Muhtemelen şunu çok sık şekilde bazı insanlardan duymuşsunuzdur: "Sonuçta hepimiz aynı şeye inanıyoruz!" Ancak dikkatli bir ineleme sonrasında aslında herkesin aynı şeye inanmadığını ve arada ciddi farklar olduğunu görebilirsiniz.
Tanrı'nın kimliği meselesi
Hristiyanlık, Tanrı'yı Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olan Üçlübirlik olarak tanır. İslam ise İsa'yı Tanrı'nın Oğlu olarak kabul etmeyi açıkça reddeder ve O'nu bir peygamber olarak görür. Sadece bu durum bile Tanrı'nın kimliği hakkında tam bir farklılıktır. Bu diğer tüm dinler için de aynı şekilde geçerlidir.
Buradaki ayrım yalnızca dinlerin Tanrı hakkında farklı şeyler söylemesi değildir; Tanrı'nın kim olduğuna dair birbirini dışlayan iddialar söz konusudur. Hristiyan imanında İsa Mesih yalnızca peygamber, öğretmen ya da örnek insan değildir. O, beden almış Söz'dür. Oğul'un Tanrılığı reddedildiğinde, yalnızca ufak bir ayrıntı değil, Tanrı bilgisiyle ilgili, tüm Kutsal Kitap'ın en temel noktasının kendisi reddedilmiş olur. Bu yüzden mesele, “aynı Tanrı'ya farklı yollardan mı bakıyoruz?” sorusundan daha derindir. Sorun, Tanrı'nın kendisini Mesih'te nasıl açıkladığıdır.
Bu noktada fark sadece kavramsal değildir; ibadetin, duanın ve kurtuluş anlayışının tamamını belirler. Eğer İsa Mesih gerçekten Tanrı değilse, O'na sunulan iman ve tapınma yanlış olur. Ama eğer O gerçekten Rab ise, O'nu yalnızca iyi bir öğretmen düzeyine indirmek Tanrı'nın kendisi hakkında verdiği tanıklığı reddetmek anlamına gelir. Yeni Antlaşma'da mesele tam olarak budur: Mesih'in kimliği, yalnızca bir mezhep tartışması değil, insanın Tanrı'yı gerçekten tanıyıp tanımadığı sorusudur.
Kilisenin tarihsel tanıklığı
Tarih boyunca kilise de bu konuyu bir yan mesele olarak görmedi. İlk yüzyıllardan itibaren Hristiyanlar, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un kimliği konusunda büyük dikkat gösterdi. İznik Konsili'nde tartışılan konu da tam olarak buydu: İsa gerçekten Tanrı mıdır, değil midir? Kilise, Kutsal Kitap'ın tanıklığına dayanarak Oğul'un gerçek Tanrı olduğunu açıkça ikrar etti. Bu tarihsel vurgu, Üçlübirlik öğretisinin sonradan eklenmiş bir süs değil, Hristiyan imanının merkezinde yer alan bir gerçek olduğunu gösterir.
Burada kısa bir tarihsel bağlam vermek yararlı olur. Dördüncü yüzyılda Arius adlı bir öğretmen, Oğul'un ezeli ve ebedi Tanrı olmadığını, yaratılmış olduğunu savunuyordu. Sorun sadece teknik bir ifade farkı değildi. Eğer Mesih yaratılmışsa, o zaman Tanrı insanı kurtarmak için kendisini değil, yalnızca yüksek bir yaratığı göndermiş olurdu. Kilise bu nedenle meseleyi son derece ciddi gördü. İznik'te yapılan vurgu, Mesih'in Baba ile aynı tanrısal öze sahip olduğuydu. Bu da Hristiyanların baştan beri İsa'yı sadece onurlu bir elçi değil, gerçek Rab olarak ikrar ettiğini gösterir.
Bu tarihsel örnek aynı zamanda şunu da gösterir: kilise, birlik adına Mesih'in kimliği konusunu belirsiz bırakmadı. Tam tersine, gerçek birlik ancak gerçek Mesih etrafında mümkündü. Bugün de “aramızdaki farklar çok önemli değil” demek kulağa barışçıl gelebilir; fakat kilisenin tarihsel tanıklığı, Mesih'in kimliğinin iman ile yanılgı arasındaki çizgiyi belirlediğini söyler.
Yahudilikle ortak köken, Mesih'te ayrım
Yahudilikle ortak zemin vardır — her iki inanç da Eski Antlaşma'nın Tanrısını tanır. Ama Hristiyanlık, İsa'nın beklenen Mesih olduğunu kabul eder; Yahudilik bunu reddeder. Yani ortak kökene rağmen, Mesih konusunda yollar ayrılır.
Bu yüzden Yahudilikle Hristiyanlık arasındaki ilişki, basitçe “aynı Tanrı'ya inanıyoruz, sadece Mesih konusunda anlaşamıyoruz” diye özetlenemez. Kutsal Kitap'ın kendi tanıklığına göre Mesih'i reddetmek, Tanrı'nın kurtarıcı açıklamasını da reddetmektir. Hristiyanlık açısından Eski Antlaşma, Mesih'te tamamlanır; Mesih olmadan o vaatlerin anlamı eksik kalır. Bu nedenle ortak tarihsel köken gerçektir, ama bugünkü iman ikrarı düzeyinde tam bir özdeşlikten söz etmek mümkün değildir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Hristiyanlık, Eski Antlaşma'yı bırakıp başka bir Tanrı'ya yöneldiğini söylemez. Tam tersine, İbrahim'in, İshak'ın ve Yakup'un Tanrısı'nın Mesih'te kendisini bütünüyle açıkladığını söyler. Ayrılık, yeni bir Tanrı icat etmekten değil, Tanrı'nın Mesih'teki nihai açıklamasını kabul edip etmemekten doğar. Bu yüzden mesele sadece tarihsel akrabalık değil, vahyin doruk noktasının nerede görüldüğüdür.
Mesih'in kişiliği ve işi ayrılmazdır
Pratikte de bunu görmek zor değildir. Bir kişi İsa'yı yalnızca ahlak öğretmeni olarak görüyorsa, onun çarmıhtaki ölümü kefaret değil yalnızca örnek olur. Eğer İsa gerçekten Mesih değilse, o zaman müjde de yalnızca ahlaki öğütlere indirgenir. Oysa Hristiyan imanında kurtuluş, Mesih'in kişiliğine ve işine bağlıdır: kim olduğu ve bizim için ne yaptığı ayrılmaz biçimde birlikte durur.
Bunu günlük düzeyde de düşünebiliriz. Eğer Mesih yalnızca iyi bir örnekse, insanın en büyük ihtiyacı affedilmek değil, biraz daha iyi biri olmaktır. Böyle bir yaklaşımda günah, Tanrı'ya karşı suç olmaktan çok eğitim eksikliğine indirgenir. Ama Kutsal Kitap insanın sorununu daha derinde teşhis eder: insan Tanrı'dan ayrıdır, suçludur ve kendi kendini kurtaramaz. Bu yüzden bize yalnızca yol gösteren bir öğretmen değil, yerimize geçen bir Kurtarıcı gerekir.
Tarih boyunca sapkın öğretilerin çoğu tam da burada ortaya çıkmıştır: ya Mesih'in kişiliği küçültülmüş ya da çarmıhın anlamı zayıflatılmıştır. Oysa kilise, elçisel tanıklığa sadık kalarak Mesih'in hem tam Tanrı hem tam insan olduğunu, ayrıca günahkârlar için gerçek kefareti sağladığını ikrar etmiştir. Müjdeyi müjde yapan şey de budur; bize yalnızca ne yapmamız gerektiğini söylemez, Tanrı'nın Mesih'te ne yaptığını bildirir.
İsa, Yuhanna 14:6 ayetinde "Yol, gerçek ve yaşam Ben'im. Benim aracılığım olmadan Baba'ya kimse gelemez" der. Bu, tüm yolların aynı Tanrı'ya götürdüğü iddiasına karşı net bir ifadedir.
Bu sözler Hristiyanlığın dışlayıcı olmak için kurulmuş bir sloganı değil, Mesih merkezli yapısını açık eder. Hristiyanlıkta Tanrı'ya yaklaşım soyut bir teizm üzerinden değil, İsa Mesih aracılığıyladır. Dolayısıyla “hepimiz aslında aynı Tanrı'ya inanıyoruz” ifadesi iyi niyetli görünse de, Hristiyan öğretisinin merkezindeki tanıklıkla uyuşmaz.
