Dua, Tanrı’yı çağırmak, O’nun huzuruna gelmek ve O’nunla konuşmaktır. Hristiyan için dua yalnızca bir görev, dini bir alışkanlık ya da zor zamanlarda başvurulan son çare değildir. Dua, Tanrı ile barıştırılmış bir insanın, göksel Babasıyla kurduğu canlı ilişkinin doğal ifadesidir.
İnsan, kendi başına Tanrı’ya yaklaşamaz. Günah, insan ile Tanrı arasına ayrılık koymuştur. Fakat İsa Mesih’in çarmıhta gerçekleştirdiği kurtuluş aracılığıyla iman eden kişi Tanrı ile barıştırılır. Bu nedenle Hristiyan duası, Mesih aracılığıyla Baba’ya yönelen, Kutsal Ruh’un yardımıyla sunulan bir duadır. Hristiyan dua ederken uzak, ilgisiz ya da bilinmeyen bir güce seslenmez; kendisini Mesih’te evlat edinmiş olan Babasına yaklaşır.
Dua, muhtaç olduğumuzu Tanrı’ya bildirmektir. Elbette Tanrı ihtiyaçlarımızı biz söylemeden önce de bilir. Ancak dua, Tanrı’yı bilgilendirmekten çok, O’na bağımlı olduğumuzu kabul etmektir. Dua eden kişi şöyle demiş olur: “Rab, sana muhtacım. Sen olmadan yaşayamam. Beni işit, bana merhamet et, beni yönlendir.”
Bu yönüyle dua hem konuşmayı hem de Tanrı’nın Sözü’ne kulak vermeyi içerir. Tanrı bize öncelikle Kutsal Kitap aracılığıyla konuşur; biz de O’na dua ile karşılık veririz. Bu yüzden dua, Kutsal Kitap’tan ayrı düşünülemez. Tanrı’nın Sözü bizim duamızı şekillendirir; dua da yüreğimizi Tanrı’nın Sözü’ne daha açık hâle getirir.
Dua yalnızca isteklerimizi sıralamak değildir. Tanrı’yı yüceltmek, O’na şükretmek, günahlarımızı itiraf etmek, O’ndan bağışlanma dilemek, başkaları için aracılık etmek, sıkıntılarımızı O’na dökmek ve O’nun iradesine teslim olmak da duanın parçalarıdır. Bazen dua sözlerle ifade edilir; bazen de yüreğin derinliklerinden yükselen sessiz bir yakarış olur.
İsa Mesih’in Hayatında Dua
Duanın en güzel ve en kusursuz örneğini İsa Mesih’in hayatında görürüz. İsa Mesih Tanrı’nın Oğlu olduğu hâlde, yeryüzündeki hizmeti boyunca sık sık dua etti. Bu bize duanın yalnızca zayıflar için değil, Tanrı’ya tam bağlılık içinde yaşamak isteyen herkes için gerekli olduğunu gösterir.
İsa’nın dua hayatına baktığımızda, O’nun yalnızca zor zamanlarda değil, hayatının her aşamasında dua ettiğini görürüz.
1. Önemli Karar Anlarında Dua Etti
İsa Mesih, hizmetinin dönüm noktalarında dua etti. Vaftiz günü şöyle dua ediyordu:
On iki elçiyi seçmeden önce bütün geceyi dua ederek geçirdi:
Bu bize önemli kararlarımızda yalnızca aklımıza, tecrübemize ya da şartlara güvenmememiz gerektiğini öğretir. Hristiyan, kararlarını Tanrı’nın huzurunda, dua ederek ve O’nun isteğini arayarak verir.
2. Yalnız Kalarak Dua Etti
İsa Mesih’in hizmeti çok yoğundu. Kalabalıklar O’nu izliyor, hastalar O’na getiriliyor, insanlar O’ndan yardım bekliyordu. Buna rağmen İsa sık sık yalnız kalmak için ıssız yerlere çekiliyordu.
Başka bir yerde, kalabalıkları gönderdikten sonra dua etmek için dağa çıktığını okuruz:
Bu, Hristiyan yaşamı için çok önemlidir. Hizmet, sorumluluklar, aile, iş ve günlük meşguliyetler arasında dua ihmal edilmemelidir. İsa bile yalnız kalıp Baba’nın huzuruna çıkıyorsa, bizim buna ne kadar daha çok ihtiyacımız vardır.
3. Zor Zamanlarda Dua Etti
İsa Mesih en büyük acı ve sıkıntı anlarında dua etti. Getsemani Bahçesi’nde çarmıhın dehşeti önünde Baba’ya yakardı:
Bu dua bize Hristiyan duasının özünü öğretir. Dua, kendi isteğimizi Tanrı’ya kabul ettirme çabası değildir. Dua, isteğimizi Tanrı’nın isteğine teslim etmeyi öğrenmektir. İsa acısını Baba’ya açtı, fakat sonunda tam bir itaatle şöyle dedi: “Benim değil, senin istediğin olsun.”
Çarmıhta da dua etti. Kendisini öldürenler için bağışlanma diledi:
Ve son nefesinde ruhunu Baba’ya teslim etti:
Bu bize şunu gösterir: Hristiyan yalnızca huzurlu zamanlarda değil, acı, yalnızlık, korku ve ölüm karşısında da dua eder. Çünkü Tanrı yalnızca bereket günlerinin değil, karanlık vadilerin de Tanrısıdır.
4. Şükrederek Dua Etti
İsa Mesih mucizelerinden önce ve günlük ihtiyaçlar karşısında şükretti. Beş ekmek ve iki balıkla kalabalığı doyurmadan önce Tanrı’ya şükretti:
Lazar’ın dirilişinden önce de Baba’ya şükretti:
Bu bize duanın yalnızca istemek olmadığını gösterir. Dua aynı zamanda şükretmektir. Hristiyan, aldığı her iyi armağanın Tanrı’dan geldiğini bilir. Bu nedenle ekmeği için, sağlığı için, kurtuluşu için, ailesi için, kilisesi için ve Tanrı’nın her günkü merhameti için şükreder.
5. Başkaları İçin Dua Etti
İsa Mesih yalnızca kendisi için değil, öğrencileri ve iman edecek olan herkes için de dua etti. Yuhanna 17’deki duasında öğrencileri için şöyle yakarır:
Aynı bölümde yalnızca o zamanki öğrencileri için değil, onların sözü aracılığıyla iman edecek olanlar için de dua eder:
Petrus’a da şöyle dedi:
Bu nedenle Hristiyan duası yalnızca kişisel ihtiyaçlarla sınırlı değildir. Hristiyan, ailesi, kilisesi, kardeşleri, hastalar, zayıflar, iman etmeyenler, yöneticiler ve hatta düşmanları için dua eder.
Rab’bin Duası: İsa’nın Öğrettiği Dua
Öğrenciler İsa’ya, “Rab, bize dua etmesini öğret” dediler. Bu istek çok anlamlıdır. Öğrenciler dindar bir toplumda yaşıyorlardı; dua etmeyi tamamen bilmiyor değillerdi. Fakat İsa’nın duasında farklı bir derinlik, yakınlık ve teslimiyet gördüler. Bu yüzden O’ndan dua etmeyi öğretmesini istediler.
İsa da onlara dua ederken boş tekrarlar yapmamalarını söyledi:
Ardından onlara şöyle dua etmelerini öğretti:
Rab’bin Duası, Hristiyan duası için bir modeldir. Bu duayı kelimesi kelimesine dua edebiliriz; aynı zamanda bütün dualarımızı bu duanın öğrettiği düzene göre şekillendirebiliriz.
Rab’bin Duası Bize Ne Öğretir?
1. Tanrı’ya Baba Olarak Yaklaşırız
Dua “Göklerdeki Babamız” sözleriyle başlar. Bu, Hristiyan için büyük bir ayrıcalıktır. Tanrı’ya korku içinde kaçılması gereken bir yabancı gibi değil, Mesih’te bizi evlat edinmiş olan Baba olarak yaklaşırız.
Ancak “göklerdeki” ifadesi bize Tanrı’nın kutsallığını, yüceliğini ve egemenliğini hatırlatır. Tanrı Babamızdır, ama sıradan biri değildir. O kutsal, yüce ve görkemli Rab’dir. Bu yüzden Hristiyan duasında hem yakınlık hem de saygı vardır.
2. Önce Tanrı’nın Yüceliğini Ararız
Rab’bin Duası’nda ilk dilekler bizim ihtiyaçlarımızla değil, Tanrı’nın adı, egemenliği ve iradesiyle ilgilidir:
“Adın kutsal kılınsın. Egemenliğin gelsin. Senin istediğin olsun.”
Bu bize dua ederken merkezde kendimizin değil, Tanrı’nın olması gerektiğini öğretir. Elbette ihtiyaçlarımızı Tanrı’ya getiririz; fakat önce Tanrı’nın yüceliğini, krallığını ve isteğini ararız.
3. Günlük İhtiyaçlarımızı Tanrı’dan İsteriz
“Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver” sözü, Tanrı’ya günlük hayatımızdaki ihtiyaçlarımız için de dua edebileceğimizi gösterir. Yiyecek, iş, sağlık, geçim, barınma, güç, bilgelik ve dayanma gücü gibi ihtiyaçlarımızı Tanrı’ya getirebiliriz.
Bu dilek aynı zamanda bize alçakgönüllülük öğretir. Sahip olduğumuz her şey Tanrı’nın armağanıdır. Gündelik ekmek bile O’nun lütfuyla gelir.
4. Günahlarımız İçin Bağışlanma Dileriz
“Suçlarımızı bağışla” demek, Tanrı’nın önünde günahsız olmadığımızı kabul etmektir. Hristiyan, bağışlanmaya sürekli ihtiyaç duyar. Bu, Mesih’in kurtarışının eksik olduğu anlamına gelmez; aksine Mesih’in bağışlayıcı lütfuna her gün muhtaç olduğumuzu gösterir.
Aynı zamanda İsa bize başkalarını bağışlamayı da öğretir. Tanrı’nın bağışladığı kişi, başkalarına karşı bağışlayıcı bir yürek taşımalıdır.
5. Ayartılmaya Karşı Tanrı’nın Yardımını İsteriz
“Ayartılmamıza izin verme, bizi kötü olandan kurtar” sözleri, ruhsal yaşamın bir mücadele olduğunu hatırlatır. Hristiyan kendi gücüyle günaha, dünyaya ve Şeytan’ın saldırılarına karşı ayakta kalamaz. Bu yüzden Tanrı’dan korunma, bilgelik ve dayanma gücü ister.
Nasıl Dua Etmeliyiz?
Kutsal Kitap’ta dua için tek bir fiziksel duruş emredilmez. İnsanlar farklı durumlarda farklı şekillerde dua etmişlerdir. Bazıları diz çökmüş, bazıları ayakta durmuş, bazıları ellerini kaldırmış, bazıları yüzüstü yere kapanmış, bazıları sessizce, bazıları yüksek sesle dua etmiştir.
Önemli olan öncelikle bedenin duruşu değil, yüreğin Tanrı karşısındaki durumudur. Tanrı dış görünüşe değil, yüreğe bakar. Ancak beden duruşumuz bazen yüreğimizdeki saygıyı, alçakgönüllülüğü, yakarışı veya teslimiyeti ifade edebilir. Bu nedenle diz çökerek, ayakta durarak, ellerimizi açarak, başımızı eğerek ya da sessizce oturarak dua edebiliriz.
Hristiyan her yerde dua edebilir: evde, kilisede, işte, yolda, yalnızken ya da kardeşlerle birlikteyken. Dua belli bir mekâna hapsedilemez. Çünkü Tanrı her yerdedir ve çocuklarının sesini her yerde işitir.
Ne Zaman Dua Etmeliyiz?
Kutsal Kitap bize sürekli dua etmeyi öğretir. Bu, gün boyunca başka hiçbir şey yapmadan yalnızca sözlü dua etmek anlamına gelmez. Sürekli dua etmek, Tanrı’ya bağımlı bir yürekle yaşamak demektir.
Hristiyan düzenli olarak dua etmeyi öğrenmelidir. Sabah güne başlarken, gün içinde kararlar alırken, sıkıntı yaşarken, sevinç duyarken, yemek yerken, çalışırken, gece uyumadan önce Tanrı’ya yönelmek ruhsal yaşamımızı güçlendirir.
Bununla birlikte dua yalnızca belli saatlere sıkıştırılmamalıdır. Her an Tanrı’ya dönebiliriz. Kısa bir yakarış, içten bir şükür, sessiz bir tövbe veya zor bir anda “Rab, bana yardım et” demek de duadır.
Dua Ederken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Dua samimi olmalıdır. Tanrı’yı etkilemek için süslü cümlelere, uzun konuşmalara ya da dini gösterişe ihtiyacımız yoktur. İsa, gösteriş için dua edenleri uyarır. Tanrı’nın hoşnut olduğu dua, alçakgönüllü ve imanla sunulan duadır.
Dua imanla yapılmalıdır. Dua ederken Tanrı’nın bizi işittiğine güveniriz. Ancak bu güven, Tanrı’nın her isteğimizi bizim istediğimiz şekilde ve zamanda yapacağı anlamına gelmez. Tanrı bilgedir, iyidir ve egemendir. Bazen “evet”, bazen “hayır”, bazen de “bekle” der. Hristiyan duası Tanrı’nın bilgeliğine teslim olur.
Dua Mesih’in adıyla yapılmalıdır. Bu yalnızca duanın sonuna “İsa’nın adıyla” demek değildir. Mesih’in adıyla dua etmek, Tanrı’ya kendi hak edişimize dayanarak değil, Mesih’in aracılığına dayanarak yaklaşmak demektir.
Dua Tanrı’nın isteğine uygun olmalıdır. Tanrı’nın Sözü’ne aykırı olan şeyleri dua konusu yapamayız. Kutsal Kitap dualarımızı eğitir, arındırır ve doğru yöne çevirir.
Bireysel ve Topluluk İçinde Dua
Hristiyan hem yalnız başına hem de diğer imanlılarla birlikte dua eder. Kişisel dua, Tanrı’yla gizli yaşamımızı besler. Topluluk duası ise kilisenin ortak imanını, sevgisini ve bağımlılığını ifade eder.
İlk Hristiyanlar birlikte dua etmeye büyük önem verdiler. Kilise yalnızca vaaz dinleyen insanların topluluğu değil, birlikte dua eden Tanrı halkıdır. Bu yüzden Hristiyanlar evlerinde, küçük gruplarda ve kilise toplantılarında birlikte dua etmeyi ihmal etmemelidir.
Sonuç
Dua, Hristiyan yaşamı için hava ve su kadar gereklidir. Dua olmadan ruhsal yaşam zayıflar, yürek katılaşır, iman canlılığını kaybeder. Fakat dua eden kişi Tanrı’nın huzurunda yenilenir, teselli bulur, yönlendirilir ve güçlenir.
Kişi dua ederken kusursuz cümleler kurmak zorunda değildir. Önemli olan, Mesih aracılığıyla Baba’nın huzuruna samimiyetle gelmesidir. Tanrı çocuklarının sesini işitir. Bizi dua etmeye davet eden Tanrı, aynı zamanda dualarımızı lütufkar şekilde kabul eden Tanrı’dır.
Bu nedenle insanlar her durumda dua etmelidir: sevinçte ve kederde, bollukta ve ihtiyaçta, kararsızlıkta ve korkuda, günahını itiraf ederken ve Tanrı’ya şükrederken... Çünkü dua, Tanrı’ya bağımlı bir yaşamın nefesidir.
