şeyi kastederiz. Ancak Kutsal Kitap’ta bilgelik, Tanrı korkusuyla nasıl yaşanacağını bilmek gibi geniş kapsamlı bir şeyi ifade edebilirken, çoğu zaman belirli bir beceriyi ifade eder. Bu, tehlikeli bir dünyada nasıl hayatta kalınacağını bilme becerisi (Özd. 30:24) ya da bazı teknik bilgiler (Çık. 28:3) olabilir. Ancak bilgeliğin atıfta bulunabileceği becerilerden biri de yönetim becerisidir, özellikle de adaletin yönetimi. Süleyman’ın 1. Krallar 3. bölümde istediği de açıkça budur.

Tanrı’nın kendisine istediği her şeyi verme lütfuna karşılık verdiğinde, Süleyman sadece küçük bir çocuk olduğunu ve görevlerini nasıl yerine getireceğini bilmediğini kabul eder (3:7). Bu nedenle istediği şey, halkı iyi yönetmek, özellikle de doğru ile yanlışı ayırt etmek için sezgi dolu bir yürektir (3:9). Tanrı Süleyman’ı över çünkü Süleyman kendisi için bir şey istememiştir, hatta düşmanlarının ölümü gibi kinci bir şey de istememiştir, ama “adil bir yönetim için bilgelik” istemiştir (3:11). Tanrı Süleyman’a istediği şeyi, zenginlik ve onurla birlikte vereceğini vaat eder (3:12-13). Her iki fahişenin de aynı canlı bebeği sahiplenip ölü bebeğin kendisinden olduğunu inkâr etmeleri ve Süleyman’ın onların davasını çözmesi (3:16-27), Tanrı’nın kralın isteğini yerine getirdiğini kanıtlar. Bütün ulus Süleyman’ın “adil bir yönetim için Tanrı’dan gelen bilgeliğe” sahip olduğunu anlar (3:28). Kuşkusuz bugün Batılı ulusların çoğu benzer şekilde donatılmış birkaç kişiye ihtiyacı vardır.

Her ne kadar Tanrı onu seçiminden dolayı övse de bu Süleyman’ın antlaşmaya sadık kalarak yürümesi için gereken tek şeyin bu bilgelik olduğu anlamına gelmez. Gerçekten de bahşedeceği bilgelik, zenginlik ve onur bir yana, Tanrı ona, “Eğer sen de baban Davut gibi kurallarıma ve buyruklarıma uyup yollarımda yürürsen, sana uzun ömür de vereceğim” der (3:14). Ancak bulutlar çoktan çökmeye başlamıştır: Süleyman güney sınırını güvence altına almak için Mısırlı bir prensesle evlenir (3:1). Popüler oldukları için yasaklanmış olan “tapınma yerlerini” kaldırmaz, orada tapınmaya katılır (3:2-4).

Tanrı bazen harika bilgelik armağanları –teknik, sosyal, idari ve yargısal beceriler– bahşeder; ancak O’ndan, O’nu gerçekten sevmeye ve O’na tamamen itaat etmeye ayarlanmış bir kalp de almazsak, yolumuz felaketle sonuçlanabilir.