Yeni Antlaşma’da iki açık kilise makamı vardır. Bir yanda, ihtiyarlar ya da gözetmenler (eski çevirilerde “piskoposlar” olarak çevrilen sözcük) olarak da adlandırılan pastörler (sözcük Latince “çobanlar” ifadesinden gelir) vardır. Öte yanda diyakozlar vardır. İkinci yüzyıla kadar piskoposlar, kendilerine bağlı birkaç pastörü/ ihtiyarı denetleyen bir tür üçüncü derece dini otorite haline gelmemiştir.

Dolayısıyla Pavlus “gözetmen” olma kriterlerini kısaca özetlediğinde (1Ti. 3:1-7), aslında pastoral makamın kriterlerini sunmaktadır. Bazı noktalar üzerinde kısaca düşünmek yardımcı olabilir:

(1) Bir düzeyde, Pavlus’un belirttiği standartlar özellikle yüksek ya da zor değildir. Seçkin bir eğitim, belirli bir kişilik, toplumun aristokrat kesimlerine ait olmak ya da belirli bir liderlik yeteneği sergilemekle ilgili hiçbir şey yoktur. Listede sarhoş veya zorba olmamak ve benzeri şeyler vardır. (2) Sadece iki nitelik dışında, bu listedeki diğer her şey başka bir yerde tüm Hristiyanlar için zorunlu kılınmıştır. Örneğin, gözetmenin “konuksever” olması gerekiyorsa (3:2), aynı şey İbraniler 13:2’de tüm Hristiyanlara yüklenmiştir. Eğer Hristiyan pastörler “şarap düşkünü” olmayacaklarsa (3:3), diğer Hristiyanlar da öyle olmamalıdır. Başka bir deyişle, Hristiyan pastörü nitelemesi gereken şey, ilk olarak, istisnasız tüm imanlılara yüklenilen türden lütufları ve olgunluk belirtilerini sergilemesidir. Yani Hristiyan ihtiyar, Hristiyan yaşamının nasıl olması gerektiğine dair bir model olmalıdır. Bu anlamda standartlar bir bütün olarak gerçekten de yüksektir.

(3) Bunlardan ayırt edici olan ikisi şunlardır: (a) Hristiyan pastör “öğretmeye yetenekli” biri olmalıdır (3:2). Bu hem bilgiyi hem de bilgiyi iletme yeteneğini gerektirir. Bu, bu makamın ayırt edici işlevidir. (b) Hristiyan pastörler yeni iman etmiş olmamalıdır (3:6). Bunun bazı Hristiyanları kapsamadığı açıktır. “Yeni iman etmiş” olmanın ne anlama geldiği kuşkusuz kilisenin yaşına ve olgunluğuna göre değişecektir, çünkü ölçüt mutlaka diğerlerinin ne kadar yakın zamanda iman ettiğine bağlıdır.

(4) Ev ve kilise arasındaki sıkı bağlantı (3:4-5) oldukça şaşırtıcıdır. Her Hristiyan baba kilisede ihtiyar olmaya uygun değildir; yine de her Hristiyan babanın kendi evinde yerine getirmesi gereken ihtiyarlık görevleri olduğu varsayılır.

(5) Niteliklerin birçoğu bu görevin kendine özgü sorumluluğuyla bağlantılıdır. Eğer öğretecekse, ihtiyar misafirperver olmalı, yabancılar arasında iyi bir üne sahip olmalı, zorba olmamalı ve paranın cazibesinden etkilenmemelidir. İnsanları sevmeyen, sadece kitap okuyan bir ilahiyatçı bu işi yapamaz.