Yasa’nın Tekrarı’nın ilk bölümlerinin çoğunu oluşturan tarihsel anlatımın arasına öğütler serpiştirilmiştir. En dokunaklılarından biri Yasa’nın Tekrarı 10:12-22’de bulunur. Muhteşem temaları şunları içerir:

(1) Hem Rab’den korkmayı hem de O’nu sevmeyi kapsayan katıksız bir Tanrı-merkezlilik (10:12-13). Kafası karışmış ve körleşmiş dünyamızda, Tanrı’yı sevmeden O’ndan korkmak dehşete ve oradan da tabulara, büyüye, efsunlara, ayinlere dönüşecektir; Tanrı’ya itaat etmeden O’nu sevmek, güçlü bir sevgi olmadan duygusallığa, ahlaki canlılık olmadan dindarlık iddialarına, herhangi bir uygunsuzluk duygusu olmadan dizginlenemeyen güç arzusuna, kutsallık tutkusu olmadan ilişkilere duyulan nostaljik özlemlere dönüşecektir. Her iki model de Kutsal Kitap’ın söyledikleriyle uyuşmamaktadır: “Şimdi, ey İsrail halkı, Tanrınız RAB sizden ne istiyor? Yalnız şunu istiyor: Tanrınız RAB’den korkun, O’nun yollarında yürüyün, O’nu sevin; bütün yüreğinizle, bütün canınızla O’na kulluk edin” (10:12).

(2) Seçimi lütufkâr bir eylem olarak resmeden katıksız bir Tanrı-merkezlilik. Tanrı tüm gösterinin sahibidir –”Gökler de, göklerin gökleri de, yeryüzü ve içindeki her şey” (10:14). Onunla dilediği gibi oynayabilir. Aslında yaptığı şey, atalara “sevgisini göstermek”, onları sevmek ve karşılığında onların soyunu seçmektir (10:15; krş. 4:37). (3) Dinin salt törenleri ve gösterişiyle asla tatmin olmayan katıksız bir Tanrı-merkezlilik: yürek ister (10:16). Bu nedenle fiziksel sünnet Eski Antlaşma’da bile asla kendi başına bir amaç olarak görülemezdi. Daha derin bir şeyi sembolize ediyordu: yüreğin sünneti. Tanrı’nın istediği sadece belli kişilerin kendisine ait olduğunu gösteren dışsal bir işaret değil, bizi sürekli olarak Tanrı’ya yönelten içsel bir yürek ve zihin eğilimidir.

(4) Tanrı’nın tarafsızlığını ve dolayısıyla adaletini kabul eden ve buna göre davranan katıksız bir Tanrı-merkezlilik (10:17-20). O, “tanrıların Tanrısı, rablerin Rabbi’dir” (10:17). O halde rüşvet kabul etmemesine ve taraf tutmamasına şaşmamak gerekir. (Seçimi asla tarafgirlikle karıştırmayın. Tarafgirlik, kayrılan azınlık uğruna adaleti saptırmaya istekli olmakla bozulan iltimastır; seçim ise Tanrı’nın özgür kararıyla belirli insanları seçer, başka bir şey değil ve o zaman bile adalet saptırılmaz: nitekim, çarmıh). Ve halkından da buna uygun davranmasını bekler.

(5) Halkının övgüsünde sergilenen katıksız bir Tanrı-merkezlilik (10:20-22). “O övgünüzdür.

Gözlerinizle gördüğünüz o büyük, heybetli belirtileri sizin için gerçekleştiren Tanrınız’dır” (10:21). Tanrı’ya odaklananların övecekleri çok şey vardır. Vizyonu sadece dünyasal ya da benmerkezci olanların içi kurumuş erik gibi kurur. Tanrı sizin övgülerinizdir!