Beş kapanış mezmurunun hepsi tek bir İbranice kelime olan Haleluya ile başlar–“RAB’be övgüler olsun”. Bu mezmur (Mezm. 148), tüm yaratılışı övgüde birleştiren evrendeki varlıkların ve şeylerin çeşitliliğine ve kapsamlılığına yaptığı vurguyla dikkat çekicidir. İlk altı ayet meleklerle başlar, göklerdeki bilinçsiz katılımcılardan aşağı doğru iner; sonraki altı ayet – ilk altısının yansımasıdır– yeryüzündeki bilinçsiz katılımcılarla başlar ve insanlara yükselir (148:7-12). Son iki ayet (148:13-14) insanları kendisiyle antlaşmaya çeker. Bazı notlar: (1) Melekler bizim dost kullarımız olmasına rağmen (Va. 22:8-9), sevgilerini ve tapınmalarını meleklere bağlayan insanlar her zaman olmuştur (örneğin, Kol. 2:18). Diğerleri ise ahmakça bir şekilde kaderlerinin yıldızlar tarafından kontrol edildiğini düşünürler, oysa yıldızlar Tanrı’nın yarattıklarından başka bir şey değildir. Hem melekler hem de yıldızlar –biri bilinçli, diğeri bilinçsiz– Tanrı’nın yüceliğine tanıklık ederler; bu anlamda tapınmada birlikte yer alırlar (148:2-3).

(2) “Göklerin gökleri” ifadesi üstünlük ifade etmenin bir yoludur (“kutsalların kutsalı” gibi). “Göklerin üstündeki sular” ifadesi yağmurdan söz etmenin İbranice şiirsel bir yoludur (148:4). “Gökleri” ister yağmurun atmosferde yoğunlaştığı küre olarak, ister Yüce Tanrı’nın meskeni olarak düşünün, yaratılmamış hiçbir şey yoktur: “O buyruk verince, var oldular” (148:5). Dolayısıyla Yaratıcı Tanrı’ya tanıklık etmeyen hiçbir şey yoktur.

(3) Dünya okyanuslarının sakinleri, toprağı sulayan çeşitli yağışlar, serbest bırakılan fırtınaların öfkesi, dağların ve tepelerin görkemi ve güzelliği, dünyanın flora ve faunasının muhteşem çeşitliliği, rengi ve güzelliği, dünyanın doğumlarının hayal bile edilemeyen dizisi hepsi sessiz ama güçlü bir şekilde Tanrı’nın iyiliğini ve büyüklüğünü kanıtlar. Bu yaratılışın bir parçası olan insanoğlu, yaşamdaki rütbelerinin ve konumlarının tüm çeşitliliği içinde, bu evrensel övgü korosuna katılır (148:11-12), sadece o bizden daha büyük olduğu için değil, ama onun görkemli ihtişamını ne kadar yüksek tasavvur edersek edelim, yine de daha yüksek, tüm yaratılıştaki her şeyden ve her şeyden daha yüksek olduğu için (148:13).

(4) Bu hayal edilemeyecek kadar büyük Tanrı sadece kendi halkını çağırmakla kalmamış, aynı zamanda onları güçlü kılmıştır. (148:14). İsa’nın beden alması, ölümü ve dirilişinin bu tarafında yaşarken, Davut soyundan gelen nihai Kral’ın gerçekte kim olduğunu biliyoruz. Ve böylece bizim övgülerimiz de evrenin geri kalanına kendine özgü bir yoğunluk ve minnettarlıkla katılır.