Suçluluk. Ne korkunç bir yük.
Bazen insanlar, gerçekte suçlu olmadıkları halde, muazzam bir öznel suçluluk –yani hissedilen suçluluk– taşırlar. Çok daha kötü olanı ise, muazzam bir nesnel suçluluk –yani yaşayan Tanrı’nın gözünde gerçekten iğrenç bir günahın suçlusu oldukları halde– taşımaları ve öyle katılaşmış olmalarıdır ki bunu bilmemeleridir.
Mezmur 51’in başlığı, Davut’un yazarken bilinçli olarak hem nesnel hem de öznel suçluluk duygusu taşıdığını ortaya koyar. Nesnel olarak, Bat-Şeva’yla zina yapmış ve kocası Uriya’nın öldürülmesini ayarlamıştır; öznel olarak, Natan’ın kıssası (2. Sam. 12; 16 Eylül tarihli bölüme bakın) Davut’un vicdanına kendi günahının büyüklüğünü göstermiş ve Davut utanç içinde yazmıştır.
(1) Davut günahını itiraf eder ve merhamet için yakarır (51:1-2). Daha önceki mezmurların bazılarına damgasını vuran aklanma çığlıklarının hiçbir yankısı yoktur. Suçlu olduğumuzda ve suçlu olduğumuzu bildiğimizde, başka bir yol mümkün değildir ve sadece bu yol yararlıdır. (2) Davut, suçunun Uriya’ya, Bat-Şeva’ya, gebe kalan çocuğa, hatta yargının bir kısmını taşıyan antlaşma halkına değil, öncelikle Tanrı’ya karşı olduğunu açıkça kabul eder (51:4). Tanrı kuralları koyar. Onları çiğnediğimizde, O’na karşı gelmiş oluruz. Ayrıca Davut, Tanrı’nın seçkin lütfu sayesinde tahtta oturduğunu bilir. Tanrı tarafından atanmış bir güven konumundan antlaşmaya ihanet etmek iki kat dehşet vericidir.
(3) Davut bu günahlar dizisinin, özellikle iğrenç olsa da tek başına olmadığını kabul edecek kadar dürüsttür. Bu, yürekte olanın, anne babamızdan miras aldığımız günah doğasının bir göstergesidir. Eğer içsel olarak temizlenmezsek, bize saf bir yürek ve kararlı bir ruh verilmezse, hiçbir şeyin yararı olmaz (51:5-6, 10).
(4) Davut için bu sadece zihinsel ya da havalı bir teolojik süreç değildir. Nesnel suçluluk duygusu ile öznel suçluluk duygusu öylesine birleşmiştir ki, Davut kendini baskı altında hisseder: kemikleri ezilmiştir (51:8), kendi günahından kaçamaz (51:3) ve kurtuluşunun sevinci dağılmıştır (51:12). Davut’un duasındaki şeffaf dürüstlük ve tutku, onun sıradan ya da kalıplaşmış bir arınma istemediğini ortaya koymaktadır.
(5) Davut bağışlanmanın tanıklık değerinin farkındadır ve bunu Tanrı’nın önünde neden bağışlanması gerektiğine dair bir argüman olarak kullanır (51:12- 15). Elbette bu dolaylı olarak Tanrı’nın yüceliği için bir çağrıdır.
(6) Musa antlaşmasının kurban sisteminde olduğu gibi, Davut yine de daha temel öncelikleri benimser. Öngörülen kurbanlar, kırık bir ruhun, kırık ve pişman bir yüreğin kurban edilmesinden başka bir şey ifade etmez (51:16-19).