Pavlus, bu “ilk” seyahati kaydedilmeden önce, muhtemelen büyük ölçüde Tarsus bölgesinde olmak üzere, on beş yıl ya da daha uzun bir süredir müjdecilik yapıyordu. Şüphesiz hem Yahudileri hem de diğer uluslardan olanlara Müjde’den bahsetme konusunda olağanüstü bir deneyim kazanmıştır, öyle ki kilise kuran bir elçi olarak sahneye çıktığında yolunu bulmaya çalışan genç bir adam değil, olgun ve deneyimli bir çalışandır.
(1) Pavlus’un gittiği her yerde ya bir canlanma ya da bir isyan hatta bazen de her ikisini birden başlattığı sık sık söylenir. Elbette bu tam olarak doğru değildir. Dahası, bir ayaklanma mutlaka bir gerçeklik işareti değildir: vaiz, mesajı ve tarzı kadar, bağlam ve dinleyicilere de bağlıdır. Ancak bu gözlemde en azından bir doğruluk payı vardır ve bu da elçinin katıksız cesaretiyle bağlantılıdır.
(2) Kilisenin ilk yıllarında Hristiyanların maruz kaldığı zulüm neredeyse tamamen Yahudiler tarafından desteklenmiştir. Elbette daha sonra, dördüncü yüzyılın başında İmparator Konstantin taraf değiştirene kadar Roma İmparatorluğu tarafından çok daha kötü zulümler üretildi. Ancak başlangıçta durum böyle değildi. Holokost’un bu tarafında yaşadığımız için bunu tarihsel bağlamda gündeme getirmek zor. Ancak gerçekler inatçı şeylerdir. Bunun neden böyle olduğu anlaşılabilir. Başlangıçta Hristiyanların hepsi Yahudiydi; uzunca bir süre çoğunluk Yahudiydi. Her iki durumda da havra disiplini makul ölçüde kapalı topluluklar içinde mümkündü. Dahası, en azından bazı şehirlerde nüfuzlu Yahudiler, pek çok Yahudi’nin Yahudi mirasını ve kültürünü aşağıladığını düşündüğü kişilere baskı uygulamak için pagan yetkilileri etkileyebilecek konumdaydı.
(3) Listra’da (Elçilerin İşleri 14:8-20) bir kalabalığın dönekliğinin olağanüstü bir örneği vardır. Putperestler ilk başta Pavlus ve Barnaba’yı, İsa’nın adına gerçekleştirdikleri şifa nedeniyle, sırasıyla Hermes (haberciliğin tanrısı) ve Zeus (Yunan mitolojisinin başı) olarak onurlandırmaya çalışırlar. Pavlus ve Barnaba kalabalığı ancak büyük bir çabayla zapt edebilirler –ki bu kalabalık kısa bir süre sonra, adımlarını engellemeye başlayan Yahudi muhalifler tarafından kışkırtılınca onlara karşı cephe alır. Elçilerin tepkisi her iki açıdan da şaşırtıcıydı: alkışları geri çevirmek için ellerinden geleni yaparlar (14:14, 18) ve zulmü sadece krallığa girenlerin bekleyebileceği bir şey olarak kabul ederler (14:22).
(4) Pavlus ve Barnaba birkaç ay sonra eve dönerken, daha önce kilise kurdukları kentlere uğrarlar ve her birine ihtiyarlar atarlar (14:23). Açıktır ki, “olgun” bir ihtiyardan kastedilen şey tamamen cemaatin yaşı ve olgunluğuyla ilgilidir.
Bu noktaların kendi bağlamınızla ilgisi üzerine düşünün.