Petrus ve Yuhanna ilk zulümden kurtulduklarında, “arkadaşlarının yanına” döndüler (Elçilerin İşleri 4:23). Kilise 2. Mezmur’un sözlerini kullanarak dua etmek için toplandı (Elç.4:25-26). Bu Eski Antlaşma metninin, Kutsal Ruh aracılığıyla Davut’un ağzından Tanrı’nın konuşması (“Şöyle dedin”) olduğunu anladılar (4:25).

Bir düzeyde, 2. Mezmur bir tahta çıkış mezmurudur. Ancak bir kez daha Davut tipolojisi güçlüdür. Yeryüzünün kralları ve yöneticileri Rab’be ve O’nun meshettiğine karşı bir araya gelmişlerdir. “Gerçekten de Hirodes ile Pontius Pilatus, bu kentte İsrail halkı ve öteki uluslarla birlikte senin meshettiğin kutsal Kulun İsa’ya karşı bir araya geldiler.” (4:27). Mesih’teki bu ilk kardeşlerimiz üç şey isterler (4:29-30): (1) Rab’bin karşıtlarının tehditlerini dikkate alması, (2) kendilerinin Tanrı’nın sözünü tam bir yüreklilikle duyurmaları için güç vermesi ve (3) Kutsal Kulu İsa’nın adıyla belirtiler ve harikalar yapması (ki bu onların beklentisinde “elçiler aracılığıyla” anlamına gelebilir bkz. 2:4; 3:6 krş. 5:12).

Ancak bu dua savaşçıları isteklerini dile getirmeden önce, Hirodes, Pilatus ve diğerlerinin kötü komplolarından söz ettikten sonra, Tanrı’ya sakin bir şekilde, sarsıcı öneme sahip bir itirafta bulunurlar: “Senin kendi gücün ve isteğinle önceden kararlaştırdığın her şeyi gerçekleştirdiler” (4:28). Dikkat edin:

Birincisi, Tanrı’nın Mesih’in ölümü üzerindeki egemenliği, insan işbirlikçilerin suçunu hafifletmez. Öte yandan, komplolarının kötülüğü Tanrı’yı, sanki çarmıhı önceden görmemiş, hatta planlamamış gibi gafil avlamamıştır. Metin açıkça Tanrı’nın egemenliğinin insan eylemleriyle hafifletilmediğinde ve insan suçunun ilahi egemenliğe başvurarak aklanmadığında ısrar eder. Bu ikilik bazen uyumlukçuluk olarak adlandırılır: Tanrı’nın mutlak egemenliği ve insanın ahlaki sorumluluğu birbiriyle uyumludur. Karmaşık konular söz konusudur, ancak bu duruşun Kutsal Kitap yazarları tarafından öğretildiği ya da varsayıldığı konusunda şüphe yoktur (bkz. 17 Şubat).

İkinci olarak, bu durumda iki noktanın nasıl birbirine bağlı olduğunu görmek iki kat daha gereklidir. Eğer İsa Tanrı’nın tasarımı ve amacıyla değil de sadece insanların komplosu sonucu öldüyse, onun ölümünün çaresiz ihtiyacımıza nasıl uzun zamandır planlanmış ilahi bir yanıt olduğunu anlamak zordur. Tanrı’nın İsa’nın ölümü üzerindeki egemenliği, insan faillerin böylece temize çıkarılması anlamına geliyorsa, bu Tanrı’nın egemen olduğu her yerde de doğru olmamalı mıdır? O zaman İsa’nın ölümüyle ödenmesi gereken günah nerededir? Müjde’nin bütünlüğü, Hristiyan teizminin uyumluluk (compatibilism) adı verilen unsuruna bağlıdır.