İsa’nın göğe yükselişi ve Pentekost arasında, yaklaşık yüz yirmi kişiden oluşan yeni kilise bir araya gelerek dua etti. Böyle bir toplantıda Petrus ayağa kalktı ve Yahuda İskariot’un yerine Mattiya’yı geçiren eylemi başlattı (Elçilerin İşleri 1:15-26).
(1) Petrus’un Kutsal Yazı’dan söz etmesi (1:16, 20), görünüşe göre onu, hain Yahuda’nın yerine İsa’nın hizmetinin başından beri yanında olan diğer adamlardan birini seçmenin “gerekli olduğu” (1:21) sonucuna götüren şeydir. Elçilerin İşleri’nin yüzeysel düzeyinde, mantık basittir. Mezmur 69:25 şöyle der: “Issız kalsın konakları”, Petrus bunu Yahuda’ya uygular. Mezmur 109:8, “Görevini bir başkası üstlensin!” diye ısrar eder; Petrus bunu, yerine birini bulmak için ilahi bir gerekçe olarak alır.
Petrus’un bu ayetleri kullanmasının muhtemelen iki sebebi vardır: (A) Petrus ya savunulamaz bir bağlam dışı alıntılamaya bulaşmaktadır, bu ayetler hiçbir zaman Yahuda’ya işaret etmemiştir ve sadece yorumsal bir ‘el çabukluğu’ ile öyleymiş gibi gösterilmiştir. Ya da (B), Petrus zaten oldukça sofistike bir Davut tipolojisine inanmaktadır. Eğer bu ihanet duygusu ve adaleti yerine getirme isteği büyük Kral Davut’un deneyiminde bu kadar önemli bir rol oynuyorsa, büyük Davut’un büyük Oğlu’nda daha ne kadar önemli olabilir? Böyle bir mantık karşısında neden ürkmeliyiz? Önceki kırk gün boyunca İsa öğrencileriyle sık sık konuşmuş (1:3), “Kutsal Yazılar’ın hepsinde kendisiyle ilgili olanları onlara” açıklamıştı (Luka 24:27). Elbette, Davut tipolojisi İncillerde İsa’nın ağzından ortaya çıkmıştır. Bunu öğrencilerine öğrettiğini neden kabul etmeyelim?
(2) Burada ortaya konan kriterlere göre –yerine geçecek elçi sadece dirilen İsa’nın tanığı değil, aynı zamanda “Rab İsa’nın aramızdan yukarı alındığı güne değin bizimle birlikte geçirdiği bütün süre boyunca” (1:21-22) öğrencilerle birlikte olan biri olmalıydı– Pavlus bu koşulları yerine getiremezdi. Kendisinin de kabul ettiği gibi, Pavlus’un elçiliği düzensizdi (1Ko. 15:8-9). Petrus ve kilisenin Pavlus’un atanmasını beklemedikleri için burada hata yaptıkları gibi saçma bir düşünceye kapılmamalıyız.
(3) Kurayla iki kişiden birinin seçilmesi (1:23-26) yerel kilise yönetim prosedürleri için bir reçete değildir. Yeni Antlaşma’da bildirildiği gibi, o andan itibaren kilisenin yaşamında benzer bir prosedüre dair hiçbir ipucu yoktur. Bu daha çok Eski Antlaşma’daki bir prosedürün doruk noktası gibidir; Tanrı’nın kendisi elçi grubundaki on iki kişiyi seçer ve yetkilendirir.