“Gizlilik Tanrımız RAB’be özgüdür. Ama bu yasanın bütün sözlerine uymamız için açığa çıkarılanlar sonsuza dek bize ve çocuklarımıza aittir.” (Yasa’nın Tekrarı 29:29). İki temel nokta üzerinde düşünülmeye değer.

Birincisi, antlaşma topluluğunun bu konudaki sorumluluğu Tanrı’nın açıkladığı şeylere odaklanmaktır. Bunlar sadece “bize ve çocuklarımıza sonsuza dek” ait olmakla kalmaz, aynı zamanda “bu yasanın tüm sözlerini izleyebilmemiz için” bize verilmiştir. Bu metnin antlaşmanın yenilenmesiyle ilgili uzun bir bölümün sonuna yerleştirilmesinin temel amacı budur. Doğru, birçok gizli şeyi bilemeyiz. Ancak bize açıklananlar –bu bağlamda, Musa Antlaşması’nın şartları, tüm bereket ve yargı potansiyelleriyle– ilgimizi çekmesi ve sadık itaatimizi kazanması gereken şeydir.

İkinci olarak, bazı şeylerin gözlerimizden saklı olduğunu açıkça kabul etmeliyiz. Örneğin, zaman ve sonsuzluk arasındaki ilişkileri gerçekten anlamadığımız gibi, sonsuzlukta yaşayan Tanrı’nın sonlu uzay/zaman tarihimizde kendisini bize nasıl ifşa ettiği konusunda da pek bir fikrimiz yoktur. Bunu yaptığı ortaya çıktı; bu ifşanın belirli unsurlarını tanımlamak için çeşitli kelimelerimiz var (örneğin, Enkarnasyon, uygunlaşma [accommodation]). Ancak nasıl olduğunu bilmiyoruz. Tanrı’nın nasıl hem kişisel hem de egemen/aşkın olabileceğini bilmiyoruz; tek Tanrı’nın nasıl üçlü olabileceğini bilmiyoruz.

Yine de bu durumların hiçbirinde cehalete başvurmak ya da mantıksız veya mistik olanın arkasına sorumsuzca saklanmak söz konusu değildir. Bu konularda gizemler olduğunu kabul ettiğimizde, hatta bunda ısrar ettiğimizde, bunların anlamsız ya da kendi içinde çelişkili olduğunu kabul etmiyoruz. Aksine, yeterince bilmediğimizi söyler ve cehaletimizi kabul ederiz. Tanrı’nın kendisiyle ilgili açıklamadığı şeyleri bilemeyiz. Gizli şeyler Tanrı’ya aittir.

Aslında, metindeki zıtlık nedeniyle, bildiğimizi iddia etmenin ya da öğrenmek için çok fazla zaman harcamanın kibirlilik olacağı ima edilmektedir –çünkü bu Tanrı’nın münhasır alanına küstahlık etmek anlamına gelir. Bazı şeyler bizi araştırmaya teşvik etmek için geçici olarak gizlenmiş olabilir: Süleyman’ın Özdeyişleri 25:2 bize bir konuyu gizlemenin Tanrı’nın yüceliği, bir konuyu araştırmanın, olayların özüne inmenin ise kralların yüceliği olduğunu söyler. Ancak bu evrensel bir kural değildir: İlk günah, bazı gizli şeyleri bilmeye ve böylece Tanrı gibi olmaya çalışmakla ilgiliydi. Böyle durumlarda bilgeliğin yolu, her şeyi bilene saygıyla tapınmak ve lütfedip açıkladığı şeylere dikkatle bağlı kalmaktır.