Levili’nin cariyesine tecavüz edilmesi ve öldürülmesiyle başlayan şiddet olaylarının son adımı da şimdi atılmaktadır (Hâkimler 21). İsrailliler intikam hırsıyla Benyamin kabilesinin topraklarına girmiş, erkekleri, kadınları, çocukları ve hayvanları yok etmişlerdir (20:48). Geriye sadece Rimmon Kayalığı’na sığınmış olan 600 silahlı Benyaminli kalır (20:47). Ama şimdi ulusun geri kalanı bir kez daha düşünmektedir. Benyamin’e karşı uyguladıkları yaptırımların bir parçası olarak, hiçbir kızlarını bir Benyaminliye vermeyeceklerine ant içmişlerdir. Yeminlerini tutarlarsa Benyaminliler ölecektir, geriye sadece erkek Benyaminliler kalmıştır.
Buldukları çözüm, yaptıkları her şey kadar mide bulandırıcı, acımasız ve barbarcadır. İsrail’in büyük bir kasabası olan Yaveş-Gilat’ın silahlanma çağrısına hiç yanıt vermediğini keşfederler. Kısmen ceza olarak, kısmen de İsrailli kadınları bulmanın bir yolu olarak, İsrailli kuvvetler Yaveş-Gilat’ı yok eder, bütün erkekleri ve bakire olmayan bütün kadınları öldürür (21:10-14). Bu taktik hayatta kalan 600 Benyaminli için 400 eş sağlar. Geriye kalan 200 kişiyi bulmak için kullanılan hile daha az şeytanidir. Kalan 200 Benyaminli’ye Şilo’daki bir bayram zamanında uygun kadınları kaçırmaları için izin verilir, eğer babaları ya da erkek kardeşleri yakınmaya gelirse İsrailliler hatırına bağışlanması istenir (21:20-23). Böylece sayıları büyük ölçüde azalan Benyamin oymağı hayatta kalır. Bu “çözümlere” eşlik eden acının, kederin, korkunun, kızgınlığın, yalnızlığın, misillemenin, öfkeli hiddetin ve kabaran yasın katmerli düzeylerini hayal etmek bile güçtür.
Şimdiye kadar İsrailoğulları’nın Hâkimler kitabında iki tür sorunla karşı karşıya olduğu anlaşılmıştır. Ortaya çıkan sorun, çoğu zaman, toprakların çoğunu paylaşan ya da çok uzakta yaşamayan Kenanlı kabilelerden birinin ya da diğerinin köleleştirmesi ya da baskısıdır. Halk kendisine yakardığında, Tanrı onları kurtarmak için defalarca bir kahraman çıkarır. Ancak diğer sorun çok daha derindir. İsyanın kendisidir, onları Mısır’dan kurtaran ve onlarla ciddi bir antlaşma yapan Tanrı’nın kronik ve ısrarlı bir şekilde terk edilmesidir. Bu durum sadece dışarıdan gelen baskıların artmasına değil, aynı zamanda içeride de çöküş ve yön kaybına yol açar.
Hakimler’in yazarı beşinci ve son kez analizini sunar ”O dönemde İsrail’de kral yoktu. Herkes kendince doğru olanı yapıyordu” (21:25). Bu ulusun düzen vermek, istikrar sağlamak, savunmak, adaleti sağlamak, yönetmek ve bir araya getirmek için bir krala ne kadar da ihtiyacı var. Ama bu kral sorunları çözen bir kral mı olacak, yoksa hanedanı sorunun bir parçası mı olacak? Böylece İsrail tarihinde yeni bir sayfa açılır. Yeni bir kraliyet kurumu, kısa sürede en az diğerleri kadar sorunlu hale gelir –ta ki kralların Kralı ve rablerin Rabbi olan kişi gelene kadar (Va. 19:16).