Muhtemelen Yakup 3, dille ilgili tüm literatürde en iyi bilinen pasajlardan biridir.
(1) 3:3-6’nın yükü, dilin çok küçük bir organ olmasına rağmen, birçok açıdan insanın geri kalanını kontrol ettiği ve en kötü durumda bir ateş olduğudur. Yakup’un yaptığı benzetmelerin her biri konuya yeni bir renk katmaktadır. Gem, atın geri kalanıyla kıyaslandığında çok küçüktür ama yine de atı yönlendirir. Gemiyle ilgili olarak dümen için de benzer bir şey söylenebilir, ancak artık gemiden ayrı değil, geminin bir parçasıdır. Kıvılcım, neden olduğu yangına kıyasla çok küçüktür –ancak bu durumda odak noktası yalnızca göreceli büyüklük değil, dilin verebileceği korkunç zarardır.
(2) Bir sonraki bölüm (3:7-8) bu üç benzetmeden sonuncusunu benimser ve kasıtlı olarak ilkinden uzaklaşır. Atın ağzındaki gem kavramı zihinsel kontrol ve disiplin beklentilerini çağrıştırabilir. Yakup’a göre gerçek, yangına daha yakındır. “ her tür yabanıl hayvanı, kuşu, sürüngeni ve deniz yaratığını” evcilleştirmişizdir (3:7), ama hiç kimse dili evcilleştiremez. “ Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.” (3:8).
(3) Özellikle, dilin vahşi tutarsızlığı çok rahatsız edicidir (3:9-12). Yakup’un kurduğu benzetmeler, eğer tek bir dille Tanrı’yı övüyor ve Tanrı’nın suretini taşıyanları hor görüyorsak, Tanrı’ya sunduğumuz övgünün dini bir sözden öteye geçemeyeceğini göstermektedir. Bir pınar aynı gözden hem tatlı hem de acı su akıtamaz.
(4) Tüm bunlar yanlış anlaşılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Elbette dile odaklanmak retorik açıdan güçlüdür, ancak hepimiz dilin kişiden bağımsız olmadığını biliyoruz. Belki de Yakup’un iki tür bilgeliği karşılaştırmaya devam etmesinin nedenlerinden biri budur (3:13-18). Söz konusu olan kişi olarak kim olduğumuzdur. Eğer yüreğimizde “kin, kıskançlık, bencillik varsa” (3:14), bu konuşmalarımızda ortaya çıkacaktır. Kendi dilimizi kendimiz kontrol ederiz ve ihtiyacımız olan şey, bölümün son iki ayetinde çarpıcı olarak tarif edilen “gökten inen bilgeliktir” (3:17).
(5) Benzer şekilde, bölümün açılışındaki iki ayet Yakup’un dil hakkında söylediklerinden soyutlanamaz. Bu iki ayet, Kutsal Yazılar konusunda düşünceli her öğretmen için korkutucudur: “biz öğretmenlerin daha titiz bir yargılamadan geçeceğini biliyorsunuz” (3:1) Bu, Kutsal Kitap belirtinin bir parçasıdır: sorumluluk, bilginin bir fonksiyonu olarak değerlendirilir. Ancak öğretmenler performanslarının söylediklerine bağlı olduğunu bilirler (3:2). Dile geri döndük –ya da anlamını genişletirsek, basılmış sayfalara ve CD’ye.