Peygamber Natan’ın Davut’un saltanatına karşı öngördüğü tehdit, Davut’un yönetiminde tam olarak neyin yanlış olduğunu ortaya koyan kirli bir yan öyküyle başlar (2 Sam. 13).
Kraliyet eşlerinin çokluğu, çok sayıda üvey erkek ve kız kardeş olduğu anlamına geliyordu. Bu da Tamar’a yapılan sefil tecavüzü hazırlar. Tamar dışında olaya karışan kişilerin profilleri, bugün disfonksiyonel bir aile olarak nitelendirebileceğimiz bir yapıyı ortaya koymaktadır. Elbette kardeşlerden sadece ikisi, Amnon ve Avşalom yakından görülmektedir. Ama Davut’un onlara karşı tutumu –daha doğrusu onları idare edememesi– daha önce Yoav’ı idare edememesi ile aynıdır (bkz. 9 Eylül).
Amnon şehvet düşkünü, çocukça davranan, sorumsuz, aldatıcı ve acımasız biridir. Onunla ilgili en açıklayıcı ifadelerden biri Tamar’a tecavüz ettikten hemen sonra söylenenlerdir: “Bundan sonra Amnon Tamar’dan öylesine nefret etti ki, ona duyduğu nefret, beslemiş olduğu sevgiden daha güçlüydü” (13:15). Kötü bir adam haline gelmiş şımarık bir çocukla karşı karşıyayız.
Eğer Davut bu noktada devlet başkanı olarak göstermesi gereken adaleti gösterseydi, sonraki birkaç yılın tarihi tamamen farklı olurdu. Eli’nin günahını paylaşır (bkz. 1. Samuel 3 ve 13 Ağustos): Oğullarının kötülük yaptığını görür ve onları engellemek için hiçbir şey yapmaz. Eğer Amnon’un yasanın tüm gücüyle yüzleşmesini isteseydi, sadece potansiyel olarak asi diğer oğullarına bir uyarı atışı yapmakla kalmaz, kızına olanları önemsediğini kanıtlar ve Tamar’ın öz kardeşi Avşalom’un içinde kaynayan korkunç acı ve intikam duygularının daha da artmasına sebep olmazdı.
Bu noktada Avşalom trajik bir figürdür. Haklı olarak Amnon’u sorumlu tutar. Babasının kestirmeden gittiği yasal sistemde telafi bulamayınca intikam almayı seçer, sonra da babasının gazabından kaçmak zorunda kalır. Kuşkusuz Amnon’u öldürmemeliydi, ancak bu noktaya kadar öldürdüğü adamdan daha çekici ve ilkeli bir karakter olarak sunulur. Yine de Davut’un bile bu cinayeti görmezden gelemeyeceğini bilir, bu yüzden kaçar ve babasının ahmak ve kararsız göründüğü bir halde bırakır.
Babalar ve oğullar arasındaki ilişkiler nadiren hem zengin hem de basittir. Ancak Davut’un yaşamı, Eli’nin birkaç bölüm önceki yaşamıyla karşılaştırıldığında, babanın ne kadar sevgi dolu, hoşgörülü, dindar ve kahraman olursa olsun, çocuklarından hesap sormadığı, yoldan çıktıklarında onları terbiye etmediği ailelerin başına ne tür felaketlerin gelebileceğini göstermektedir. Davut’un Amnon ve Avşalom’la ilgili başarısızlığı bir ilk değildi: Çocuklar daha bebekken başlayan ahlaki ve ailevi bir başarısızlığın devamıydı.