103. Mezmur’dan daha güzel bir mezmur hayal etmek zordur. Çocuklarımız büyürken, ilk deri ciltli Kutsal Kitapları için “ödedikleri” bedel 103. Mezmur’u ezberlemekti. Yüzyıllar boyunca, sayısız imanlı bu satırlara dönerek ruhlarının canlandığını, övgü ve şükrana olan bağlılıklarının arttığını, dua etmeye teşvik edildiklerini ve Tanrı merkezli bir dünya görüşüne yeniden kavuştuklarını görmüştür. Bu mezmur ayın geri kalanı ve yılın geri kalanı için meditasyonlarımızın yerine kolayca geçebilirdi. Biz bunun yerine üç özelliğine odaklanacağız.

(1) Mezmur övgü öğütleriyle parantez içine alınmıştır. En başta Davut kendisine ve onun örneğiyle okuyucularına şu öğüdü verir: “RAB’be övgüler sun, ey gönlüm! O’nun kutsal adına övgüler sun, ey bütün varlığım!” (103:1). Dolaylı olarak Davut, Tanrı’nın suretini taşıyanların yüreğinden hiçbir şey fışkırmadan, övgünün dış görünüşünü korumanın endişe verici derecede kolay olduğunu kabul eder. Bu işe yaramayacaktır: “O’nun kutsal adına övgüler sun, ey bütün varlığım!”. Mezmurun sonunda, bu kişinin tapınması ne kadar dürüst ve derin olursa olsun, böyle bir Tanrı’yı övmek için çerçeve çok küçüktür, çünkü sonuçta O’nun egemenliği her yeri kapsar (103:19): “RAB’be övgüler sunun, ey sizler, O’nun melekleri, O’nun sözünü dinleyen, söylediklerini yerine getiren güç sahipleri! RAB’be övgüler sunun, ey sizler, O’nun bütün göksel orduları, isteğini yerine getiren kulları! RAB’be övgüler sunun, ey O’nun egemen olduğu yerlerdeki bütün yaratıklar! RAB’be övgüler sun, ey gönlüm!” (103:20-22). Şimdi mezmur yazarının övgüsü cennetin övgüsüyle, tüm yaratılmış düzenin övgüsüyle birdir.

(2) Davut “bütün iyiliklerini” sıralamaya başladığında (103:2), suçların bağışlanmasıyla başlar (103:3). İşte en önemli şeyin ne olduğunu anlayan bir adam. Tanrı’nın bağışlaması dışında her şeye sahipsek, değerli hiçbir şeyimiz yoktur; Tanrı’nın bağışlamasına sahipsek, değerli olan diğer her şey de vaat edilmiştir (bkz. Rom. 8:32).

(3) Davut kısa bir süre sonra bireysel bir imanlı olarak sahip olduğu bereketlerden Rab’bin kamusal adaletine (103:6), Musa’ya ve İsrailliler’e kendini lütufkâr bir şekilde açıklamasına (103:7-18) geçer. Burada uzunca bir süre kalır ve Rab’bin halkına bahşettiği en büyük nimetleri zihninde tekrar tekrar gözden geçirir. Hepsinden önemlisi, bir kez daha günahların bağışlanmasının, silinmesinin, unutulmasının katıksız ayrıcalığına odaklanır. Davut’a göre bütün bunlar Tanrı’nın karakterinden kaynaklanmaktadır. “ RAB sevecen ve lütfedendir, tez öfkelenmez, sevgisi engindir.” (103:8). Günahlarımızla ilgilenir, ama şefkatle, zayıf yapımızı tamamen göz önünde bulundurarak. Bizler zamanın yaratıkları olabiliriz, ama “Ama RAB kendisinden korkanları sonsuza dek sever” (103:17).