Pavlus ve imanlılar arasındaki ilişkinin yoğunluğu tekrar tekrar ortaya çıkar. Pavlus’ta hiçbir zaman salt profesyonelliğin izi yoktur. Her ne kadar zaman zaman elçisel yetkisine dayanmaya hazır olsa da kendi kurduğu kiliselere karşı duruşu asla mesafeli bir üstünlük değildir. Pavlus Selanik’teki imanlıların nasıl olduklarını öğrenmek için onları ziyaret edemediğinde –ki bu durumda özellikle endişelenmiştir, çünkü Selanik’teki hizmeti sadece bir ay kadar sürmüştür, dolayısıyla bu imanlılar diğer iman edenler kadar iyi bir eğitim almamışlardır– bunu öğrenmesi için Timoteos’u göndermeye karar verir (1Se.3:1-2). Timoteos Pavlus’a Atina’da yeniden katılır ve beraberinde Selaniklilerin imanı ve sevgisi hakkında harika haberler getirir (3:6 –Pavlus üçlüsünün iki unsuru; bkz. 11 Ekim), Pavlus’a ve elçisel müjdeye olan sadakatlerinden bahsetmeye gerek bile yoktur, Pavlus’un sevinci sınır tanımaz: “Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk. Çünkü siz Rab’be bağlı kalırsanız, biz asıl o zaman yaşarız” (3:7-8). Bu bile yeterli değildir. Pavlus şöyle haykırır: “Tanrımız’ın önünde sizden ötürü büyük sevinç duymaktayız. Buna karşılık Tanrımız’a sizin için yeterince nasıl şükredebiliriz?” (3:9).
Bu da Pavlus’un Selanikliler için nasıl dua ettiğini açıklamasını tetikler.
(1) Pavlus sürekli olarak (“Gece gündüz” diyor), “var gücümüzle”, bir şekilde Selanik’e dönebilmek ve “iman konusundaki eksiklerinizi tamamlamak” için dua eder (3:10-11). Bu çiçeği burnunda kilisenin çok az dayanağı vardır. Pavlus bunu karşılamak, Tanrı’nın tüm öğütlerini ana hatlarıyla açıklamak, Müjde’yi kapsamlı bir şekilde ifade etmek, bu kardeşlere Kutsal Kitap’ın nasıl bir araya getirildiğini öğretmek ve imanlarının doğru nesnesi hakkında net bir vizyon sağlamak için muazzam bir sorumluluk hisseder, böylece (öznel) imanları iyi bir şekilde temellenecektir.
(2) Bu arada, Selaniklilerin birbirlerine olan sevgilerinin “çoğalarak artması” için dua eder (3:12). Pavlus iyi seven bir Hristiyan topluluğunun sadece Müjde’yi yaşama yansıtmakla kalmayıp, Kutsal Kitap öğretisinin benimsendiği besleyici bir çerçeve de sağladığını bilir. Kavgacı bir topluluk insanları uzaklaştırır. Dahası, bu kültürde birçok ilişki zorunluluk temelinde kurulmuştur. Bir “hayırsever” bir şey sağlardı ve alıcı da hayırsevere belli bir saygı ya da hizmet borçluydu. Buna karşın Pavlus, Hristiyanların bu tür kültürel sınırlamaları aşmalarını ve her Hristiyan’ın sürekli olarak birbirini sevme “yükümlülüğünü” yerine getirmesini ve böylece sadece kısasa kısas cimriliğinin çok ötesine geçmesini ister.
(3) Pavlus, Tanrı’nın bizzat kendisinin Selanikli imanlıları İsa’nın dönüşüne hazır olacak şekilde yaşamaları için güçlendirmesi adına dua eder (3:13).