İsa Mesih Tekrar Gelecek mi?
Hristiyan imanının en temel umutlarından biri şudur: İsa Mesih tekrar gelecektir. Bu yalnızca bazı Hristiyanların benimsediği ikincil bir düşünce değil, Kutsal Kitap’ın açık öğretisi ve tarihsel Hristiyan iman ikrarlarının ortak tanıklığıdır. Kilise yüzyıllardır şu gerçeği ilan eder: İsa Mesih öldü, dirildi, göğe yükseldi ve bir gün yaşayanları ve ölüleri yargılamak üzere görkem içinde tekrar gelecektir.
Tarihsel olarak da bu gerçek, kilisenin ortak imanında merkezi bir yer tutmuştur. Elçilerin İnanç Bildirgesi’nde Mesih için “oradan gelip yaşayanları ve ölüleri yargılayacaktır” denir. İznik İnanç Bildirgesi de O’nun “görkem içinde tekrar geleceğini” açıkça söyler. Yani Mesih’in ikinci gelişi, sonradan ortaya atılmış bir yorum değil, en eski dönemlerden beri Hristiyan imanının ayrılmaz bir parçasıdır.
İsa Mesih’in İlk Gelişi ve İkinci Gelişi
Kutsal Kitap, İsa Mesih’in gelişinden iki yönlü olarak söz eder. İlk gelişinde Mesih alçakgönüllülükle dünyaya geldi. Bir bebek olarak doğdu, günahsız bir yaşam sürdü, günahkârların yerine çarmıhta öldü ve üçüncü gün ölümden dirildi. İlk gelişinde Mesih, halkını günahlarından kurtarmak için geldi.
Fakat Kutsal Kitap aynı zamanda Mesih’in tekrar geleceğini de öğretir. Bu ikinci geliş, ilk gelişinden farklı olarak gizlilik ve alçakgönüllülük içinde değil, görkem, güç ve yargı ile olacaktır. İsa bu kez günah için kurban olmak üzere değil, kurtardığı halkını tam anlamıyla yüceltmek, kötülüğü nihai olarak ortadan kaldırmak ve Tanrı’nın adaletini açıkça göstermek üzere gelecektir.
İbraniler 9:28 şöyle der:
“Mesih de birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez kurban edildi. İkinci kez, günah yüklenmek için değil, kendisini bekleyenleri kurtarmak için görünecektir.”
Bu ayet bize Mesih’in ikinci gelişinin Hristiyan umudunun merkezinde olduğunu gösterir. Mesih’in işi yarım kalmamıştır; fakat O’nun kurtarışının tam görünür sonucu henüz tamamlanmayı beklemektedir.
Bu noktada önemli bir ayrımı görmek gerekir: Mesih’in çarmıhtaki işi tamamlanmıştır, fakat bu tamamlanmış kurtuluşun bütün sonuçları tarihte henüz son biçimiyle görünmemiştir. Günahın suçluluğundan aklandık, ama günahın varlığından henüz tamamen kurtulmadık. Kutsal Ruh aracılığıyla yeni yaşam aldık, ama bedenimizin dirilişini hâlâ bekliyoruz. Bu yüzden Mesih’in ikinci gelişi, yeni bir kurtuluş yolu başlatmak için değil, kazanılmış kurtuluşu bütün görkemiyle açığa çıkarmak içindir.
İsa Mesih Kendi Tekrar Gelişini Bildirdi
İsa Mesih, öğrencilerine tekrar geleceğini açıkça söyledi. Yuhanna 14:2-3’te şöyle der:
“Babam’ın evinde kalacak çok yer var. Öyle olmasa size söylerdim. Çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum. Gider ve size yer hazırlarsam, siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım.”
Bu sözler, Mesih’in halkını terk etmediğini gösterir. O göğe yükselmiş olsa da halkını unutmuş değildir. Göğe yükselişi bir ayrılık değil, krallık tahtına oturuşudur. Mesih şimdi Baba’nın sağında hüküm sürmektedir ve zamanı geldiğinde halkını yanına almak üzere tekrar gelecektir.
Ayrıca Matta 24:30’da İsa şöyle der:
“İnsanoğlu’nun belirtisi gökte görünecek. O zaman yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek, İnsanoğlu’nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.”
Bu geliş kişisel, görünür ve görkemli olacaktır. Yani Mesih’in gelişi yalnızca sembolik bir fikir, ruhsal bir deneyim ya da tarihte gerçekleşen soyut bir olay değildir. İsa Mesih gerçekten, kişisel olarak ve herkesin göreceği şekilde tekrar gelecektir.
Elçilerin Tanıklığı
İsa’nın göğe yükselişinden sonra öğrenciler göğe bakarken iki melek onlara şöyle dedi:
“Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz? Aranızdan göğe alınan İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.”
Elçilerin İşleri 1:11
Bu ifade çok önemlidir. Mesih nasıl gerçek bedeniyle göğe yükseldiyse, aynı şekilde gerçek ve görünür biçimde geri gelecektir. Hristiyan umudu bulanık bir iyimserlik değildir. Biz yalnızca dünyanın daha iyi bir yer olmasını ummuyoruz; Rab İsa Mesih’in bizzat geleceğini bekliyoruz.
Elçi Pavlus da 1. Selanikliler 4:16-17’de şöyle yazar:
“Rab’bin kendisi, bir emir çağrısıyla, başmeleğin seslenmesiyle, Tanrı’nın borazanıyla gökten inecek. Önce Mesih’e ait ölüler dirilecek. Sonra biz yaşamakta olanlar, hayatta olanlar, onlarla birlikte Rab’bi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz. Böylece sonsuza dek Rab’le birlikte olacağız.”
Bu sözler Hristiyanların ölüm, acı ve ayrılık karşısındaki tesellisidir. Mesih döndüğünde yalnızca yaşayan imanlılar değil, Mesih’te ölmüş olanlar da diriltilecektir. Ölüm son söz olmayacaktır. Son söz Mesih’e aittir.
İlk kilise bu umudu yalnızca bir öğreti olarak değil, yaşayan bir beklenti olarak taşıdı. Zulüm altında yaşayan imanlılar için Mesih’in dönüşü soyut bir doktrin değildi; adaletin geleceğine, ölümün yenileceğine ve Rab’bin halkını terk etmediğine dair sarsılmaz bir güvencedir. Bu nedenle Yeni Antlaşma boyunca imanlılar sabra, dayanıklılığa ve umuda çağrılırken Mesih’in görünmesine sık sık işaret edilir.
Mesih’in Gelişi Ne Zaman Olacak?
Kutsal Kitap Mesih’in tekrar geleceğini açıkça bildirir; fakat bunun tam zamanını bize açıklamaz. İsa Matta 24:36’da şöyle der:
“O günü ve saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba’dan başka kimse bilmez.”
Bu nedenle Hristiyanlar tarih belirlememelidir. Tarih boyunca birçok kişi Mesih’in geliş gününü hesaplamaya çalışmış, fakat hepsi yanılmıştır. Kutsal Kitap bizi tarih hesaplamaya değil, uyanık, sadık ve hazır yaşamaya çağırır.
Tarih boyunca bu konuda yapılan hatalar öğreticidir. Kimi gruplar belirli yıllar ilan etmiş, kimi önderler dünya tarihini gizli şemalarla çözmeye çalışmış, fakat sonuç her seferinde hayal kırıklığı olmuştur. Bunun nedeni, Kutsal Kitap’ın bizden gizlediği şeyi zorla öğrenmeye kalkışmamızdır. Rab bize takvimi değil, sadakati vermiştir. Hristiyan olgunluğu, görünmeyen günü hesaplamakta değil, açıklanmış Söze itaat etmekte ortaya çıkar.
İsa’nın tekrar gelişi kesin, fakat zamanı gizlidir. Bu gizlilik bizi meraka değil, imana; spekülasyona değil, kutsal yaşama yöneltmelidir.
Mesih’in Gelişi Neden Önemlidir?
İsa Mesih’in tekrar gelişi en az dört önemli gerçeği bize hatırlatır.
Birincisi, tarih amaçsız değildir. Dünya rastgele olayların sahnesi değildir. Tanrı bütün tarihi kendi egemen planı içinde yönetmektedir. Tarihin sonu belirsizlik değil, Mesih’in zaferidir.
İkincisi, kötülük sonsuza dek sürmeyecektir. Bugün dünyada adaletsizlik, savaş, acı, ölüm, zulüm ve günah vardır. Fakat Mesih döndüğünde bütün kötülük yargılanacak, bütün haksızlıklar açığa çıkarılacak ve Tanrı’nın adaleti tam olarak görünecektir.
Üçüncüsü, imanlıların umudu bu dünyayla sınırlı değildir. Hristiyan yaşamı yalnızca bu dünyada daha iyi koşullara sahip olmak için yaşanmaz. Biz yeni gökleri ve yeni yeri bekliyoruz. Mesih döndüğünde Tanrı halkı artık günahın, acının, ölümün ve gözyaşının olmadığı yenilenmiş yaratılışta Rab’le birlikte yaşayacaktır.
Dördüncüsü, Mesih’in gelişi bizi kutsal yaşama çağırır. İsa’nın tekrar geleceğini bilen kişi kayıtsız, gevşek ve dünyaya ait bir yaşam süremez. Rab’bin dönüşünü beklemek, bugünden sadakatle yaşamak demektir.
- Petrus 3:11-12 bu gerçeği şöyle ifade eder:
“Her şey böyle yok olacağına göre, sizin nasıl kişiler olmanız gerekir? Tanrı’nın gününü bekleyip o günün gelişini çabuklaştırarak kutsal yaşayışta ve Tanrı yolunda olmalısınız.”
Mesih’in dönüşü yalnızca geleceğe dair bir bilgi vermez; bugünkü yaşamımıza yön verir. Örneğin acı çeken imanlı sabretmeyi öğrenir, çünkü adaletin son sözü henüz söylenmemiştir. Günahla mücadele eden imanlı umudunu kaybetmez, çünkü kutsallaşma boşuna değildir. Kilise de görevini hafife alamaz, çünkü Rab döndüğünde halkını uyanık, sadık ve çalışırken bulmak ister. Bu yüzden Mesih’in gelişi, hem teselli hem de ciddiyet taşır.
Mesih’in Gelişi İmanlılar İçin Korku Değil Umuttur
Mesih’in tekrar gelişi iman etmeyenler için ciddi bir uyarıdır; çünkü O yargılamak üzere gelecektir. Fakat Mesih’e ait olanlar için bu geliş korku değil, büyük bir tesellidir. Çünkü bizi yargıdan kurtaran Kişi, bizi yanına almak üzere gelecektir.
İmanlı kişi Mesih’in gelişini korkuyla değil, özlemle bekler. Çünkü gelecek olan Rab, bizim Kurtarıcımızdır. O bizi kendi kanıyla satın almıştır. O bizim için öldü, bizim için dirildi ve bizim için aracılık etmektedir. Bu nedenle O’nun gelişi, halkı için mahkûmiyet değil, tamamlanmış kurtuluşun ilanı olacaktır.
Romalılar 8:1 bize şunu söyler:
“Böylece Mesih İsa’ya ait olanlara artık hiçbir mahkûmiyet yoktur.”
Bu güvence, Mesih’in dönüşünü sevinçle beklememizi sağlar.
Burada Hristiyan umudunun duygusal bir iyimserlikten daha derin olduğunu görmek gerekir. İmanlı, kendi iyi performansına güvenerek Mesih’in gelişini beklemez. Güvencemiz, Mesih’in bitmiş işine dayanır. Eğer kurtuluş bizim çabamızın sonucu olsaydı, O’nun gelişi korku üretirdi. Ama kurtuluş lütufla olduğundan, Mesih’in görünmesi imanlı için yıkım değil, evine kavuşma anlamı taşır.
Peki Bugün Nasıl Yaşamalıyız?
İsa Mesih tekrar gelecekse, bu gerçek bugünkü yaşamımızı derinden etkilemelidir. Hristiyan kişi bu dünyada sorumsuzca değil, umutla ve sadakatle yaşar. Rab’bin dönüşünü beklemek, dünyadan kaçmak anlamına gelmez. Tam tersine, Tanrı’nın bize verdiği görevleri daha ciddiye almamızı sağlar.
Mesih’in geleceğini bilen kişi dua eder, tövbe eder, imanla yaşar, kardeşlerini sever, Müjde’yi duyurur, Tanrı’nın Sözü’ne sarılır ve kutsallıkta büyümeye çalışır. Çünkü Rab yakındır. O’nun gelişi gecikmiş gibi görünse de Tanrı’nın zamanı kusursuzdur.
- Petrus 3:9 şöyle der:
“Rab vaadini yerine getirmekte gecikmez; bazıları bunu gecikme sayar. Ama size karşı sabrediyor. Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor.”
Mesih’in henüz dönmemiş olması Tanrı’nın unutkanlığı değil, sabrıdır. Bu süre, tövbe ve iman için bir lütuf zamanıdır.
Bu yüzden bekleyiş pasif bir oyalanma değildir. Hristiyan umudu, kolu bağlı biçimde göğe bakmak değildir; sadık bir yaşam sürmektir. Bir imanlı günlük işinde dürüstlüğü, ailesinde sevgiyi, kilisede hizmeti, gizlide duayı ve günahla savaşta ciddiyeti Mesih’in geleceği ışığında sürdürür. Rab’bin gelişi uzak bir teori değil, bugünkü itaatimizin yönünü belirleyen canlı bir gerçektir.
Sonuç: Evet, İsa Mesih Tekrar Gelecek
Kutsal Kitap’ın cevabı açıktır: Evet, İsa Mesih tekrar gelecektir. O’nun gelişi kesin, görünür, kişisel ve görkemli olacaktır. O yaşayanları ve ölüleri yargılayacak, halkını tam kurtuluşa kavuşturacak, kötülüğü sona erdirecek ve Tanrı’nın krallığını bütün görkemiyle açığa çıkaracaktır.
Bu nedenle Hristiyanlar umutsuz insanlar değildir. Biz dünyanın karanlığına bakıp çaresizliğe kapılmayız. Çünkü biliyoruz ki tarihin son sözü günaha, ölüme, şeytana ya da insan krallıklarına ait değildir. Son söz İsa Mesih’e aittir.
Kilise her çağda şu duayla yaşamıştır:
“Amin! Gel, ya Rab İsa!”
Vahiy 22:20
Mesih tekrar gelecektir. Bu yüzden imanla bekleyelim, kutsallıkta yaşayalım ve umudumuzu kaybetmeyelim.
