Bir Davudî kralın tahta çıkışını ya da saltanatını anlatan mezmurların özelliklerinden biri, dilin ne kadar sık “tepeye” çıktığıdır. Bu özellik yerleşik Davudî tipolojisiyle birleşerek bu mezmurlara ikiz bir odak noktası kazandırır. Bir yandan Davudî krallarından birinin (başlığa göre bu durumda Süleyman’ın) biraz abartılı tasvirleri olarak okunabilirler; diğer yandan okuyucuyu bir Davut’tan, bir Süleyman’dan ya da bir Yoşiya’dan daha fazlasını beklemeye davet ederler.
72. Mezmur’da da durum böyledir. Bir yandan Davudî hükümdar adaletle yönetecekti ve mezmurun büyük bir kısmının bu temaya ayrılmış olması tamamen uygundur. Özellikle, mazlumların, “yoksulların çocuklarının” (Mez. 72:4), “dayanağı olmayan düşkünün” (72:12) tarafını tutmalıdır. Zalime ve mağdura karşı çıkacak, adaleti ve istikrarı tesis edecek, aksi takdirde baskı ve zorbalığa maruz kalacak olanları kurtaracaktır (72:14). Onun hükümdarlığı, kendisi de “doğruluğun meyvesi (NIV)” olan gönençle tanımlanacaktır (72:3 –Batı’nın hızla unuttuğu bir nokta). Ülkeye altın akacak; halk hükümdarları için dua edecek; ülkenin her yerinde buğday bollaşacaktır (72:15-16).
Öte yandan, kullanılan dilin bir kısmı fevkalade abartılıdır. Bunların bir kısmı diğer eski Yakın Doğu krallarının övülme biçimiyle uyumludur. Bununla birlikte, Davut tipolojisi ve yükselen Mesih beklentisiyle birleştiğinde, daha özel bir şey duymamak zordur. “Güneş ve ay durdukça, kral kuşaklar boyunca yaşasın” (72:5) –bu hanedan için doğru olabilir ya da tamamen insan olan bir Davudî kral için abartılı bir dilek olabilir, ama kelimenin tam anlamıyla sadece bir Davudî kral için doğrudur. “Egemenlik sürsün denizden denize, Fırat’tan yeryüzünün ucuna dek!” (72:8) –ki bu da hoş bir belirsizlik içerir. “Denizler” Akdeniz ve Celile’den başka bir şey değil midir? İbranice (olabileceği gibi) daha muhafazakâr bir şekilde “ülkenin sonu” olarak mı çevrilmelidir? Ama kesinlikle hayır. Çünkü sadece “çöl oymakları” (yani komşu topraklardan gelenler) onun önünde eğilmeyecek, aynı zamanda Tarşiş –İspanya!– ve diğer uzak ülkelerin kralları da ona vergi getireceklerdir (72:9-10). Dahası: “Bütün krallar önünde yere kapansın, bütün uluslar ona kulluk etsin!” (72:11). “Güneş durdukça adı var olsun, onun aracılığıyla insanlar kutsansın” (72:17) –İbrahimi antlaşmanın hayal edilebilecek kadar açık bir yankısı (Yaratılış 12:2-3).
Süleyman’dan daha büyük biri geldi. (Matta 12:42)