Bu (YEŞU 18-19), Yeşu’nun toprağın bölünmesine ayrılmış olan birçok bölüm üzerinde düşünmek için iyi bir zaman.
(1) Toprağın bölünmesine odaklanan bu bölümler dolaylı olarak toprağın kendisine odaklanmaktadır. Ne de olsa toprak, İbrahim’e verilen vaadin, Sina antlaşmasının, İsraillilerin Mısır’daki kölelikten kurtuluşunun indirgenemez bir bileşeniydi. Şimdi ise Tanrı’nın “kura”yı denetlemesiyle dağıtılmaktadır.
(2) Kaçınılmaz sonuç, Tanrı’nın vaatlerine sadık olduğudur. Bu nokta iki bölüm sonra bizim için açıkça çizilmiştir: “Böylece RAB atalarına vermeye ant içtiği bütün ülkeyi İsrailliler’e vermiş oldu. İsrailliler de ülkeyi mülk edinip buraya yerleştiler. RAB atalarına ant içtiği gibi, onları her yönden rahata erdirdi. Düşmanlarından hiçbiri onların önünde tutunamadı. RAB hepsini onların eline teslim etti. RAB’bin İsrail halkına verdiği sözlerden hiçbiri boş çıkmadı; hepsi yerine geldi” (21:43-45).
(3) Bu bölümler ayrıca Vaat Edilmiş Topraklar’a girişin nasıl kesintisiz bir zafer dalgası halinde gerçekleşmediğini de açıklar. Tanrı daha önce İsrailliler’i her şeyi bir anda vermeyeceği konusunda uyarmıştı. Şimdi bize tekrar tekrar şu ya da bu oymağın bazı Kenanlıları oradan çıkaramadığı ve “bugüne kadar” orada kalmaya devam ettikleri söylenir. Örneğin, “Yahudaoğulları Yeruşalim’de yaşayan Yevuslular’ı oradan çıkartamadılar. Yevuslular bugün de Yeruşalim’de Yahudaoğulları’yla birlikte yaşıyorlar.” (15:63; krş. Yuhanna 1:21). Aslında Yeruşalim ele geçirilmişti (Yarg. 1:8), ama Yevuslular’ın hepsi yerlerinden edilmemişti. Bu tür ayrıntılar, sadakat ve senkretizm arasındaki mücadelenin İsrail tarihinin nasıl bu kadar büyük bir bölümünü kaplayabildiğini açıklamaya yardımcı olur.
(4) Bu bölümlerdeki bazı unsurlar anlatının önceki bölümlerini sona erdirmektedir. Örneğin Kalev tekrar ortaya çıkar. On iki casustan oluşan ilk grupta Yeşu’nun iş arkadaşıydı; Kadeş-Barnea’da, Vaat Edilmiş Topraklar’a ilk yaklaştıklarında, halkı cesaretle oraya girmeye ve Tanrı’ya güvenmeye çağıran sadece ikisiydi. Sonuç olarak, kendi kuşaklarından Vaat
Edilmiş Topraklar’a tanıklık etmek üzere hayatta kalan iki kişi onlardır. Benzer şekilde, 20-21. bölümler, Musa Kanunu tarafından zorunlu kılınan sığınak şehirlerinin ve Levililere tahsis edilen kasabaların belirlenmesini detaylandırır.
(5) Görünürde bir sorun vardır. Durumun belirsizliği ve Musa’nın son uyarılarının anıları, okuyucuya bu göreceli zaferlerin, her ne kadar iyi olsalar da Tanrı’nın nihai ya da son hükmü olamayacağını işaret eder.