“Son günlerde” yaşam (2 Tim. 3) kulağa pek de çekici gelmiyor: “İnsanlar kendilerini seven, para düşkünü, övüngen, kibirli, küfürbaz, anne baba sözü dinlemez, nankör, kutsallıktan ve sevgiden yoksun, uzlaşmaz, iftiracı, özünü denetleyemeyen, azgın, iyilik düşmanı olacaklar. Hain, aceleci, kendini beğenmiş, Tanrı’dan çok eğlenceyi seven, Tanrı yolundaymış gibi görünüp bu yolun gücünü inkâr edenler olacaklar.” (3:2-5). Sonsuz duygusal günahlar, yozlaşmış bir epistemolojiye bağlı olarak çoğalan bilgilerle birleşir ve insanlar gerçeği kabul edemezler (3:6-7). “Son günlerde” yaşam işte böyle bir şeydir. Pavlus’un okuyucuları için uyarının yakınlığı, Pavlus’un bu “son günlerin” Mesih’in göğe yükselişinden dönüşüne kadar uzandığını düşündüğünün birkaç işaretinden biridir.
Peki, bu konuda ne yapmalıyız?
İlk olarak, en iyi rehberleri takip etmeye karar vermeliyiz (3:10-11). Bunlar yaşamları Müjde’yi yansıtan, zorluklarla sınanmış ve Tanrı tarafından korunmuş kişilerdir. Pek çok popüler idolün olduğu bir dünyada, özellikle de din alanında, en iyi akıl hocalarını seçme konusunda bilinçli olmalıyız, aksi takdirde muhtemelen kötü olanları seçeceğiz.
İkinci olarak, dünya hakkında gerçekçi olmalıyız (3:12-13). Karşıtlar beklemeliyiz. Eğer beklersek, bu bizi şaşırtmayacaktır. Pavlus “kötüler ve sahtekârlar, aldatarak ve aldanarak gittikçe daha beter olacaklar.” (3:13) derken, muhtemelen her kuşağın bir öncekinden daha kötü olacağını değil, her kuşakta kötü insanların umutsuz bir yozlaşmaya sürüklendiğini söylemektedir. Bu durum bizi şaşırtmamalıdır. Tanrı’nın lütfunun müdahalesi dışında, günahın insanlara yaptığı budur.
Üçüncü olarak, Kutsal Kitap’a güvenmeliyiz (3:14-17). Kutsal Yazılar yalnızca Hristiyan’ın zihnini sekülerist ve sonsuz bencil kişiye derinden yabancı olan bir dünya görüşüne şekillendirmekle kalmaz, aynı zamanda bizi “Mesih İsa’ya iman aracılığıyla bilge” kılar (3:15), üstelik tam da “Tanrı esinlemesi” olduğu için Kutsal Yazılar “öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.” (3:16). Günümüz evanjelikalizmindeki tehlike, Kutsal Yazıların resmi olarak reddedilmesi değil, İncil’i bildiğimizi varsaymak ama gerçekte liderlik, teknikler, araçlar, hileler ve gündemler hakkında bitmek bilmeyen konferanslara doğru “yokuş aşağı gitmektir”. Kutsal Kitap’ın kendisi bu kadar yaygın bir şekilde bir kenara atılmasaydı, bu konferanslardan bazıları yararlı bile olabilirdi.
Dördüncü olarak –bu bizi bir sonraki bölüme götürse de– Kutsal Kitap’ı duyurmalıyız (4:1-5). Başka hiçbir şeyin dönüştürücü gücü yoktur. 2. ayet son günlerde bu tür bir vaazın içeriğini, sürekliliğini, kapsamını ve şeklini belirler.