88. Mezmur’da en çarpıcı olan şey hiçbir rahatlama olmamasıdır. Heman mezmura Rab’be yakararak başlar, cesaretinin kırıldığını çeşitli şekillerde açığa vurur ve mezmur kasvet ve umutsuzluk içinde sona erer. Cesaret kırıklığı ve umutsuzluğu ele alan mezmurların çoğu kasvetle başlar ve ışıkla biter. Bu mezmur ise kasvetle başlar ve daha derin bir kasvetle biter.

Heman söze başladığında, “beni kurtaran Tanrı” diye Rab’be yakarmasına rağmen (şiirin tamamındaki tek umut notu), “gece gündüz” Tanrı’nın önünde yakardığını ağlamaklı bir şekilde gözlemler (88:1). Açıkça duyulmadığını hissetmektedir (88:2, 14). Sadece zor durumda değildir, aynı zamanda ölüme yakın olduğunu da hisseder: “Çünkü sıkıntıya doydum, canım ölüler diyarına yaklaştı” (88:3). Gerçekten de Heman başkalarının kendisine ölüme mahkûmmuş gibi davranmasında ısrar eder (88:4-5). Bunun tek açıklaması ilahi gazap altında olduğudur: “Öfken üzerime çöktü; dalga dalga kızgınlığınla beni ezdin” (88:7; krş. 88:16). Yaşadığı acıların en küçüğü bütün dostlarını kaybetmiş olmasıdır (88:8).

Daha da kötüsü, Heman tüm yaşamının ölümün gölgesi altında geçtiğine inanmaktadır: “Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım” diye yazar (88:15). Belki de birçok çirkin, kronik, ilerleyici hastalıklardan birinden muzdaripti? “Dehşetlerinin altında tükendim. Şiddetli gazabın üzerimden geçti, saçtığın dehşet beni yedi bitirdi. Bütün gün su gibi kuşattılar beni, çevremi tümüyle sardılar” (88:15-17).

Ancak mezmuru son derece acımasız kılan şey kapanış cümlesidir. Heman Tanrı’yı sadece yoldaşlarını ve sevdiklerini elinden almakla suçlamakla kalmaz, son tahlilde “Tek dostum karanlık kaldı” (88:18). Tanrı değil; karanlık.

Bu mezmurun birkaç çekici özelliğinden biri de tamamen dürüst olmasıdır. Elbette Tanrı’ya karşı dürüst olmamak hiçbir zaman akıllıca değildir; zaten ne düşündüğümüzü tam olarak bilir ve sahte övgü çığlıkları yerine dürüst incinme, öfke ve suçlama çığlıklarımızı duymayı tercih eder. Elbette onun bakış açısını anlamayı, yansıtmayı ve sempati duymayı öğrenmemiz daha iyi olacaktır. Ancak her durumda Tanrı’ya karşı dürüst olmak her zaman bilgelik yoludur.

Bu da bu mezmurdaki en önemli unsuru ortaya çıkarmaktadır. Burada kaleme alınan feryatlar ve acılar, karanlık anlarını Tanrı’yı uzaktan kınamak için kullanan insanların ucuz ve düşüncesiz öfkesi, kendini beğenmiş agnostisizmin ya da kibirli ateizmin kendini beğenmiş eleştirisi değildir. Bu haykırışlar, tek gerçek yardım kaynağının tamamen farkında olarak Tanrı ile aktif bir şekilde ilişki kurmaktadır.