Şüphesiz, İlyas, Karmel Dağı’ndaki zafer dolu karşılaşmadan sonra İsrail’in yaşayan Tanrı’ya geri döneceğini umuyordu (1. Krallar 19). Sahte peygamberleri öldürdüğü gibi, Kraliçe İzebel’in de öfkeli bir halkın, antlaşmaya sadık ve sadık kalmaya kararlı halkın talebiyle ortadan kaldırılacağını düşünüyordu. Belki Kral Ahav bile tövbe eder ve doğru yola gelirdi.
İşler bu şekilde yürümez. Kral Ahav olan biten her şeyi İzebel’e bildirir ve İzebel de İlyas’ın ölmüş sayılacağını söyler (19:2). Halk ortalıkta görünmemektedir. “İlyas can korkusuyla Yahuda’nın Beer-Şeva Kenti’ne kaçıp uşağını orada bıraktı” (19:3) diye anlatılır. Aslında metnin bir versiyonunda (orijinali olabilir) “İlyas gördü ve canını kurtarmak için kaçtı” şeklindedir – yani, artık tüm sorunun boyutlarını görmüş ve kaçmıştır. Yahuda Krallığı’nın güney ucundaki Beer-Şeva’ya gider, hizmetkârını bırakır ve yoluna devam eder. Sonunda Yasa’nın verildiği yer olan Horev Dağı’na varır. O kadar derin bir bunalıma girer ki, ölmek ister (19:4). Daha da kötüsü, kendine acımaya başlar: Herkes Tanrı’yı reddetmiş, bütün İsrailliler antlaşmayı bozmuş, İlyas dışındaki bütün peygamberler öldürülmüştür. “Yalnız ben kaldım. Beni de öldürmeye çalışıyorlar” (19:10).
İlyas’ın umutsuzluğuna sempati duyulabilir. Bunun temelinde kısmen gerçekleşmemiş beklentiler yatmaktadır. Tüm bu yaşananların büyük bir yenilenmeyi tetikleyeceğini düşünmüştür. Şimdi kendini sadece yalnız değil, ihanete uğramış da hissetmektedir. Ve yine de:
(1) Gerçekleri yanlış değerlendiriyor. Saklanıyor olsalar bile Rab’bin peygamberlerinden en az yüz tanesinin hâlâ hayatta olduğunu bilir (18:13).
(2) Bütün İsrailliler’in yüreklerini yargılayacak durumda değildir. Bazıları RAB’be sadık ama İzebel’den korktukları için beladan kaçmaya çalışıyor olabilir. Ne de olsa kendisi de böyle yapmıyor mu?
(3) Tanrı, İlyas’a Baal’a boyun eğmemiş ve onu öpmemiş yedi bin kişiyi “sağ bırakacağını” söyler (19:18). Burada Kutsal Kitap’ın önemli bir temasının başlangıcı yer alır: Azınlık doktrini. Antlaşma topluluğu bir bütün olarak dinden dönebilir, ama Her Şeye Gücü Yeten Tanrı yine de sadık bir azınlığı kendisi için “bırakır” – bu azınlık zamanı geldiğinde Yeni Antlaşma kilisesinin çekirdeğini oluşturacaktır.
(4) Tanrı bazen sessiz yollarla çalışır ve konuşur, büyük yüzleşmelerle değil (19:11-13).
(5) Er ya da geç, en güçlü liderler bile, özellikle de en güçlü liderler, yanlarına gelecek, yükün bir kısmını omuzlayacak ve sonunda işi devralacak daha genç bir çırağa ve yardımcıya ihtiyaç duyarlar (19:19-21).