Kurtuluşumuzu Kaybedebilir miyiz?
Hristiyanlar arasında sıkça sorulan önemli sorulardan biri şudur: Bir kişi gerçekten kurtulduktan sonra kurtuluşunu kaybedebilir mi? Başka bir deyişle, Mesih’e iman etmiş, Tanrı’nın lütfuyla bağışlanmış ve kurtarılmış bir kişi daha sonra tamamen ve nihai olarak imandan düşebilir mi?
Bu soru önemlidir. Çünkü Kutsal Kitap bir yandan imandan sapmaya, Mesih’e sırt çevirmeye ve günah içinde ısrar etmeye karşı ciddi uyarılar verir. Öte yandan aynı Kutsal Kitap, Tanrı’nın kendi halkını sonuna dek koruyacağını, Mesih’in kendisine verilenleri asla kaybetmeyeceğini ve Tanrı’nın başladığı işi tamamlayacağını öğretir.
Bu nedenle meseleyi hafife almadan, ama gereksiz korkulara da kapılmadan ele almalıyız.
Kurtuluşumuzun Güvencesi Kendimizde Değildir!
Eğer kurtuluşumuzun devamı bizim gücümüze, sadakatimize, kararlılığımıza ya da günahsız yaşama becerimize bağlı olsaydı, hiçbirimizin umudu olmazdı. Kurtulmuş bir Hristiyan bile bu dünyada günahla mücadelesini sürdürür. İmanlı kişi artık günahın kölesi değildir; fakat hâlâ zayıflıkları, düşüşleri ve tövbeye ihtiyaç duyduğu alanlar vardır.
Bu nedenle, “Ben kurtuluşumu asla kaybetmem, çünkü imanım çok güçlüdür; asla günaha düşmem” demek yanlış bir güvencedir. İnsanın kendi gücüne dayanan her güvence kırılgandır. Gerçek güvence ise tam olarak şuradadır: Tanrı başladığı işi tamamlar.
Elçi Pavlus Filipililer’e şöyle der:
Hristiyan’ın umudu kendi elinin gücünde değil, Tanrı’nın elinin gücündedir. Biz Tanrı’ya tutunuruz; ama daha derin gerçek şudur: Tanrı bizi tutar. Eğer sona dek dayanışımız yalnızca bizim Tanrı’nın elini ne kadar sıkı tuttuğumuza bağlı olsaydı, mutlaka bırakırdık. Fakat Kutsal Kitap’ın verdiği güvence şudur: Tanrı kendi halkının elini bırakmaz.
“Sonsuz Güvence” ve “Kutsalların Sona Dek Dayanması”
Bu konuda iki kavramı ayırmak önemlidir. Bazıları “sonsuz güvence” derken şunu kasteder: “Bir kişi bir kez kurtulduysa, sonrasında nasıl yaşarsa yaşasın kurtuluşunu kaybetmez.” Bu ifade tek başına söylendiğinde tehlikeli bir yanlış anlaşılmaya yol açabilir. Çünkü Kutsal Kitap, gerçek imanın tövbe, itaat ve kutsallaşma meyveleri doğurduğunu öğretir.
Tarihsel Reform öğretisinin daha doğru ifadesi “kutsalların sona dek dayanması”dır. Buna göre gerçek imanlılar nihai olarak imandan düşmezler; çünkü Tanrı onları korur, imanlarını sürdürür ve onları sonuna dek taşır.
İsa şöyle der:
Bu sözlerde güvence koyunların gücünde değil, Çoban’ın gücündedir. Mesih koyunlarını tanır, onlara sonsuz yaşam verir ve onları korur.
Sonsuz Yaşam Gerçekten Sonsuzdur
Kutsal Kitap kurtuluşu yalnızca geçici bir deneyim olarak değil, “sonsuz yaşam” olarak tanımlar. İsa Mesih’e iman eden kişi sonsuz yaşama sahip olur. Bu yaşam ölümden sonra tamamlanacak bir umut olmakla birlikte, iman ettiğimiz anda da gerçek anlamda başlar.
İsa şöyle der:
İsa, “ileride belki sonsuz yaşama sahip olacak” demiyor; “sonsuz yaşamı vardır” diyor. Ayrıca “ölümden yaşama geçmiştir” diyor. Bu, Tanrı’nın lütfuyla gerçekleşen gerçek ve güçlü bir geçiştir. Elbette bu, Hristiyan’ın uyarılara ihtiyacı olmadığı anlamına gelmez. Fakat Tanrı’nın verdiği yaşam, insanın zayıflığıyla yok olacak kadar kırılgan değildir.
Mesih’in Tamamlanmış İşi
Kurtuluşumuzun güvencesi yalnızca iman deneyimimize değil, Mesih’in tamamlanmış işine dayanır. Mesih çarmıhta halkı için öldü, onların günahlarını taşıdı ve onları Tanrı’yla barıştırdı. Mesih’in ölümü yalnızca kurtuluş ihtimalini oluşturmadı; halkının kurtuluşunu gerçekten güvence altına aldı.
Aklanma da geri alınan geçici bir mahkeme kararı değildir. Tanrı imanlıyı Mesih’te doğru sayar, günahlarını bağışlar ve onu mahkûmiyetten özgür kılar.
Elçi Pavlus şöyle der:
“Hiçbir mahkûmiyet yoktur” sözü imanlıya büyük güvence verir. Tanrı’nın Mesih’te akladığı kişiyi kim mahkûm edebilir? Elçi Pavlus’un Romalılar 8’deki cevabı açıktır: Hiç kimse. Çünkü Mesih ölmüş, dirilmiş ve Tanrı’nın sağında bizim için aracılık etmektedir.
Mesih Bizim İçin Aracılık Eder
İsa yalnızca geçmişte bizim için ölmedi; bugün de diri olan Başkâhinimiz olarak bizim için aracılık etmektedir. İmanlı hâlâ zayıftır, günahla mücadele eder ve tövbeye ihtiyaç duyar. Fakat gökte güçlü bir aracısı vardır.
Bu nedenle kurtuluş güvencemiz kendimize bakarak değil, Mesih’e bakarak güçlenir. Kendimize baktığımızda zayıflık ve eksiklik görürüz. Mesih’e baktığımızda ise tamamlanmış bir kurban, dirilmiş bir Kurtarıcı ve bizim için aracılık eden sadık bir Başkâhin görürüz.
Kutsal Kitap’taki Uyarılar Ne Anlama Gelir?
Eğer gerçek imanlılar nihai olarak kurtuluşlarını kaybetmeyeceklerse, Kutsal Kitap’taki ciddi uyarılar neden vardır?
Kutsal Kitap gerçekten de imandan sapmaya, Mesih’e sırt çevirmeye, günah içinde katılaşmaya ve sahte imana karşı ciddi uyarılar verir. Bu uyarıları yok sayamayız. Fakat bu uyarılar, gerçek imanlıların kurtuluşlarını kaybedebileceğini kanıtlamak için verilmemiştir. Aksine, Tanrı bu uyarıları kendi halkını korumak için kullanır.
Tanrı yalnızca sonucu değil, sonuca götüren araçları da belirler. Halkını sonuna dek korur; bunu da Sözü, uyarıları, teşvikleri, kilise yaşamı, disiplin, dua ve Kutsal Ruh’un işi aracılığıyla yapar.
Bu nedenle gerçek Hristiyan bu uyarıları ciddiye alır. “Nasıl olsa kurtuluşumu kaybetmem, o zaman istediğim gibi yaşayabilirim” diyen kişi, kurtuluş güvencesini yanlış anlamıştır. Gerçek güvence dikkatsizliğe değil, minnettarlığa, tövbeye ve kutsal yaşama götürür.
İbraniler 6 Ne Öğretiyor?
Kurtuluşun kaybedilebileceğini savunanların sıkça başvurduğu bölümlerden biri İbraniler 6:4-6’dır. Bu bölümde “bir kez aydınlatılmış”, “göksel armağanı tatmış”, “Kutsal Ruh’a ortak olmuş” kişilerden söz edilir. Bu ifadeler ilk bakışta kurtulmuş kişilerden bahsediyormuş gibi görünebilir.
Fakat aynı bölümün devamında yazar şöyle der:
Bu ifade önemlidir. Yazar, önceki uyarılardan söz ettikten sonra gerçek imanlılar için “kurtuluşa özgü şeyler” beklediğini söyler. Bu da önceki ifadelerin her durumda gerçek kurtuluş anlamına gelmediğini gösterir.
Bir kişi kilisenin içinde bulunabilir, Tanrı Sözü’nü işitebilir, imanlıların yaşamındaki ruhsal bereketlere tanık olabilir ve birçok yönden Tanrı’nın iyiliklerini “tatmış” olabilir. Fakat bütün bunlar onun mutlaka yeniden doğmuş olduğu anlamına gelmez.
Elçi Yuhanna bunu şöyle ifade eder:
Bu ayet, görünürde imanlı olan herkesin gerçekten imanlı olmadığını gösterir.
Vahiy 3:5 ve Yaşam Kitabı
Bir başka zor metin de Vahiy 3:5’tir:
Bu ayet bazılarına göre, bir kişinin adının yaşam kitabından silinebileceğini ve dolayısıyla kurtuluşunu kaybedebileceğini gösterir. Fakat Kutsal Kitap’ın genel öğretisi, Tanrı’nın ezelî seçiminin değişmez olduğunu açıkça gösterir. Tanrı’nın dünyanın kuruluşundan önce Mesih’te seçtikleri, sonradan Tanrı’nın kararından düşmezler.
Bu nedenle Vahiy 3:5’i, Tanrı’nın gerçekten seçtiği ve Mesih’e verdiği kişilerin kurtuluşlarını kaybedebileceği şeklinde okumak doğru değildir. Aksine bu ayet, galip gelenlere verilen güçlü bir güvence olarak okunmalıdır: Mesih’e ait olanların adları silinmeyecektir.
Gerçek İman Sona Dek Dayanır
Kutsal Kitap’ın öğrettiği güvence şudur: Gerçek iman Tanrı’dan gelir ve Tanrı’nın korumasıyla sona dek dayanır. Bu dayanma pasif ya da meyvesiz bir bekleyiş değildir. Gerçek iman tövbe eder, savaşır, günahla mücadele eder, düştüğünde kalkar ve Mesih’e yeniden sarılır.
Bir Hristiyan ciddi günaha düşebilir mi? Evet. Kutsal Kitap’ta bunun örnekleri vardır. Davut ağır günahlar işledi. Petrus Mesih’i inkâr etti. Fakat Tanrı onları tövbeye getirdi. Onların düşüşleri gerçekti, ama nihai değildi.
Buradaki önemli ayrım şudur: Gerçek imanlı ciddi biçimde düşebilir, ama tamamen ve nihai olarak düşmez.
Sahte Güvence Tehlikesi
Bütün bunları söylerken sahte güvence tehlikesini de unutmamalıyız. Bir kişi, “Ben bir zamanlar dua ettim, bir karar verdim, kiliseye gittim; bu yüzden nasıl yaşarsam yaşayayım kurtuldum” diyorsa, bu Kutsal Kitap’ın verdiği güvence değildir.
Kutsal Kitap kurtuluş güvencesini günah içinde rahat yaşayanlara değil, Mesih’e iman eden, tövbe eden ve O’nun ardından gitmek isteyenlere verir. Gerçek iman kusursuz değildir; ama yaşayan bir imandır. Gerçek iman hiçbir zaman meyvesiz kalmaz.
Yakup’un söylediği gibi, iman işler olmadan ölüdür. Bu, işlerimizle kurtulduğumuz anlamına gelmez. Kurtuluş yalnızca lütufla, yalnızca iman aracılığıyla, yalnızca Mesih’tedir. Fakat kurtaran iman asla yalnız kalmaz; yaşamda meyve üretir.
Güvencemiz Tanrı’nın Sadakatindedir
Kurtuluşumuzu kaybedebilir miyiz? Eğer soru şuysa: “Kendi hâlimize bırakılsaydık düşer miydik?” Cevap evettir. Kendi gücümüze bırakılsaydık hiçbirimiz dayanamazdık.
Fakat soru şuysa: “Tanrı’nın gerçekten kurtardığı, Mesih’in uğruna öldüğü, Kutsal Ruh’un yeniden doğurduğu bir kişi tamamen ve nihai olarak kaybolabilir mi?” Kutsal Kitap’ın cevabı hayırdır.
Çünkü Baba seçtiğini Oğul’a verir. Oğul kendisine verilenleri kaybetmez. Kutsal Ruh imanlıyı mühürler ve mirasın güvencesi olur. Tanrı’nın kurtuluş işi Üçlübirlik Tanrı’nın işidir; bu yüzden başarısız olmaz.
Elçi Pavlus’un sözleri imanlıya büyük teselli verir:
Sonuç
Kutsal Kitap’ın bütünsel tanıklığına göre, gerçekten kurtulmuş bir kişi kurtuluşunu tamamen ve nihai olarak kaybetmez. Çünkü kurtuluşun başlangıcı da devamı da sonu da Tanrı’nın lütfuna dayanır.
Fakat bu gerçek, günahı hafife almak için bir izin değildir. Tam tersine, Tanrı’nın lütfu bizi tövbeye, imana, itaate ve kutsal yaşama çağırır. Kutsal Kitap’taki uyarılar gerçektir ve ciddiye alınmalıdır. Ancak bu uyarılar, Tanrı’nın halkını kaybettiğini değil, halkını korumak için Sözü aracılığıyla çalıştığını gösterir.
Hristiyan’ın güvencesi kendi sadakatinde değil, Tanrı’nın sadakatindedir. Biz zayıfız; ama Mesih güçlüdür. Biz gevşeyebiliriz; ama O bizi bırakmaz. Biz düşebiliriz; ama O bizi kaldırır. Ve Tanrı’nın Mesih’te başlattığı iyi iş, Mesih İsa’nın gününe dek tamamlanacaktır.
