Beytel adı “Tanrı’nın evi” anlamına gelir. Acaba kaç kilise, ev, İncil kolejleri ve seminerler, Hristiyan barınakları ve diğer kurumlar, tabelalarını ve antetli kâğıtlarını süslemek için bu ismi seçmiştir?
Yine de bu ismin verilmesine neden olan olay (Yar. 28) karışık bir durumdur. İşte Yakup, kilometrelerce ötedeki amcası Lavan’ın evine koşmaktadır. Görünüşte dindar bir eş aramaktadır ama bu neden İshak’ın zihninde Yakup’unkinden daha rahat bir şekilde yer eder? Gerçekte, bir önceki bölümün açıkça ortaya koyduğu gibi, hayatı için kaçmaktadır: Kendi ihanet ve aldatma eyleminin ardından öz kardeşi tarafından öldürülmekten kaçmak istemektedir. Tanrı’dan isteklerine bakılırsa, çok az yiyeceğe ve yetersiz giysiye sahip olma tehlikesiyle karşı karşıyadır ve şimdiden ailesini özlemektedir (28:20-21). Yine de Tanrı onunla öyle canlı bir rüyada karşılaşır ki, Yakup şöyle der: “Ne korkunç bir yer! Bu, Tanrı’nın evinden başka bir yer olamaz. Burası göklerin kapısı.” (28:17).
Tanrı ise İbrahim’in bu torununa, İbrahim’in Antlaşma’nın özünü tekrarlar. Merdivenin düşüşü, Tanrı’ya erişimin, Tanrı’nın bu noktaya kadar ilkeden çok çıkarla hareket eden bir adamla doğrudan temasa geçmesinin önünü açar. Tanrı onun soyunun çoğalacağını ve kendisine bu toprakların verileceğini vaat eder. Nihai genişleme de tekrarlanır: “Yeryüzündeki bütün halklar senin ve soyun aracılığıyla kutsanacak” (28:14). Kişisel düzeyde bile Yakup terk edilmeyecektir, çünkü Tanrı şöyle der: “Seninle birlikteyim. Gideceğin her yerde seni koruyacak ve bu topraklara geri getireceğim. Verdiğim sözü yerine getirinceye kadar senden ayrılmayacağım” (28:15).
Rüyasından uyanan Yakup bir sunak diker ve buraya Beytel adını verir. Ama büyük ölçüde hâlâ aynı düzenbazdır. Bir ant içer: “Tanrı benimle olur, gittiğim yolda beni korur, bana yiyecek, giyecek sağlarsa, babamın evine esenlik içinde dönersem, RAB benim Tanrım olacak.” (28:20-21).
Ve Tanrı onu öldürmez! Hikâye devam eder: Tanrı vaat ettiği her şeyi ve daha fazlasını yapar. Yakup’un tüm koşulları yerine getirilir. Kutsal Yazılar’ın en büyük temalarından biri, Tanrı’nın bizi olduğumuz yerde nasıl karşıladığıdır: güvensizliğimizde, koşullu itaatimizde, iman ve şüphe karışımımızda, huşu ve kişisel çıkar karışımımızda, anlayışımız ve aptallığımızda. Tanrı kendisini sadece en büyük ve en yiğit olanlara değil, bize, Beytel’imizde, Tanrı’nın evinde ifşa eder.