Pavlus’un Efesli ihtiyarlara vedası (Elçilerin İşleri 20:18-35) üç bölüme ayrılabilir. İlkinde (20:18-24) Pavlus Efes’teki kendi hizmetinden ve kendi geleceğinden bahseder. İkincisinde (20:25-31), kendi hizmet örneğini Efes’teki ihtiyarlara kendilerini ve Kutsal Ruh’un onları gözetmen olarak görevlendirdiği “bütün sürüye” (20:28) “göz kulak” olmaları için bir teşvik olarak kullanır ve kilise içindeki bazı kişilerin öğrenci kazanma hevesiyle gerçeği çarpıtmaya hazır olacakları zaman önlerine çıkacak zorluklara vurgu yapar. Üçüncü bölümde (20:32-35) Pavlus bu ihtiyarları sadece “Tanrı’ya ve O’nun lütfunu bildiren söze” emanet etmekle kalmaz (20:32), aynı zamanda onların arasında hizmet ederken kendi yaşamındaki titiz kişisel dürüstlük standartlarına sessizce bir kez daha tanıklık eder.
Bu bölüm vaaz edilirken genellikle ana bölüme vurgu yapılır. Ancak burada Pavlus’un hizmetini tanımlayan bazı özelliklere dikkat çekmek istiyorum.
(1) En bariz olanı, Pavlus’un nasıl yaşadığını ve hizmet ettiğini bir rol model olarak algıladığı gerçeğidir. Başka bir yerde açıkça Korintlilere, kendisinin Mesih’i örnek aldığı gibi onların da örnek almasını söyler (1. Kor. 11). Pavlus’ta “Dediklerimi yapın, yaptıklarımı değil” gibi bir çifte standarttan eser yoktur:
(2) Pavlus, “Yahudiler’in kurduğu düzenlerden” çektiği sıkıntılara rağmen, “Rab’be tam bir alçakgönüllülükle, gözyaşları içinde” kulluk etmiştir (20:19). Başka bir deyişle, muhalefet onu ne yenilgiye uğrattı ne de intikam çılgınlığına sürükledi. Buna karşılık, cesareti kırılıp vazgeçmek ya da öfkelenip inşa edilmekte olan şeyi yıkmak ne kadar kolaydır.
(3) Pavlus’un hizmeti öğreticiydi ve halka açık toplantılar ve sadık ziyaretlerin bir karışımıyla iletiliyordu (20:20). İnsan bunun her şeyden önce Söz’ün hizmeti olduğu ve bu Söz tarafından ateşlenen bir adam aracılığıyla iletildiği izlenimini edinir.
(4) Pavlus, ne kadar rahatsız edici ya da sevimsiz olursa olsun, Müjde’nin değişmezleriyle uğraşmaktan çekinmemiştir. Sonuç olarak, hem Yahudilere hem de Grekler’i, “tövbe edip Tanrı’ya dönmeye ve Rabbimiz İsa’ya inanmaya” çağırdığını cesaretle ilan etmiştir (20:21). (5) Pavlus zaman zaman, tam olarak nereye varacağını bilmeden belli bir yolu benimsemek için kendisini “Ruh’a boyun eğmesi” gerektiğini hissetmiştir (20:22-24). Bir eyleme karar vermek için yeterli aydınlanmaya sahip olmak, işlerin nasıl sonuçlanacağını bilmek için yeterli bilgiyi garanti etmez. Bu durumda sadece kendisine “zincirler ve sıkıntıların” vaat edildiğini bilir –ve kendisi için tek istediği Rab İsa’nın ona verdiği görevi, “Tanrı’nın lütfunu bildiren Müjde’ye tanıklık etme görevini” tamamlamaktır.