İbranilere yazılan mektubun yazarının okuyucularına, Sina Dağı’nda Tanrı tarafından verilen eski antlaşmaya karşılık, İsa’nın ve yeni antlaşmanın aşkın önemini kavratma çabaları, İbraniler 12:18-24’te yeni ve ilginç bir karşıtlık ortaya çıkarır.
Bir yandan Hristiyanlar “dokunulabilen, alev alev yanan dağa, karanlığa” yaklaşmış değillerdir (12:18) –burada açıkça Tanrı’nın Sina Dağı’na indiği ve Musa’yla buluştuğu zamana gönderme yapılmaktadır. Bu teofaninin dehşeti çarpıcı terimlerle ifade edilmiştir. Tanrı’nın kendisi, “Dağa bir hayvan bile dokunsa taşlanacak” (12:20) diye bildirmiştir. Musa bile derin bir korku yaşamıştır (Yasa’nın Tekrarı 9:19; İbraniler 12:21). Hristiyanlar bu dağa yaklaşmamışlardır.
Öte yandan, Hristiyanlar başka bir dağa gelmişlerdir. Ama burada yazar bizi ters köşeye yatırır. İlk başta sanki yaklaştığımız dağın çölle ve yasanın verilmesiyle bağlantılı olan Sina Dağı değil de Yeruşalim’de tapınağın inşa edildiği ve Davut hanedanının oturduğu yer olan Siyon Dağı olduğunu söylüyormuş gibi gelir. Sonra birden metnin coğrafi ve tarihi Siyon’a değil, onun karşıtı olan “yaşayan Tanrı’nın kenti olan göksel Yeruşalim’e” (12:22) odaklandığı anlaşılır.
Bu tipoloji hakkında söylenebilecek çok şey var, ancak ben kendimi iki gözlemle sınırlayacağım.
Birincisi, diğer Kutsal Kitap bölümlerine de uzanır. Tipolojinin kendisi sürgünden dönüşe dayanır. Sürgündekilerin umudu Yeruşalim’e dönmekti. Yeruşalim onarıcı olan her şeyin sembolü haline gelmiştir. Zaten ikinci tapınak Yahudiliği literatüründe, Yahudiler bazen “yeni Yeruşalim “den ya da cennet gibi mükemmel olan benzerlerinden bahsederler. Benzer şekilde Yeni Antlaşma’da da geçer. Pavlus “göksel Yeruşalim”den söz edebilmektedir (Gal. 4:26). İncil’in son kitabı Yeni Yeruşalim’in gökten ineceğini öngörür (Vahiy 21).
İkinci olarak, eğer Hristiyanlar bu “göksel Yeruşalim’e” “yaklaştılarsa”, bu aslında ne anlama gelmektedir? Hristiyan olmakla, yaşayan Tanrı’nın huzurunda “toplananlar” topluluğuna yaklaştığımız anlamına gelir. Vatandaşlığımız cennettedir; adlarımız cennete yazılmıştır. Tahtın etrafındaki sayısız binlerce meleğin sevinçli topluluğuna katılırız. Kısacası, “ Herkesin yargıcı olan Tanrı’ya”; “yetkinliğe erdirilmiş doğru kişilerin ruhlarına” yaklaştık (İbr. 12:23). Hepsinden önemlisi, “yeni antlaşmanın aracısı olan İsa’ya” yaklaştık (12:24). İşte bu, “ilk doğanların topluluğu” olmanın nihai vizyonudur (İbr. 12:23).