Davut bugün yaşasaydı şüphesiz birçoğumuzu rahatsız ederdi. O çok yoğun bir adamdı, zevklerinde coşkulu, cesareti kırıldığında ezilmiş, liderliğinde güçlü, tapınmasında sınırsız.

(1) İnsan ve bir o kadar da Tanrı’nın sergilendiği bir olay vardır. Örneğin, Antlaşma Sandığı’nın ve muhtemelen tüm Buluşma Çadırı’nın Yeruşalim’e getirilmesi (2Sa.6). Davut birkaç din adamını –Levililer– gönderip işini bitirmez. Tüm İsrail halkından seçme otuz bin asker ve temsilci toplar, müzisyenler ve korolardan bahsetmiyorum bile.

(2) Uzza, arabayı çeken öküzler tökezlediği için sandığı tuttuğunda, “RAB Tanrı saygısızca davranan Uzza’ya öfkelenerek onu orada yere çaldı. Uzza Tanrı’nın Sandığı’nın yanında öldü” (6:7). Bu olay kutlamalara kesinlikle gölge düşürmüştür. Davut Tanrı’ya hem öfkelidir (6:8) hem de ondan korkar (6:9). Şimdilik Rab’bin Antlaşma Sandığı’nı Yeruşalim’e getirmemeye karar verir. Kuşkusuz çoğumuzun içinde Davut’un haklı olduğunu sessizce düşünen bir şeyler vardır.

Yine de Tanrı başından beri, kendisinin sadece bir tılsım, kontrol edilebilir bir tanrı, diğer komşu tanrıcıklara benzeyen bir tanrıcık olduğu imasını yok etme konusunda derin bir endişe duymuştur. En katı yasaklarından biri sandığa dokunmamak ya da içine bakmamaktı. Gerçekten de Beytşemeş’ten yetmiş kişi bir kuşak önce (1Sa.6:19-20; bkz. 15 Ağustos) bu bildiriye uymadıkları için bedelini canlarıyla ödemişlerdi. Metnimiz Uzza’nın davranışını “saygısızlık” olarak adlandırır (2Sa.6:7). Bunu “saygısızlık” ya da “küfür” yapan şey Uzza’nın kötü niyetli olması değil, gözlerinin önünde saygılı bir korku olmaması, Tanrı’nın kutsal olduğunu söylediği şeylerle sıradan şeyler arasında dikkatli bir ayrım yapmamasıydı. Küfrün dehşeti de aynıdır:

İnsanlar Rab’bin adını boş yere kullandıklarında bununla bir şey kastetmediklerini söylerler. Mesele de tam olarak budur: hiçbir şey kastetmemektedirler. Tanrı’ya bu şekilde davranılmayacaktır.

(3) Sandık üç ay boyunca Ovet-Edom’un evinde kalır ve Ovet-Edom o kadar çok bereket görür ki, Davut yeniden ilgi duymaya başlar (6:11-12). Bereket ve hürmet ayrılmaz bir ikilidir ve Davut –ve biz– bunun farkına varsak iyi olur.

(4) Mikal’in tam da babasının kızı olduğu ortaya çıkar: coşkulu tapınmadan çok şatafat, şekil, kraliyet giysileri ve kişisel saygınlıkla ilgilenir (6:16). Davut’u tam da Tanrı merkezli olduğu ve kişiliğine çok az önem verdiği için küçümser. Başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğünü sürekli dert eden insanlar, gerçek ibadetin özelliği olan Tanrı merkezlilik ve Tanrı farkındalığı tarafından tamamen özümsenemezler.