On Emir (Çık. 20) bir zamanlar Batı dünyasında her çocuk tarafından okulda öğrenilirdi. Batı medeniyetinin şekillenmesine katkıda bulunan doğru ve yanlışa dair köklü ilkeler oluşturmuşlardır. Kibar insanlar için isteğe bağlı on tavsiye olarak görülmüyorlardı. Bunlar, bizzat Tanrı tarafından verildiğine inanmayanlar bile (“Tanrı şöyle konuştu:” 20:1) toplumun iyi bir şekilde düzenlenmesi için gerekli olan özel ve kamusal ahlakın en kısa özeti olarak görülmüştür.
Bunların önemi Batı’da artık hızla azalmaktadır. Birçok kilise üyesi bile üç ya da dört taneden fazlasını ezberleyememektedir. Düşünceli bir Hristiyan’ın bunları ezberlememesi düşünülemez.
Yine de bu düşüncelerin ortaya çıkışı, ilk verildikleri ortamda yatmaktadır. On Emir, Tanrı tarafından Musa aracılığıyla İsraillilere Mısır’dan kurtarılmalarının üçüncü ayında verilmiştir. Dört gözlem:
(1) On Emir, her şeyden önce, Musa’nın aracılık ettiği (krş. 19:5) ve Tanrı tarafından Sina’da (Horev) iletilen antlaşmanın en üst noktasıdır. Antlaşmanın geri kalan kısmı onlar olmadan pek bir anlam ifade etmez; On Emir’in kendisi, antlaşmanın geri kalan hükümleri tarafından desteklenir. Her ne kadar kalıcı olsalar da sadece soyut ilkeler değildirler, o kültürün somut terimleriyle ifade edilmiştir: örneğin, komşunun öküzüne ya da eşeğine göz dikme yasağı.
(2) On Emir, Tanrı’nın bu topluluğu kölelikten kurtardığı hatırlatılarak tanıtılır: “Seni Mısır’dan, köle olduğun ülkeden çıkaran Tanrın RAB benim.” (20:2). Onlar sadece yaratılıştan dolayı değil, sadece İbrahim’le yapılan antlaşmadan dolayı değil, Tanrı onları Mısır’dan kurtardığı için de O’nun halkıdır.
(3) Tanrı On Emir’i dehşet verici bir güç gösterisiyle vermiştir. Nükleer felaketten önceki bir çağda, en korkutucu güç deneyimi doğanın serbest bırakılmasıydı. Burada gök gürültüsü, yeryüzünün sarsılması, şimşek, boru sesi, duman (19:16-19; 20:18) sadece olayı ciddileştirmekle kalmamış, aynı zamanda insanlara saygılı bir korku öğretmiştir (20:19-20). Rab korkusu sadece bilginin temeli değildir (Özd. 1:7), aynı zamanda insanları günah işlemekten de alıkoyar (Çık. 20:20). Tanrı onları kurtardığını bilmelerini ister; ayrıca kabile bereketlerini mutlu bir şekilde dağıtan evcil bir ilah olmadığını da bilmelerini ister. O sadece iyi bir Tanrı değil, aynı zamanda korkunç ve dehşet verici bir Tanrı’dır.
(4) Tanrı çok korkutucu olduğu için, halk Musa’nın kendileriyle Tanrı arasında arabuluculuk yapmasında ısrar eder (20:18-19). Bu da başka, son bir peygamberin yolunu hazırlar (Yasa’nın Tekrarı 18:15-18).