Markos Müjdesi’nde Celile Gölü Mucizeleri
Markos Müjdesi, İsa’nın Celile Gölü’nde gerçekleştirdiği iki etkileyici mucizeyi anlatır.
İlk mucizede İsa, fırtınayı ve azgın denizi yatıştırmıştı. (Markos 4:35–41). İkinci mucizede ise denizde mahsur kalan öğrencilerine ulaşmak için suyun üzerinde yürümüştü ve fırtına dinmişti. (Markos 6:47–52). Bu ikinci olay, Markos Müjdesi’ni okuyanların çoğu zaman kafasını karıştıran tuhaf bir ifadeyi içerir: “Akşam olduğunda, tekne gölün ortasına varmıştı. Yalnız başına karada kalan İsa, öğrencilerinin kürek çekmekte çok zorlandıklarını gördü. Çünkü rüzgar onlara karşı esiyordu. Sabaha karşı İsa, gölün üstünde yürüyerek onlara yaklaştı. Yanlarından geçip gidecekti.”
Bu bölüm, Eski Antlaşma ile Yeni Antlaşma’yı birbirine bağlamanın önemini gösterir. Eski Antlaşma’nın diline aşina olunmadığında, bu metnin tam anlamı okuyucunun gözünden kaçabilir.
Suyun Üzerinde Yürümek
Çoğu okuyucu bu olayı İsa’nın “denizin üzerinde yürümesi” olarak bilir (Markos 6:48). Sanat dünyasında ya da televizyon yapımlarında bu sahneyi tasvir eden pek çok örnek vardır. Markos’un İsa’yı bu şekilde tanımlaması, Eyüp 9:8 ayetini açıkça hatırlatır: “O'dur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.” Yeni Antlaşma’dan çok daha önce yazılmış olan bu bölümün Grekçe orijinal metninde, Markos’un kullandığı ifadeye neredeyse birebir benzer bir ifade kullanılmıştır.
Eyüp 9.bölüm büyük ölçüde Rab’bin yaratma, yargılama ve hüküm sürme yetkisiyle ilgilidir. Dolayısıyla suyun üzerinde yürümek açıkça tanrısal bir eylemdir (ayrıca bkz. Eyüp 38:16; Mezmurlar 77:19; Yeşaya 43:16). Markos’un da burada mantığı bir kıyas gibi işler: "Yahve suyun üzerinde yürür; İsa suyun üzerinde yürür; öyleyse İsa Yahve’dir."
Daha Büyük Bir Sina
Markos’u okuyanlar, İsa’nın suyun üzerinde yürüdüğünü —yani Yahve’nin yaptığı şeyi yaptığını— fark ettiklerinde, Eski Antlaşma’ya yapılan ikinci bir göndermeyi anlamaya hazır hâle gelirler. Ancak bu gönderme biraz daha karmaşıktır ve aynı ölçüde biraz gizemlidir. Markos 6:48 şöyle der: “İsa yanlarından geçip gidecekti.” İlk bakışta bu ifade pek anlamlı görünmez; çünkü öğrenciler Celile Gölü’nde, azgın bir fırtınanın ortasında mahsur kalmışlardır. Eğer İsa onların yanından geçip gidecekse, bu nasıl bir kurtarma girişimi olabilir?
Markos bu garip dili, İsrail tarihindeki en önemli olaylardan birini hatırlatmak için kullanır: Tanrı’nın görkeminin bir kısmını Musa’ya açıklaması. “Yanlarından geçmek” şeklindeki gizemli ifadenin anlamını açan anahtar, Mısır’dan Çıkış 33:18–22’de bulunur:
Musa’nın Özlemi, Öğrencilerin Deneyimi
Sina’da Musa Tanrı’nın görkemini görmek ister, fakat Rab ona yalnızca kısa bir bakış imkânı verir. Markos ise anlatıya bu iki Eski Antlaşma göndermesini yerleştirerek, İsa’nın yeryüzündeki Tanrı görkeminin görünür varlığı olduğunu gösterir; öğrenciler de Musa’nın özlemini çektiği şeyi deneyimler.
Ancak burada bir sorun vardır: Öğrenciler olayın önemini fark edemezler; çünkü bir “hayalet” gördüklerini söylerler (Markos 6:49). Öğrencilerin İsa’yı gerçekten beden almış Yahve olarak kavramaları, Markos’un anlatısının sonuna kadar tam anlamıyla gerçekleşmez (Markos 16:7). Musa Tanrı’nın görkemine yalnızca bir anlık bakışla tanık olmuşken, öğrenciler Tanrı’nın görkeminin doluluğunu İsa’nın kişiliğinde deneyimlerler.
İlk bakışta garip gibi görünen şey, aslında net bir işaretti. Markos 6:48’de gördüğümüz gibi, “yanlarından geçmek istedi” şeklindeki görünüşte tuhaf ifade, İsa’nın garip bir davranış sergilediğini değil, öğrencilerine tanrısal kimliğini açıklamak istediğini gösterir.
Kutsal Kitap’ın Kendi İçindeki Bağlantıları
Kutsal Kitap, Tanrı’nın halkına İbranice, Aramice ve Grekçe aracılığıyla iletilmiş ve yaklaşık 1500 yıllık bir süreçte yazılmıştır. Kutsal Kitap’ı tümüyle benzersiz kılan yönlerden biri, kendi içinde kendisine gönderme yapmasıdır. Yeni Antlaşma yazarları Eski Antlaşma’dan 350 kez alıntı yapar ve ona 3000’den fazla kez göndermede bulunur.
Fakat hikâye bununla sınırlı değildir. Eski Antlaşma da çoğu zaman kendi içinde kendisine gönderme yapar. Daha sonraki Eski Antlaşma yazarları, önceki yazılara ve özellikle de Pentatök’e yani Musa'nın ilk 5 kitabına atıfta bulunurlar. Bu da binlerce kez gerçekleşir.
Tanrı Kutsal Kitap’ı kendi içinde bağlantılı olacak şekilde tasarladığı için, halkının bu Kutsal Kitap içi bağlantıları fark etmesini bekler. Bu bağlantıların izini sürdüğümüzde ise Kutsal Yazılar’ın tam anlamını kavramaya başlarız.
Kutsal Yazıların Derinliğini Anlamak
Günümüz Kutsal Kitap okuyucularının, Kutsal Yazılar’ı incelemelerine yardımcı olacak sayısız kaynağa erişimi vardır. Ruh, okuma sırasında çoğu zaman bize gerçeği açıklasa da, Kutsal Kitap bize Tanrı Sözü’nü doğru biçimde kullanma görevini ciddiyetle sürdürmeyi ve Elçilerin İşleri 17.bölümdeki Veriyalılar gibi bilgelik ve hakikat için araştırmayı öğretir.
Markos 6.bölümdeki bu göndermelerin gösterdiği gibi, Eski ve Yeni Antlaşma’nın birbirine bağlılığını gördüğümüzde Tanrı Sözü’nün güzelliğini ve derinliğini daha iyi anlayabiliriz.



Tartışma
Yorumlar0
Henüz yorum yok
Bu yazıya ilk sözü söyleyen sen ol.